Indigo Çocuklar

Ülke olarak geçirdiğimiz yoğun, zor ve acı günler sonrasında tam feraha çıkabileceğimizi sanırken bu defa de Covid-19 hastalığının ülkemizde de görülmesi ile yeniden kabuklarımıza çekildik. Sipagetti olarak sizlere doğru bilgi sunma gayretimizin bir neticesi olarak bu güncel konular hakkında spekülatif yazılar yazmamayı tercih ediyoruz. Bu sebeple, naçizane sitemize çok sayıda ziyaretçi çekebileceğimiz fakat diğer sitelerde de yer alan ve doğruluğu kanıtlanmamış bilgileri içerecek, SARS-Cov-2 virüsü hakkında bir yazı yazmamayı tercih ettik. Bunun yerine üzerinden biraz zaman geçmiş olsa da güncel sayılabilecek bir başka konu hakkında sizlerle birlikteyiz: Indigo Çocuklar.

Öncelikle ne kadar deli saçması gelse de, Indigo Çocuklar olarak adlandırılan ve özel yeteneklere haiz bazı çocuklar hakkında neler yazılıp çizildiğinden bahsedeceğiz.

Indigo ile başlayalım…

Indigo rengi 450-420 nm dalga boyunda, RGB olarak (63,0,255)’e tekabül eden aşağıda görülen renktir.



Indigo Çocuk terimi, bazı çocukların –o her ne ise–  auralarının, bu renkte olduğunu belirtmek için kullanılıyor. İnanılan o ki, bu çocuklar tam ya da yarı uzaylılarmış ve insanlığın kurtuluşu için gönderilmişler. Aynı zamanda insan evriminin bir sonraki aşamasını temsil ediyorlarmış. (Bu ifadeler o kadar bilimden uzak ki “öğrenilen geçmiş zaman kipi -miş” kullanmadan aktaramıyorum.)

Indigo Çocuklar 1970-1990 yılları arasında doğmuşlar ancak tabi ki bu devirde doğan çocukların tamamı indigo değilmiş. Dünyayı değiştirme gayesi ile geldiklerinden savaşçı bir ruha sahiplermiş. Bu savaşçı ruhları sayesinde geleneksel körelmiş sistemleri yıkmayı, gezegenimiz hakkında yüksek bilinç sahibi olmamızı ve kapitalizmin zulmünün yenilmesini başarmayı amaç edinmişler. Onlar sayesinde bugün organik gıda tüketimi artmış, küresel ısınmaya karşı tepki gösterilmeye başlanmış, bitkisel ilaçlara dair inanç artmış,… Indigo auraları sayesinde psişik yetenekleri varmış ve böylece yalanı anlayabiliyorlarmış. Onların bilge ruhları hürmetine köhnemiş zihinlerimizden kurtulmuşuz ve sonrasında da Kristal Çocuklar kendi görevlerini ifa etmek üzere gelmişler.

Kristal Çocuklar da 2000 yılında aramıza katılmaya başlamışlar. Kristal çocukların aurası da kristal rengindeymiş ki öyle bir renk yok. Onların amacı da dünyaya sevgi, barış ve bilgelik yaymakmış. Doğanın tüm unsurları ile katıksız bir harmoni içerisinde yaşayarak, insanlığa doğru yolu göstereceklermiş. Bunlar büyüdüklerinde ki bazıları şu an 20 yaşında, değişim başlayacakmış. Bir inanışa göre Hz. İsa da vaktinden erken gelen bir Kristal Çocukmuş. Christ kelimesi ile Crystal kelimesinin benzemesi de bundanmış. Bunlardan sonra da Yıldıztohumu çocukların devri başlayacakmış.

Yıldıztohumu Çocuklar, yüksek teknoloji konusunda deha sahibiymişler. Aşırı derecede yüksek zekâ ve içgörü ile nesneleri uzaktan hareket ettirebilme yetisi (telekinezi) geliştireceklermiş. (Keşke uçmak, kızılötesi görmek, zihin kontrolü yapmak gibi şeyleri de yapabilecek olsalarmış. Bu halleriyle kısıtlı bir hayal gücünün ürünü oldukları sanılabilir.) Amaçları yüksek teknolojiyi hayatın her aşamasına uygulamak ve kendilerinden sonra gelecek Gökkuşağı Çocuklar için gerekli altyapıyı hazırlamakmış.



En son gelecek olan Gökkuşağı Çocuklar herkesi sevebilen, tüm dünyaya bunu aşılayacak olan ve insanlığı, evriminin bir sonraki aşaması olan bilinçsel yüceliğe ulaştıracak olan, hayvansı tüm dürtülerin yok olmasına ön ayak olacak olan nesilmiş.

Bu yeni akım, acemi mitolojisi birçok insan için o kadar gerçek ki, bununla ilgili bir film dahi çekildi: Indigo.



Yazımızın bu kısmına kadar bizim sabırla yazdığımız, sizin de lütfederek okuduğunuz kısıtlı yaratıcılık ürünü masalımıza burada bir son verip, bu çocukların neden böyle olduğundan bahsedelim:

Bu çocukların ortak özellikleri şunlar:

  • Dünya’ya üstünlük, öncüllük hissiyatı ile geliyorlar,
  • Mutlak otoriteye başkaldırma eğilimindeler,
  • Yaratıcı bir düşünce gerektirmeyen, sıradan işleri yapmaktan ziyadesiyle sıkılıyorlar,
  • Genelde asosyal oluyorlar ve ancak kendi benzerleri ile birlikte sosyalleşebiliyorlar,

Bu özel çocukların çok büyük bir çoğunluğu özel öğretmenler ile evde eğitim görmek zorunda kalıyorlar, zira okula adaptasyon sağlayamıyorlar. Çünkü birçoğu zaten öğretmenleri gibi konuşuyor ve öğretmenleri gibi düşünebiliyorlar. Okula gitmek istemiyorlar çünkü sıkılıyorlar ve bunun üzerine aileleri tarafından psikologlara götürülüyor; psikologlar da onlara zihinlerinin olduğu gibi çalışmasına engelleyen ilaçlar veriyorlar. Bu çocuklara konan tanı çoğunlukla Dikkat Eksikliği Bozukluğu (A.D.D.) ya da Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (A.D.H.D.). Ebeveynlerin büyük kısmı, evlatlarına psikolojik ya da zihinsel bozukluk tanısı konulmasından hoşlanmıyorlar ve biraz da metafiziksel yatkınlıkları var ise az evvel bahsettiğimiz hikâyeye inanmayı yeğliyorlar.


“Tıpta, ADHD, bir rahatsızlıktır. Bir bozukluktur. Eğer bir ebeveynseniz, çocuğunuzun hasta olduğu fikrindense, “seçilmiş” olduğu düşüncesi daha kabul edilebilir geliyor.”

David Cohen (Florida Uluslararası Üniversitesi (FIU))


Fakat atladıkları bir husus var: Süper güçleri olduğuna inanan çocuklar bu durumdan çok olumsuz etkilenebilir, kendilerini diğer çocuklardan ve hatta diğer büyüklerden üstün görmeye başlayabilirler. Ebeveynleri tarafından böyle hastalıklı düşüncelere inandırılan çocuklar, “meleklerle konuşup, onlardan aldıkları öğütleri başkalarına anlatabilir”, “bir önceki hayatında Mars’ta yaşadığını ve gelecekte insanlığı zor günlerin beklediğini söyleyebilirler.”.

Çocuklarına bu türlü davranan ebeveynler, onların hala çocuk olduğunu unutup, onların zihinlerine böylesine korkunç fikirleri sokarak onların geleceklerini karartıyor olabilirler.

Kasım 2005’te, Amerika’da gerçekleştirilen bir ankette, katılanların 20%’si yeniden doğduğuna, 40% hayaletlere inandığını söylemiş. Böyle bir demografik ortamda, Indigo Çocuklar’ın uzaydan gelen kurtarıcılar olduğuna inanılmasına çok da şaşırmamak gerekiyor.

Bu çocukların tamamına yakını yüksek IQ’ya sahip ve ADHD ya da ADD ya da otistik olmaları buna bir engel değil. Bu çocuklara beyinlerinin farklı çalıştığını, onların diğer çocuklardan farklı olduklarını söylemektense, onlara “geleceği görebildiklerini”, “ruhlarla konuşabildiklerini” söylemek, bunlara inanmalarını sağlamak iyi ebeveynlik yapmış olmak değildir kanaatimizce.

Bu durumu görmezden gelmek, bu çocukların almaları gereken farklı eğitim şeklini; onlara verilmesi gereken özel ilgiyi de elimizin tersiyle itmek demek.

“Indigo Çocuklar normal çocuklardır, asıl indigo olan ebeveynleridir.” diyoruz ve yazımıza burada son veriyoruz.



Bir sonraki yazımıza kadar Sipagetti ile günceli en az 1-2 ay geriden takip edin.


Yorum yazmak için giriş yapın.
Giriş Yap