Japon Bal Arılarının İnanılmaz Savunma Stratejisi

22 Nisan 2019

Japon bal arıları, rahatsız edilmedikçe etliye sütlüye karışmayan, kendi hallerinde hayatlarını idame ettirmeye çalışan, tabiri caizse hemşehrileri Japon "salaryman (sarariman)"lar gibi yaşayıp giden olağanüstü canlılardır. İsimleri her ne kadar Japon bal arısı olsa da (apis cerana japonica) yapılan araştırmalar neticesinde kökenlerinin Kore olduğu anlaşılmıştır. Bizim için Koreli, Çinli, Japon,.. hepsi bir olduğu için bunun çok da bir önemi yok aslında.



Her ne kadar Japon insanlar yalın üretim metotları, israfı engelleme yöntemleri, sürekli iyileştirme gibi kavramları ortaya atarak ya da benimseyerek imalatta sürat ve kaliteyi buluşturmuş bir millet olsa da, Japon arılar aynı niteliklere pek sahip olmadığından, Japon arı yetiştiricileri, daha seri bal üretimi yapabilen Avrupa bal arılarını ülkelerine getirmeyi akıl etmişler.

Ancak bunun neticesi olarak arada bir hiç hesapta olmayan büyük trajediler yaşanıyor. Avrupalı arıların kovanlarını keşfeden, Japonya'ya özgü ve Dünya'nın en büyük eşek arıları olan Japon dev eşek arıları yalnızca bir kaç saat içerisinde koca bir koloniyi katledebiliyorlar. Avrupalı bal arılarının çaresizliğini sayılarla ifade etmek gerekirse, yaklaşık olarak 30.000 arıdan oluşan bir koloni yalnızca 30 adet eşek arısı tarafından, 3-4 saat içerisinde yok edilebiliyor.

Japon Dev Eşek Arısı - Boyutları gerçekten ürkütücü

Yazımıza konu olan durum ise, bu trajedinin, Japon bal arıları söz konusu olduğunda hiç yaşanmıyor olması. Zira yerli arılar, bu binlerce yıllık tehdide karşı kendilerini nasıl savunmaları gerektiğini bulmuşlar: Eşek arılarının öncüsü, keşif için geldiğinde, bal arıları sanki farkında bile değillermiş, ortamda bir eşek arısının varlığından hiç de rahatsız olmamışlar ve her şey gayet normalmiş gibi sakin bir şekilde sağa sola açılarak kaşifin iyice yaklaşmasını bekliyorlar. Fakat daha sonra, eşek arısının hiç beklemediği bir anda yüzlerce bal arısı bir top gibi olacak şekilde eşek arısının etrafını sarıp, kanatlarını çırpmaya ve vücutlarını titretmeye başlıyor. Ne olduğunu bile anlayamayan eşek arısının vücut sıcaklığı, titreşen bal arılarının sıcaklığı ve iç kısımlarda karbondioksit yoğunluğunun artmasıyla yavaş yavaş yükselmeye başlıyor.



Japon bal arıları tabi ki bunu eşek arılarına sıcak bir karşılama sunmak için yapmıyor. Japon bal arıları 47.8°C sıcaklığa dayanabilirken, Japon dev eşek arılarının proteinleri 46.1°C sıcaklıkta bozulmaya başlıyor. Bu sebeple gittikçe yükselen iç sıcaklık 46.1°C mertebesine geldiğinde eşek arısı mevta oluyor ve kovanlarını başarıyla koruyan bal arıları sıcaklığı arttırmayı bırakıyor.

Bu iki tür arının yaşamı ve ölümü arasındaki ince fark sadece 1.7°C olduğu için bal arıları çok dikkatli olmak zorunda. Yani bal arılarımız, dev eşek arısı ölür ölmez titreşmeyi bırakmazlarsa, oluşturdukları top şeklinde kümenin iç kısımlarında bulunan bal arıları da zaman zaman mevta olabiliyor.

Japon bal arılarının bu taktiği nasıl keşfetmiş oldukları, bu eylem esnasında beyinlerinde aktifleşen bir takım genler olduğu keşfedilmiş olsa da henüz tam olarak bilinmiyor: İlk hangi arının aklına geldiği ve diğerleri bu fikri uygulamaya nasıl ikna etti bilemiyorum ancak fikrin çok dahiyane olduğunu söylemeden geçemeyeceğim.
 
Bize milletçe kenetlenmemizin, birlik olmamızın bolca söylendiği bu günlerde aklıma bu taktik gelmiş olsa da, bu sefer hep iç kısımda kalanlar ile hep dış kısımda kalanlar olarak yine ayrışacağımızı, bu işi sırayla yapmayı beceremeyeceğimizi, bu sebeple de bu taktiği ülkemizde uygulayamayacağımızı üzülerek fark ettim.

Yorum yazmak için giriş yapın.
Giriş Yap