Samsung'un Son İcadı : Ölümsüzlük

Aşağıda fotoğrafını gördüğünüz kişi, dünyanın en büyük şirketlerinden biri olan Samsung’un grup başkanı Lee Kun-hee. 1942 doğumlu Lee Kun-hee, Samsung’un kurucusu Lee Byung-chul’un oğlu.

Sahip olduğu 40 milyar dolarlık servetle dünyanın en zengin insanları arasında gösterilen Lee Kun-hee’nin, bugün Sipagetti’ye konu olmasının sebebiyse, kendisinin sahip olduğu muazzam ekonomik güç nedeniyle zorunlu olarak ölümsüzlüğe kavuşturulmuş olmasıdır (evet kendi rızası dışında). Bu tam olarak hayal ettiğimiz anlamda bir ölümsüzlük sayılmasa da, hikayenin oldukça ilginç olduğu gerçeğini değiştirmiyor.

Lee Kun-hee 2014 yılının Mayıs ayında geçirdiği bir kalp krizi sonucu olduğu yere yığılıyor. Çalışanları Lee Kun-hee’yi hemen ailenin sahip olduğu Samsung Tıp Merkezi’ne kaldırıyorlar. İşte Lee Kun-hee’nin hastaneye kaldırıldığı o günden beri, birinci derece akrabaları ve yüksek mevki sahibi Samsung yöneticileri dışında kimse en ufak bir haber dahi alamıyor.

Lee Kun-hee’yi bizzat gördüğünü iddia eden yakınları, durumunun stabil olduğundan ve sağlığının her geçen gün daha iyiye gittiğinden başka bir şey söylemiyor. Hastaneye bir şekilde girip, VIP katına çıkmayı başarabilen basın görevlileri ise, kızgın Samsung güvenlikçileri tarafından hastaneden atılıyor. Doğal olarak ülkenin en güçlü iş insanının 5 yıldan uzun süredir kimsecikler tarafından görülmemesi, Seul çarşı eşrafı arasında “Lee Kun-hee öldü mü acaba?” sorularını akıllara getiriyor.

Peki Lee Kun-hee gerçekten yaşıyor mu (büyük ihtimalle hayır)? Yoksa gerçekten öldü mü (muhtemelen evet)? Ama en önemlisi, Samsung neden Lee Kun-hee’nin öldüğünü saklama gereği duyuyor?

Aslında cevabımız çok basit, cevaba giden yolumuzda sizleri Lee Kun-hee’nin oğlu olan Lee Jae-yong ile tanıştırmak istiyorum.

Babamın öldüğünü dünyadan nasıl gizlerim?” bakışıyla poz veren bu iş insanı, zorla ölümsüzlük bahşedilen Lee Kun-hee ile birlikte Samsung’un şu anki eş başkanı. Endüstri devi bir ailenin çocuğu olmasına rağmen üniversitede Asya Tarihi okumayı seçen Lee Jae-yong, muhtemelen babasının baskısıyla, Güney Kore standartlarına göre çok parlak olmayan bir üniversitede işletme yüksek lisansı yaptıktan sonra iş idaresi eğitimi almak için Harvard’ın yolunu tutmuş. Birçok zengin ve güçlü insanın çocuklarının, ellerini kollarını sallayarak mezun olduğu Harvard Üniversitesi’nden, geçirdiği beş yılın sonunda diploma alamayarak dönen çapsız Lee Jae-yong, Samsung’ta kıytırık(!) bir başkan yardımcısı pozisyonuyla yetinmek zorunda kalmış.

Muhtemelen rahmetli Lee Kun-hee’nin toplam servetinin 40 milyar dolar olduğunu, yazımızın başında belirtmiştik. Lee Kun-hee’nin ölmesi durumunda oğlu Lee Jae-yong’a düşecek olan miras yaklaşık olarak 15 milyar dolar.

İşte dananın kuyruğu tam olarak bu noktada kopuyor. Güney Kore kanunlarına göre bu mirasın %65’inin, yani yaklaşık olarak 10 milyar dolarının, veraset vergisi olarak devlete ödenmesi gerekiyor.

Ne olacak, versin 10 milyar dolarını, alsın 5 milyar dolarını…5 milyar dolar az para mı?” dediğinizi duyar gibiyim. Fakat tam bu noktada ufak bir problem daha çıkıyor.

Dünyanın en zengin insanlarını aklınıza getirin. Mesela Microsoft’un kurucusu Bill Gates... Bill Gates’in servetinin 100 milyar dolar civarında olduğu biliniyor. Şu an gidip Bill Gates’in banka hesabına bakabilecek olsaydık, Bill Gates’in banka hesabından bu paranın yüzde birini hatta binde birini bile muhtemelen bulamazdık.  Ee peki nerede bu 100 milyar dolar? Tabi ki varlıklarda. Evler, sanat eserleri vs… de varlık sayılıyor ama en önemlisi hisse senetleri, daha spesifik konuşmak gerekirse Microsoft hisse senetleri.

Benzer durum Lee Kun-hee için de geçerli. 40 milyar dolarlık varlığının hemen hepsini Samsung hisse senetleri oluşturmakta. Dolayısıyla oğluna kalması gereken 15 milyar dolarlık mirasın da hemen hepsi Samsung hisse senetlerinden oluşmakta.

Fakat Güney Kore devletine ödenmesi gereken, 10 milyar doları bulabilecek, veraset vergisinin nakit olarak ödenmesi gerekiyor. Dolayısıyla, Lee Jae-yong’un veraset vergisini ödeyebilmesi için babasından kalan Samsung hisse senetlerinin bir kısmını satması lazım.

Lee Jae-yong’un bahtsızlığı burada bitmiyor, aşağıda verilen tabloya bakacak olursanız, Samsung hisselerinin 2014 yılından bu yana iki katı değere ulaştığını görebilirsiniz. Yani devir alacağı miras katlanarak büyürken, ödemesi gerekecek olan veraset vergisi de katlanarak büyüyor.

 

Lee Jae-yong bütün bunlara rağmen babasının mirasını devir almak ister ve vergiyi ödemeyi kabul ederse, çok ama çok büyük miktarlarda Samsung hissesi satması gerekecek. Bu kadar büyük miktarda hisse senedinin kısa sürede satılması da, doğal olarak Samsung hisse fiyatlarını kademeli olarak düşürecek ve Lee Jae-yong’un 15 milyar dolarlık potansiyel mirasının çok ufak bir kısmıyla yetinmesine neden olacak.

Yani Lee Jae-yong’un babasının muhtemel ölümünü gizlemesinin nedeni tabi ki para ve daha da önemlisi Samsung üzerinde Lee ailesinin kontrolünü kaybetmesine neden olabilecek kadar miktarda hisse senedi satmak istememesi.

Güney Kore hakkında daha önce yazdığımız yazımızda (henüz okumadıysanız buraya tıklayıp okuyabilirsiniz), Samsung, Hyundai, LG gibi chaebolların (bizdeki holding benzeri dev şirketler) devlet tarafından desteklendiğinden ve varlıklarının Güney Kore için çok önemli olduğundan bahsetmiştik. Fakat şu an halktan gelen yoğun baskıyla beraber Güney Kore’de çok farklı bir hava var ve chaebolların dokunulmaz olduğu, her istediklerini aldıkları o dönemler bitmiş gibi gözüküyor.

Yeni döneme girildiğini sembolize eden en önemli olay, Lee Jae-yong’un 2018 yılında eski devlet başkanına rüşvet vermekten dolayı yaklaşık altı ay hapis yatırılmış olması. Lee Jae-yong artık serbest olsa da, Güney Kore’de eskiden olduğu gibi chaebolların sorunlarının rüşvet ve kapalı kapılar ardında yapılan müzakerelerle çözülme şansı artık kalmadı.

Yeni devlet başkanı Moon Jae-in, halktan da gelen destekle beraber, chaebolların veraset vergisinden kaçınmak için yapabilecekleri hukuk sihirbazlıklarına karşı, bu dev holdingleri yakından izleyeceğine söz vermiş.

Güney Kore, dünyada, Japonya’dan sonra veraset vergisinin en yüksek olduğu ikinci ülke. Bunun sosyal denge için sembolik bir önemi olsa da, Güney Kore ekonomisine verdiği bir zarar da söz konusu. 2018 yılında hayatını kaybeden LG ve Hanjin gruplarının başkanlarının yakınları, veraset vergisi için sırasıyla 829 milyon dolar ve 148 milyon dolar ödemek zorunda kalmış.

Bu yüksek veraset vergi oranı yüzünden, şirket sahipleri şirket paylarının bir kısmını hatta bazı durumlarda şirketlerinin tamamını satmak zorunda kalıyormuş. Korea Herald gazetesine göre, sadece 2018 yılında 400 Güney Koreli şirket veraset vergisini ödeyemedikleri için satılmak zorunda kalmış.

Sonuç olarak zengin ve varlıklı Güney Koreliler, servetlerini yavaş yavaş yurtdışına kaçırmaya ve kendi ülkelerine yatırım yapmayı durdurmaya başlamışlar.

Atalarımız çok para kazanma hırsı olan insanlar için “kefenin cebi yok” derdi. Fakat bazı ülkelerde, çok ama çok fazla para kazanırsanız size kefen bile yok. Ölmeniz bile yönetim kurulu kararıyla alınıyor.

Bir sonraki yazımıza kadar, orta gelirli kalın.

 


Yorum yazmak için giriş yapın.
Giriş Yap