Zirve Ateşi

17 Nisan 2019
Başlığı okuyanlar bu yazının kişisel gelişim veya liderlik yetenekleriyle alakalı olabileceğini düşünebilir. Ama Zirve Ateşi (Summit Fever) bambaşka bir kavram. En basit haliyle açıklamak gerekirse, Zirve Ateşi dağcılarda görülen ve zirveye ulaşmak için kendini fazla kaptırıp, güvenlik ve etik gibi kavramları bir kenara atmanıza neden olan aşırı saplantılı ruh hali diye açıklanabilir.
 
Konumuza gelirsek...Everest...Dünyanın en yüksek dağı. Zirvesi tamı tamına 8,848 metre yüksekliğinde. Binlerce, on binlerce insan Everest zirvesine ulaşabilmiş 4,833 insandan biri olmak istiyor. Zirveye ulaşabilmek bir ödül olarak o kadar önemli ki, çoğu insan bugüne kadar 288 insanın zirve yolunda hayatını kaybettiğini ve bunların birçoğunun bedenlerinin hala Everest’te ebedi dinlenmede olduğunu genelde gözden kaçırıyor. Zirve yolunda ölenler arasında tecrübeli dağcılar, ünlü iş adamları ve hatta astronotlar bile var.
Hikayemizin kahramanı Britanyalı dağcı David Sharp. Kendisi daha önce 8.000 metrelik iki dağa tırmanmış oldukça tecrübeli bir dağcı. 2003 ve 2004 yıllarında Everest’e tırmanan iki farklı gruba katılıyor fakat kötü hava nedeniyle zirveye kadar ulaşamıyor.
 
2006 yılında Everest’e tekrar dönüp, neden bilinmez ama 3. tırmanışını takım arkadaşı, oksijen tüpü ve telsiz olmadan yapmaya karar veriyor. Her Türk insanının bildiği gibi bu tip saçma sapan, sebepsiz ve tehlikeli kararlara modern bilimde "Ecel çağırması" adı veriliyor...
 
David Sharp Everest zirve denemesine 13 Mayıs günü "High Camp"'ten başlıyor. Tırmanışı tek başına yaptığı için detayları bilinmese de 14 Mayıs günü zirveye ulaştığı düşünülüyor. Aynı gün geç bir saatte zirveden inmeye başlıyor. Fakat yorgunluk, oksijensizlik ve o gün havanın normalden de soğuk olması nedeniyle durmak ve 8.500 metre yükseklikte bir kaya altına sığınmak zorunda kalıyor. Sığındığı kayanın altı "Green Boots Cave / Yeşil Bot Mağarası" diye adlandırılan bir mağara. Böyle adlandırılmasının nedeni, hemen yukarıda son fotoğrafta görülebilecek bu olaydan yaklaşık olarak 10 sene önce aynı yerde donarak ölmüş yeşil renkli botlu bir dağcının bedeninin hala orada bulunması.
 
Soğuktan, yorgunluktan bitap düşen ve aklı karışan David Sharp yeşil botlu donmuş dağcının yanına oturup, kollarını da dizlerinde birleştirip saatlerce orda oturmuş.

Zirve 1

Zirve 2

Zirve 3

Zirve 4

David Sharp ölümle cebelleşirken önünden aralarında Türklerin de olduğu yaklaşık olarak 40 farklı dağcı geçiyor. Kimisi karanlıktan onu fark etmiyor, kimisi hareketsiz durduğu için onu da çoktan donmuş bir dağcı zannediyor. David'in hala hayatta olduğunu fark eden bazı dağcılar oluyor. Fakat 8.500 metre yükseklikte, zirveden sadece 300 metre uzaklıktayken ve "Zirve Ateşi" etkisindeyken kimse aylardır belki yıllardır hazırlandığı yolculuktan vazgeçip David'i en yakındaki kamp yerine götürmek istemiyor. Dağcılar bir bir yanından geçerken David 8.500 metre yükseklikte donarak ölüyor.
 
Olayın duyulmasıyla uluslar arası basın ve halktan David Sarp'a yardım etmeyen dağcılara yönelik inanılmaz bir tepki dalgası yükseliyor. Dağcıların bir kısmı gerçekten yardım etmek istediklerini, ama hem kendi gruplarından tıbbi problemler yaşayan dağcıları en yakın kampa indirmeleri gerektiği hem de yeterli oksijen tüpleri olmadıkları için bunu yapamadıklarını söylüyorlar. En büyük eleştiriyi alan ise Mark Inglis denen dağcı. Mark Inglis, David Sharp'i gördüğünde ekipmanının yetersiz olduğunu, yeterince hazırlık yapmadığını görüp sefer liderini radyo ile arayıp "Dostum, yapabileceğin hiçbir şey yok. Kim bilir kaç saattir burada oksijensiz kalmış. Adam resmen ölü" diyerek David'e gelebilecek potansiyel yardımı da engellemiştir.
 
Konuyla ilgili bana göre en doğru tespiti Everest'e tırmanan ilk dağcı olan Sir Edmund Hillary yapıyor. Edmund Hillary bir gazete röportajında "zirveye ulaşmanın her şeyden önemli olmasının ve diğer dağcıları ölümle baş başa bırakmanın kabul edilemez olduğunu" belirterek Zirve Ateşinin ne kadar tehlikeli bir saplantı olduğunun altını çiziyor.
 
Bu yazımızın da sonuna gelirken bu hikayeden çıkardığım nacizane hayat derslerini sıralamak isterim:
1) Dağlardan uzak durmak en garantisi. Fakat illa dağa tırmanacaksanız mutlaka gerekli ekipmanlarınızı alın. Dağlarda kahramanlığa gerek yok.
2) Annelerimizin yıllarca beynimize kazıdığı gibi soğuk taşa oturmamak lazım.
3) Gene annelerimizin dediği gibi, soğuk havada içlik giymek hayat kurtarır.
 
Bir sonraki yazımıza kadar deniz seviyesinde kalın...

Yorum yazmak için giriş yapın.
Giriş Yap