Bizim Laboratuvarın Eti Çok Güzel Dedirtecek Buluş: Yapay Et

22 Nisan 2019
Sevgili okuyucularımız, dünyamızın kontrol edilemez nüfus artışı ve beraberinde getirdiği doğal kaynaklarımızın hızla tükenmesi sorunu hepimizin malumu. Son yıllarda tutulmaya başlanan istatistiklere göre insanoğlu her yıl yaklaşık olarak Ağustos ayında, dünyanın o yıl doğal olarak yenileyebildiği, temiz hava, su, toprak gibi tüm kaynakları tüketmiş oluyor. Yani yılın geri kalanında gezegenimizin heybesinden yiyip, toplamda bir yıl içerisinde 1.7 Dünya kaynağı tüketiyoruz. Bu eşiğin geçildiği güne yabancı bilim insanları “Earth Overshoot Day” diyorlar. 2017 yılında Earth Overshoot day 2 Ağustos iken 2018 de biraz daha yakınlaşarak 1 Ağustos tarihine kaymış.

Benzer şekilde gelişmiş endüstriyel tarım ve hayvancılık tekniklerine rağmen insanoğlunun adım adım ciddi bir açlık krizine doğru ilerlediği de kaçınılmaz bir gerçek. Birleşmiş Milletler verilerine göre 2016 yılında dünya nüfusunun %11’i açlıkla yüz yüzeyken bu rakamın 2050 yılında, yaklaşık 10 milyara ulaşacak insan nüfusuyla beraber, %60 seviyesine tırmanması bekleniyor.

Gamlı baykuş gibi oturduğum yerden sürekli kötü haber verdiğimi düşündüğünüzü biliyorum. Fakat sizi yanıltarak yazımızın devamında bu konuda yakın zamanda geliştirilmiş olan ve gelecekte hem karnımızı doyurmamıza vesile olabilecek olan hem üretimi çevreye çok daha az zarar verecek hem de endüstriyel hayvancılık nedeniyle gerçekleşen hayvan zulümlerine bir son verebilecek olan “laboratuvar ortamında yetiştirilen etler” den bahsedeceğim.

“Laboratuvar eti” veya “yapay et” (ki yazımızın kalanında yazılması daha kolay diye “yapay et” kullanacağım) canlı hayvanlardan tamamen acısız şekilde alınan kas hücrelerinin laboratuvar ortamında çoğaltılmasıyla elde ediliyor. Hayvanlardan alınan kas hücreleri tuz ve şeker içeren besleyici solüsyonlar içinde, halen alındıkları hayvanın vücudunda olduklarını sanarak, büyümeye ve dokular oluşturmaya devam ediyor. Tuz ve şeker hücreleri büyütüp çoğaltmak için yeterli olmadığından hücrelere mutlaka protein takviyesi de yapılması gerekiyor. Bu ihtiyaç için şuan hayvan kanlarından yapılan protein serumları kullanılmakta. Fakat hayvan kanı kullanılması, yapay etin geliştirilmesinin en önemli nedenlerinden biri olan çiftlik hayvanlarına yapılan zulümlerin ortadan kaldırılması amacıyla çelişiyor. Yapay et geliştirmeye çalışan şirketler hayvan kanını hayvanları öldürmeden alabiliyor olsalar da çok yakın gelecekte bu gereksinimin tamamen ortadan kalkacağı düşünülüyor. Zira aynı şirketler son yıllarda kullandıkları hayvan kanı serum miktarını neredeyse yarı yarıya düşürmeyi başarabildi.

Yapay etten yapılan ilk hamburger 2013 yılında Londra’da bir basın konferansı sırasında pişirilip, yemek eleştirmeni gurmelerce deneniyor. Bu gurmelerden birisi olan Hanni Rützler yapay etten yapılmış hamburger için şunları söylüyor:

“Gerçekten bir lezzeti var. İçinde yağ olmadığını biliyorum, bu yüzden ne kadar sulu olacağını gerçekten bilmiyordum, ama oldukça yoğun bir tat var; Ete yakın, ama et kadar sulu değil, tutarlılık mükemmel. Bu benim için gerçekten et ve bence görünüşü de oldukça benzer”

Gurme Hanni Rützler yediği bu hamburger için hesabı kendi ödese muhtemelen fikirleri biraz değişebilirdi çünkü bu hamburger tam tamına $330.000’a mal olmuş. Bu ilk hamburgerin yapılabilmesi için gerekli para desteğini Google kurucularından Sergey Brin sağlamış.


Sevgili okuyucularımız hemen içinizi karartmayın, yapay et hamburgeri yiyebilmek için dededen kalma evinizi satmanıza veya bankadan kredi çekmenize gerek yok. 2013’te $330.000’a mal olan bu hamburgerin maliyeti 2017’de $11.36 dolara kadar geriliyor. Maliyetteki düşüş trendinin gelecekte daha da devam etmesi ve yapay et fiyatlarının gerçek et fiyatlarına eşitlenmesi hatta daha fazla şirketin bu işe girmesiyle gerçek etten daha ucuza mal olması bekleniyor.

Yapay et şuanda dana, domuz, tavuk ve balık hücrelerinden elde edilebilmekte. Teorik olarak ve ideal koşullar altında bir hayvandan alınan sadece 10 adet kas hücresinden sadece iki ay süre içinde 50.000 ton yapay et elde etmek mümkün. Yapay et üretiminde bu verimlilik oranına yaklaşılması dahi dünyada katlanarak artan et talebini karşılamaya yetecektir ve çok kötü şartlarda resmen hayvanlara işkence ederek bizlere et temin eden endüstriyel hayvancılık sektörüne olan bağımlılığı azaltacaktır.

Yapay etin sağlayabileceği avantajlar bunlarla bitmiyor sevgili okuyucularımız. Çoğumuzun haberi olmasa bile, endüstriyel hayvancılığın çevreye inanılmaz büyük zararları var. Atmosfere salınan sera gazlarının %18’i, çok affedersiniz, hayvanların çıkardıkları gazlardan kaynaklanmaktadır ki bu yüzde dünya genelindeki tüm ulaştırma sektörünün saldığı sera gazı yüzdesinden fazladır. Yapay etin yaygınlaşması ile çiftliklerde beslenen milyarlarca hayvana ihtiyaç azalacağından, küresel ısınmanın en büyük sebeplerinden biri kendiliğinden düşüşe geçecektir.

Aramızdan bazılarının “iyi de bu yapay et helal mi? hayvandan hücre alınırken Bismillah denilecek mi?” dediğinizi duyar gibiyim. Tüketicilerin bu tip hassasiyetleri olabileceğini düşünen araştırmacıların, hem Müslüman hem de Yahudi din adamlarıyla yaptıkları görüşmeler sonucunda, ilk hücrelerin alındığı hayvan helal / koşer ise bu hücrelerden üretilecek yapay etlerin de helal / koşer olacağı öğreniliyor.

Bizim tezgahlarımıza ne zaman ulaşır bilinmez ama yapay ete bir şans vermemek için bence hiçbir nedenimiz yok. Ülkemizde çiftlik balıklarına bile burun kıvrılırken, açlığa çözüm, çevreye yardım ve hayvanlara yapılan işkencelere dur deme potansiyeli olan bu buluşu ben sabırsızlıkla bekliyorum ve gelecekte "gut" olmamak adına benzer gelişmelerin tarım sektöründe de gerçekleşmesini diliyorum.

Bir sonraki yazımıza kadar ön yargısız kalın...

Yorum yazmak için giriş yapın.
Giriş Yap