Yüksek Ökçeler

20 Nisan 2019

Başlığı okuduğunuzda aklınıza Ömer Seyfettin'in aynı adlı hikayesi gelmiş olabilir. Fakat bu yazıda, eğer henüz okumadıysanız, bir fırsatını bulup okumanız gereken hikayeden değil, bu hikayenin en önemli objesi olan topuklu ayakkabının kendisinden bahsedeceğiz.


Günümüzde kadınların güzel görünmek için tercih ettikleri, kıyafetlerini ve estetik duruşlarını tamamladığını düşündükleri bir "ayakkabı"dan çok bir aksesuar olan topuklu ayakkabılar, geçmişte yalnızca erkekler tarafından kullanılırdı. Yukarıdaki resmin rahatsız ediciliği ve çirkinliği göz önünde bulundurulduğunda buna inanmak oldukça güç.

Fakat türümüzün erkeklerinin topuklu ayakkabıyı keşfi estetik kaygılar sebebiyle olmamış, bittabi öncelikleri kullanışlılık olmuş.

Farklı kaynaklarda ilk olarak antik Yunan'da bu tür ayakkabıların kullanılmış olduğu söylense de, bu bahsedilen ayakkabılar topuklu olmaktan ziyade yüksek tabanlı ayakkabılar idi. Daha ziyade tiyatrolarda aktörler tarafından kullanılan bu ayakkabılar, örneğin "Zeus"u canlandıran bir aktörün boyunu diğerlerinden daha uzun kılabilmek için giydiği bir aksesuar idi.


Bugün bildiklerimize benzer ilk topuklu ayakkabılar Persler tarafından, ayakları ile üzengiye daha iyi basabilmek ve bazen de ayağa kalkarak daha isabetli ok atabilmek ve savaşta avantaj sağlayabilmek için kullanılmıştı. Soldaki resimde Pers kralı, Şah Abbas'ı (1571-1629) ve ayağındaki şık topuklu ayakkabılarını görebilirsiniz.

Bu ayakkabıların o zamanki adı elbette ki topuklu ayakkabı değildi. Bunlara at binme ayakkabıları deniyordu. Zira bu ayakkabılar ile attan indikten sonra çamurda, toprak/taşlı yolda yürümek hiç de kolay değildi. Bu sebepledir ki günümüzde erkekler, yanlarında topuklu ayakkabı giyen biri ile bu şekilde bir yoldan geçmek zorunda kaldıklarında el tutma ve destek olma görevlerini ifa etmek zorunda kalırlar.


Peki bu işlevsel araçtan günümüzün parıltılı ayakkabılarına nasıl gelindi...

1599 yılında, Pers diplomatlar ve tüccarlar, Avrupa ile ticaretlerini Osmanlı İmparatorluğu üzerinden değil de, Osmanlı ile ilişkilerinin bozulması sebebi ile direkt olarak yapmak zorunda kaldıklarında, Avrupalılar, Perslerin bu değişik ayakkabıları ile tanıştılar ve buna bayıldılar. Onlar gibi giyinmek, önce erkeksilik/savaşçılık imajı oluşturmak için kullanılmış daha sonrasında da zenginlik/şatafat belirtisi olarak ortaya çıkmıştı. Topuklu ayakkabı giyen ve üzerindeki onca takı, aksesuar, kıyafet, kürk ile bu ayakkabılar üzerinde kendi başına yürüyemeyip, bunun için uşaklar/hizmetçiler kullanan bir adamdan daha zengin olunamazdı.
 
1643-1715 yılları arasında hüküm süren 14. Louis'nin şık, kırmızılı (ayakkabıda devrinin en çok zenginlik belirtisi olan renk kırmızı idi) topuklu ayakkabıları ile ne kadar at binebileceği tartışılır. Yalnızca 50 yılda at binme ayakkabılarını, şatafat göstergesi haline getiren Avrupalıları, Şah Abbas keşke ömrü yetseydi de görebilseydi.


Avrupa'da her geçen gün daha da popüler hale gelen topuklu ayakkabılar, halk arasında yayıldıkça, aristokratlar ve elitler tarafından tercih edilmemeye ve bu da zincirleme bir reaksiyonla halk tarafından daha çok talep görmeye başladı. Toplum içinde eşitlik için kadınların erkek gibi şapka giymeleri, erkek gibi pipo içmeleri, erkek gibi saçlarını kısa kesmeleri ve tabi ki erkek gibi topuklu ayakkabılar giymeleri ile de kadınlar arasında da yaygınlaşmaya başladı. Hatta bir dönem ince topuklular kadın, kalın topuklular ise erkek ayakkabıları olarak bilindi.

18. yy ortalarında, şahsen tarihteki en doğru hareketlerden biri olduğunu düşündüğüm, Erkeklerin Muazzam Vazgeçişi (Great Male Renunciation) hareketi ile erkekler giyimlerinde renklerden, süsten ve takılardan kısa süre içerisinde vazgeçerek sadeliği tercih ettiler. Ve bu sayede topuklu ayakkabılar kadınlara kalmış oldu. Kadınlar, Fransız Devrimi'ne kadar bu ayakkabıların yegane giyicisi oldular ve fakat onlar da daha sonra bu ayakkabılardan 18.yy sonunda vazgeçtiler. 150 yıl içerisinde bu ayakkabılar Avrupa'nın en gözde aksesuarı olmaktan, en istenmeyen aksesuarı olmaya varacak kadar bir değişim görmüştü.

Peki ne oldu da bu ayakkabılar yeniden hayatımıza girdi?

19. yy'ın ortalarına doğru, porno ve fotoğrafçılık sektörlerinin bu ayakkabıları yeniden keşfederek estetik kabuller dünyamıza sokmaları ile bu ayakkabılar yeniden hayatımıza girdiler.


Günümüzde türlü türlü şekillerde topuklu ayakkabılar tasarlanıyor ve üretiliyor. Kadınların şıklık için eziyetine katlandıkları, geçmişin aristokratları gibi yürürken zorlandıkları bir dönemin içerisinde yaşıyoruz. Belki de bundan yıllar sonra Sipagetti'de bu günleri takip eden günleri "Kadınların Muazzam Bırakışı" hareketi adı altında anlatıyor oluruz. Yalnız toplumu en iyi şekilde yansıttığını düşündüğüm kendi fikirlerimi referans alacak olursam, topuklu ayakkabıların estetik cazibesini kaybetmesine daha çok vakit olduğunu söyleyebilirim.

Bilerek ve isteyerek sona bıraktığım, istisna olması sebebi ile yazının bütününden aykırı olan bir örneği paylaşmak istiyorum. Günümüzde hala bu ayakkabıları amacına uygun olarak ve maskülinitesinden bir şey kaybetmeden giyen erkekler mevcut: Günümüz kovboyları...


Eğer bu şekilde giyeceklerse erkeklerin de topuklu giymelerinde bir sakınca olmadığını düşünüyorum. Ancak yazının başındaki gibi bir örnek estetikte eğer bir dip tanımlı ise onu temsil ediyor, lütfen yapmayın.


Yorum yazmak için giriş yapın.
Giriş Yap