Olimpik Rekor Aldatmacası

19 Nisan 2019
Eskiden annelerimizin dizinin dibinde oturup TRT’de olimpiyatları izlerdik. Olimpiyatların mottosu hepimizin malumu: “Daha hızlı, daha yükseğe, daha güçlü” ’dür. “Bu nasıl zorlama bir motto?” dediğinizi duyar gibiyim ama İngilizcesi “Faster, Higher, Stronger” kulağa çok daha hoş geliyor değil mi?
Kendimi sporsever bir insan olarak tanımlayabilirim ve yeterli miktarda cips ve kola sağlanırsa birkaç gereksiz spor hariç (eskrim, senkronize yüzme) hemen her spor müsabakasını kesintisiz izleyebilirim. Her ne kadar ülkemizde en çok reyting alan branş bayan plaj voleybolu olsa da benim favorim 100m müsabakalarıdır. Yakın zamanlarda insanlığından şüphe ettiğim, Usain Bolt’un Youtube videolarını izlerken aklıma geçmişte kırılan 100m rekorlarına göz atmak geldi. Günümüz rekorlarını geçmişte kırılan rekorlar ile karşılaştırırken Sports Illustrated yazarı David Epstein tarafından kaleme alınmış konuyla ilgili ilginç bir bakış açısı ortaya koyan bir yazıya denk geldim ve siz sevgili okuyucularımızla paylaşmak istedim.
David geçmiş ve şimdiki zaman karşılaştırması yaparken bazı temel branşları seçerek örnekler üzerinden gitmiş.
 
İlk örneğimiz gönlümüzün efendisi 100m müsabakalarından. Jesse Owens’ın 1936 olimpiyatlarında 10.2 saniyelik rekorunu, Usain Bolt’un 2013 yılındaki 9.77 saniyelik rekoruyla karşılaştırdığımızda aradaki zaman farkı saliseler mertebesinde gözükse de, eğer aynı pistte olsalardı Usain Bolt bitiş çizgisini geçtiğinde Jesse Owens yaklaşık olarak 4.5m arkasında kalacaktı. Aşağıdaki örnek resim aradaki mesafeyi canlandırabilmeniz için yardımcı olacaktır.


Peki, bu nasıl olabildi? İnsanoğlu aradaki 70 yılda evrim mi geçirdi? Yoksa yediklerimiz ve içtiklerimiz mi bizi daha hızlı yaptı? David Epstein’e göre hiç biri. Usain Bolt’un Jesse Owens’a 100m standartlarında fark atmasının en önemli sebebi teknolojinin Usain Bolt’u desteklemesi. Teknolojik avantajın en basit örneği koşulan zeminler. Jesse Owens yanmış odun külü (cinder) zeminde koşarken, günümüz koşucuları mühendislik harikası sentetik zeminlerde koşuyorlar. Kül zeminde koşmak Jesse Owens’ın çok daha fazla enerjisini emerken günümüz koşucularının böyle bir sorunu yok. Benzer şekilde günümüz koşucuları özel yapım depar taşları (starting block) ile start alırken, Jesse Owens elindeki bahçıvan malasıyla kül zemin içinde ayağını koyacak delik açmak zorunda kalıyormuş.
Spor Fizyolojisi Profesörü Ross Tucker’ın yaptığı biyomekanik karşılaştırmaya göre Jesse Owens ve Usain Bolt aynı pistte, aynı teknolojiyi kullanarak yarışabilselerdi Jesse Owens 4.5 metre yerine kıl payı bir farkla yarışı kaybedecekti.
İkinci örneğimiz 100m serbest stil yüzme. Aşağıdaki resimde görülebileceği gibi 1950’lerden bu yana 100m dereceleri genelde ufak bir ivmeyle kısalırken 3 kere çok keskin kısalmalar olmuş. 1956, 1976 ve 2008 yıllarında ne olmuş olabilir ki yüzücüler önceki senelere göre daha hızlı yüzmeye başlamışlar?


Cevap çok basit. 1956 yılında bir kural değişikliğiyle havuzun sonuna ulaşan yüzücülerin taklayla dönmelerine (flip turn) izin verilmiş. 1976 yılında ise havuz kenarlarına gider koyulmaya başlanmış ve dalgaların havuz kenarlarından sekip yüzücüleri yavaşlatmasının önüne geçilmiş. Son büyük değişiklik ise 2008 yılında aerodinamik tüm vücut yüzücü mayolarına izin verilmesi olmuş.
 
Son örneğimiz ise bisiklet. 1 saat içinde bisikletle katedilen en uzak mesafe 1972 yılında 30 mil 3774 feet iken 1996 yılında bu rekor 35 mile kadar çıkmış. Fakat tahmin edersiniz ki bunun da nedeni teknoloji… Yeni bisikletler hem çok daha hafif malzemeden yapılıyor hem de aerodinamik dizaynları eski bisikletlere göre çok daha gelişmiş. Kurallar değişip bu rekorun tanımına, 1972 yılında kullanılan bisikletin kullanımı zorunluluğu eklenince, yeni rekor bir anda 30 mil 4657 feet mertebesine geri gelmiş.
 
Yani sevgili okuyucularımız bir sporsever olarak kalbimde hafif bir sızıyla itiraf etmem gerekiyor ki geçen yıllar içinde insanoğlu daha hızlı, daha güçlü veya daha dayanıklı olamamış. Bundan 70 yıl önce yarışmış olan atletler bugünün imkânlarıyla yarışabilseydi gayet başarılı olabilirmiş.
Hemen hemen tüm sporlarda sadece teknolojiyle açıklanamayacak ufak bir ileriye gidiş olduğu yadsınamaz ama bence bunun nedeni de “sporcu” olmanın bir meslek haline gelmesi ve insanların başka işlerde çalışmak zorunda kalmadan tüm zamanını spora ayırabilmesi; sporcu beslenmesi ve sağlığı konusundaki ilerlemeler ve tabi ki doğru genetik malzemeye sahip gençlerin doğru sporlara yönlendirilmesi.
Bu yazımızın da sonuna gelirken her ne kadar kalbimi acıtıp, içimdeki olimpiyat ateşini söndürse de David Epstein’e, gözümü bu gerçeğe açtığı için teşekkür etmeyi bir borç biliyorum.

Bir sonraki yazımıza kadar, belki kendinizi çok geliştiremeyecek olsanız da, siz yine de sporla kalın.

Yorum yazmak için giriş yapın.
Giriş Yap