İngiliz Donanmasına Yapılan Eşek Şakası

19 Nisan 2019
Merhaba sevgili okuyucularımız. Bu sabah İlber Ortaylı hocamızın telefonuyla uyandım. “Nasılsınız hocam?” dememe bile fırsat vermeden arka arkaya sıralamaya başladı; “Yahu son yazıların ne öyle? Yok işkenceci Japonlar, yok psikolojisi altüst olan ve cinsiyeti değiştirilen çocuklar, yok sıtmadan ölen milyonlar…İçim bu kadar sıkılsın istesem, sizin sitenizi okumaz, gider Celal ile haftada iki gün program yaparım…Kendinize çeki düzen verin!!”

Hocamıza cevap bile veremeden telefonu suratıma kapattı. Ellerimi başımın arasına alıp esaslıca düşünmeye başladım. Son zamanlarda okuyucularımızı biraz hüzünlendiren hafif depresif yazılarımız, insanların sürekli hüzünlenecekleri bir internet sitesini ne sıklıkta ziyaret etmek isteyecekleri ve üstteki telefon konuşmasının aslında hiçbir zaman gerçekleşmemiş olduğu gerçeği tek tek gözlerimin önünden geçip gitti. Tek kişilik istişare seansının sonucunda bugün biraz daha neşeli bir şeyler yazmaya karar verdim.

Bugünkü konumuz, günümüzün popüler televizyon / youtube “şaka” programlarının atası sayabileceğimiz Savaş gemisi şakası (Dreadnought hoax). Bu şakayı yapanlar, Horace de Vere Cole ve Adrian Stephen isimli Cambridge Üniversitesi öğrencileri. Bu ikilinin şaka geçmişleri “savaş gemisi şakasından” daha eskiye dayanıyor. İkili Cambridge’te yaptıkları ufak tefek şaklabanlıklardan sonra gözlerini daha büyük bir hedefe dikmişler. Adrian, I. Dünya Savaşının hemen öncesi yıllar olduğu için, cepheye gidip Alman subayı kılığına girerek bir bölük Alman askerini kandırıp, Fransız sınırına kadar götürüp yakalatmak istemiş. Neyseki Cole biraz daha mantıklıymış ki Adrian’i bu tehlikeli şakanın ikisini de öldürtebileceğine ikna edebilmiş.

İkili bunun yerine o sıralar İngiltere’yi ziyaret eden Zanzibar Sultanı’nın amcası kılığına girip, Cambridge’e bir devlet ziyareti gerçekleştirmeye karar vermis. İkili nasıl ayarlayabildilerse bir devlet görevlisi adına sahte bir telgraf çektirerek, Cambridge belediye başkanına, Zanzibar Sultanı’nın amcasının resmi ziyaret kapsamında Cambridge’i ziyaret edeceği bilgisini iletmişler. Cole, Adrian ve diğer üç öğrenci arkadaşları sarık ve cüppeler kuşanmış ve tren istasyonuna gelmişler. Burada onları Cambridge belediye başkanının adamları karşılayıp, onurlarına verilecek resepsiyon için başkanlık binasına götürmüşler. Resepsiyon sonrası belediye görevlileri şakacılarımıza güzel bir Cambridge turu attırıp akşam da tren istasyonuna geri bırakmışlar.


Bu şaka insanlar tarafından öğrenildiğinde öğrencilerimiz ufak çapta bir şöhrete kavuşmuş, belediye başkanı ise şaka malzemesi olmuş. Belediye başkanı bu öğrencilerin Cambridge Üniversitesinden kovulması için çok uğraşmış ama üniversite dekanı kendisini ikna etmeyi bir şekilde başarabilmiş.

Şakacılarımız şöhretin tadını birkez aldıklarından mı bilinmez ama bir sonraki şakaları için hedef büyütmüş. Yeni hedef olarak İngiliz Donanmasının bayrak gemisi olan HMS Dreadnought seçilmiş. Bu sefer şakacılarımıza daha sonra dünyaca ünlü bir yazar olacak olan Virginia Woolf’ta katılmış. Şaka için neden özellikle HMS Dreadnought’un seçilmiş olduğunu, Virgina Woolf yıllar sonra şöyle açıklamış:

“O zamanlar genç subayların eğlenecek zamanları vardı ve birbirlerine şakalar yapmaktan çok hoşlanırlardı. Donanma içinde farklı gemi mürettebatları arasında çok ciddi rekabet vardı ve birbirlerine gol atmaktan çok hoşlanıyorlardı. HMS Hawke ile HMS Dreadnought arasında da tatlı bir rekabet vardı ve HMS Hawke mürettebatından biri, arkadaşı Horace Cole’a gelip “insanları çok güzel işletiyorsun, bizim için HMS Dreadnought’uda işletir misin” dediğinde hedefimiz belli olmuştu.”

Şakacılarımız bu sefer Habeş (Etiyopya) Prensleri olarak HMS Dreadnought’a resmi ziyaret yapmaya karar vermişler. Cole, Dışişleri Bakanı adına sahte bir telgraf hazırlatıp, HMS Dreadnought’a Habeş Prenslerinin resmi bir ziyarette bulunacağını bildirmiş.

Şakacılarımız geminin demirlediği Dorset’e gitmek üzere Londra tren istasyonuna varmışlar. Cole burada, artık nasıl profesyonel bir üçkağıtçıysa, istasyon görevlilerini Dış işleri Bakanlığından “Herbert Cholmondeley” olduğuna inandırıp kendilerine VIP tren vagonu verilmesini sağlamış. Trende tiyatro kostümcüsü Willy Clarkson’dan aldıkları kostümleri giyen, sahte sakalları takan şakacılarımız yüzlerini de koyu renge boyamışlar. Cole burada her arkadaşına ziyaret sırasında kullanmak için uydurma bir isim vermiş.

Ekibimiz Dorset’e vardıklarında kendilerini resmi merasim takımı karşılamış. Habeş bayrağı bulamayan donanma görevlileri bunun yerine Zanzibar bayrağı kullanıp Zanzibar milli marsı çalmışlar.

Virginia Woolf (En solda oturan sakallı)

Ekibimiz kırmızı halıyla karşılandıkları gemide gayet profesyonel bir şekilde incelemelerde bulunmuş ve gemiyi ne kadar beğendiklerini o an uydurdukları saçma sapan bir dilde sürekli “Bunga Bunga” diyerek ifade etmiş. Cole ekip üyelerini gemi kumandanı Amiral Willie Fisher ile tanıştırırken, trende belirledikleri isimleri unutmuş ve kafasından tamamen başka isimler uydurmuş. Ekibin bazı üyeleri namaz kılmak için İngilizlerden seccade isterken bir kısmı İngiliz subaylarına sahte askeri başarı madalyaları takmış. İngilizler ekibimiz için bir yemek de organize etmiş. Fakat yüzlerindeki boyaların akacağından korkan ekip üyelerimiz gemi yemeklerinin uygun hazırlanıp hazırlanmadığından emin olamayacaklarını belirtip teklifi kibarca reddetmiş. Asıl şaşırtıcı olan, şakacılarımızın arasında gemi kumandanı Amiral Willie Fisher’in iki adet kuzeni olmasına ragmen adamcağız ikisini de tanıyamamış.

Ziyaretin sonunda donanma yetkilileri Habeş prenslerimizin Londra’ya geri dönüşü için özel bir araç da tahsis etmiş. Cole ve arkadaşları Londra’ya döndüklerinde bu müthiş şaka ortaya çıkmış. Sözde prenslerimizin gazetelerde boy boy fotoğrafları basılmış ve bu sefer İngiliz Donanması şaka malzemesine dönüşmüş. Donanma yetkilileri şakacılarımızın tutuklanmasını istemiş fakat resmi olarak hiç bir kanunu çiğnemeyen şakacılarımız tutuklanmamış…

Sevgili okuyucularımız, bu olaylar 1910’da yaşanmış…bundan tam 108 yıl önce. Adamlar önce bir belediye başkanına daha sonra da İngiliz donanmasının bayrak gemisine ve Amiraline eşek şakası yapıp, basın önünde küçük düşürmelerine rağmen en ufak bir ceza almadan hayatlarına devam edebilmişler. Bu nasıl bir olgunluktur, bu nasıl bir anlayıştır bu nasıl bir demokrasidir inanın aklım almıyor. Darısı başka ülkelerin de başına diyerek bugünkü yazımızı da noktalıyorum.

Bir sonraki yazımıza kadar, kalpleriniz çocuk, ruhlarınız şakacı kalsın…

Yorum yazmak için giriş yapın.
Giriş Yap