Silikon Vadisi Dolandırıcısı: Elizabeth Holmes

22 Nisan 2019
San Francisco çok özel bir şehir. İnsanoğlu yüzyıldan fazla süredir türlü nedenlerle akın akın bu şehre gitmekte. 1800’lerde altın bulmak için şehre gelen insan tipleri, son 20-30 yılda tüm hayallerini gerçekleştirmek isteyen, zenginlik ve güç kovalayan bilgisayar ineklerine dönüşmüş olsa da, San Francisco, hayallerin gerçekleştiği şehir olma özelliğini uzun zamandır elinde tutmakta. 2018 verilerine göre dünyada bulunan 143 teknoloji zengini milyarderin yarısı San Franciscoda, daha doğrusu Silikon Vadisinde yaşamakta. Sadece müthiş bir fikirle milyarder olunabilen bu büyülü şehirde tabi ki yolundan sapan, etik olmayan yollardan servet kovalayan insanlar da olacaktır. Bugünkü yazımızın konusu, hakkında bir kaç sene önce okuduğum makale sonucu bana “ne akıllı kadın, acaba bekar mı?” diye düşündüren fakat daha sonra dolandırıcılıktan yargılanmaya başlanınca ömrümün geri kalanını hapishaneye temiz iç çamaşırı götürmekten kıl payı yırttığım Elizabeth Holmes.

Elizabeth Holmes 1984 yılında Washington D.C’de dünyaya geliyor. Lise yıllarında bilgisayar programcılığına merak salan Holmes, ilk parasını C++ derleyicilerini Çin üniversitelerine satarak kazanıyor. Stanford Üniversitesinden burs kazanarak Kimya Mühendisliği okumaya başlayan Holmes, ilk yılın sonunda bir laboratuvarda SARS hastalığıyla ilgili çalışmalarda bulunuyor. 2003 yılında giyilebilen bir ilaç salınım sistemi geliştirerek ilk patentini alınca biraz havalanmış olacak ki 2004 yılında Stanford eğitimini yarıda bırakıp kendi şirketini kurmaya karar veriyor. Bu noktada Holmes’un inanılmaz hırslı ve takıntılı kişiliğinden bahsetmemiz lazım. Holmes Steve Jobs, Mark Zuckerberg, Bill Gates, Larry Ellison gibi Silikon Vadisi milyarderlerinden birisi olmak, onlarla beraber anılmak istiyor. Holmes özelllikle Steve Jobs’a takıntılı bir şekilde hayranlık duyuyor ve onun gibi dünyada iz bırakmak istiyor.

Holmes, Theranos adını verdiği şirketini 2004 yılında Silikon Vadisinde kuruyor. Şirketin amacı sağlıkla ilgili tüm bilgilerin insanlara erişimini kolaylaştırmak ve böylece çoğu hastalığı çok erken safhalarda teşhis etmek. İğne fobisini iş fikrine dönüştüren Holmes, insanların parmak ucundan sadece birkaç damla kan alarak çok fazla sayıda tıbbi test yapabilen ve test sonuçlarını ilgili hastaların doktorlarının bilgisayarlarına kendi kendine yükleyebilen bir cihaz yapmak istiyor. Fikrini Stanford’taki hocalarıyla paylaştığında, bir çoğu istenen ufak boyutta bir aletin tüm testleri efektif bir şekilde yapamayacağını söylese de, Holmes mühendislik fakültesi dekanı Channing Robertson’ı ikna ederek şirketin ilk çalışanı ve yönetim kurulu üyesi yapıyor.

Antrparantez, üniversite terk bir insanın ülkemizde böyle bir iş fikriyle şirket kurduğunu düşünün sevgili okuyucularımız. Anne başının etini yer, baba harçlığı keser hatta en önemlisi şirkete kimse 5 kuruş para yatırmaz. Fakat Silikon Vadisinde işler böyle yürümüyor. Bir sonraki Google’ı, Uber’i bulmak isteyen para babaları, ellerinde balya balya dolarlarla iyi bir fikirle gelen gençleri bulup köşeye kıstırma derdinde. Dolayısıyla Holmes daha ilk yılında 6 milyon dolar sermaye bulabiliyor.

Takvimler 2010’u gösterdiğinde Holmes ve Theranos’a aktarılan sermaye miktarı 92 milyon doları geçiyor. Holmes bu arada şirkete güveni arttırmak için akıllıca bir karar verip eski bir bakan olan George Shultz’u yönetim kuruluna katıyor. Holmes kendisine sunulan tüm sermaye ve olanarakla rağmen 2013 yılına kadar şirketi inanılmaz bir gizlilikle ne bir web sitesi ne de basın açıklaması olmadan yönetiyor.

2014’e gelindiğinde Holmes artık iş çevrelerinde bilinen, ünlü iş dergilerine kapak olan bir insana dönüşüyor. Theranos’a sermaye veren zenginler arasında Wal-Mart’ın sahibi olan Walton ailesi, dünyanın en zengin insanları arasında yer alan Meksikalı Carlos Slim Helu, medya imparatoru Ruper Murdoch ve eski Amerikan eğitim bakanı Betsy DeVos gibi onlarca isim var.


Holmes Amerika’nın en büyük eczane zincirlerinden Walgreens ile bir anlaşma yaparak test cihazlarını tüketiciler ile buluşturuyor. 2014 yılında ortada henüz ürününün başarısı tam olarak kanıtlanamamışken, Theranos’un piyasa değeri 9 milyar dolar olarak hesaplanıyor. Yatırımcılar tarafından yatırılan toplam sermaye sadece 400 milyon dolar olduğu için hem yatırımcılar, hem Holmes hem de Silikon Vadisinde bir kadın milyarder konusunu bulan medya çok mutlu. Holmes bu dönemde dünyanın en genç kendi kendine (self made) milyarder olan kadını oluveriyor.

Holmes’un mutlu mesut yaşadığı hayali cennet bahçsine ilk balta 2015 yılında vuruluyor. Wall Street Journal yazarı John Carreyrou, bir teknoloji bloggerindan aldığı ipucundan sonra Theranos hakkında gizli ve detaylı bir araştırma yapıyor ve sonuç olarak Theranos cihazlarının doğru ölçüm yapamadığına, testlerin çoğunun Theranos’a ait olmayan ve ticari olarak başka şirketlerden satın alınabilecek teknolojiler ile yapıldığına dair bir makale yazıyor. Holmes tüm iddiaları reddediyor ve makalenin yayınlandığı gün katıldığı bir televizyon programında iddialar ile ilgili sanrı, yanılgı ve bence kibir dolu şu açıklamayı yapıyor:
 
“Bir şeyleri değiştirmeye çalışınca böyle oluyor. Önce deli olduğunu düşünüyorlar, sonra seninle savaşıyorlar sonra bir bakmışlar ki sen dünyayı değiştirmişsin”
 
Test cihazları Holmes’un söz verdiği gibi birkaç damla kan ile gerekli testleri yapamadığı ve Theranos bu cihazların başarılı şekilde çalıştığı algısını sürdürmek istediği için kendi sattıkları test cihazlarını hacklemeye başlıyorlar. Tabi bu katakulliler sonucu yapılan testler hatalı ve güvenilmez çıkmaya başlıyor ve doğal olarak Amerikan halkı ve kurumları şüpheli gözlerini insan hayatını riske atan bu cihazlara çeviriyor.

Yapılan araştırmalar ve soruşturmalar sonucunda Centers for Medicare and Medicaid Services (CMS) Holmes’u iki yıl boyunca herhangi bir kan testi yapan kurumun sahibi olmasına ve yönetmesine yasak getiriyor. Food and Drug Administration (FDA)’da Theranos’un, kendilerince, en önemli icadı olan Capillary Tube Nanotainer (Türkçesini bilen babayiğit varsa bana email atsın)’ın kullanımını durduruyor. Bütün bu ceza ve yasaklardan sonra eczane zinciri Walgreens, Theranos ile olan tüm ticari ilişkilerini noktalama kararı alıyor.

2018 yılında, iki yıl boyunca süren bir araştırmadan sonra San Francisco savcılığı, Holmes’u ve eski COO Ramesh Balwani’yi dolandırıcılıktan ve dolandırıcılık amacıyla komplo kurmaktan suçluyor. Savcılığa göre Holmes, yatırımcıları dolandırmak ve doktorları / hastaları dolandırmak olmak üzere iki adet komplodan sorumlu. Holmes tabi ki mahkemede suçsuz olduğunu belirtmiş ve muhtemelen yıllar boyunca sürecek bir hukuk mücadelesinin fitilini ateşlemiştir.

Sevgili okuyucularımız, zamanını bilemem ama bu yeni Steve Jobs olmak isteyen hırslı hanım kızımızın sonu muhtemelen hapishane olacaktır. Fakat hikayemiz bizlere Amerika’da ve dünyada yaşanan “start-up” çılgınlığının nasıl kötüye kullanılabileceğini çok güzel bir şekilde gösteriyor. Holmes tamamen “fake it till you make it / gerçekten yapana kadar kandır veya oyala” felsefesinden yola çıkarak en görkemli günlerinde 9 milyar dolar değer biçilen, 800 kişi çalıştıran, yönetim kurulunda ünlü isimlerin yer aldığı ve dünyaca bilinen milyarderlerin sermaye vermek için yarıştığı kocaman bir yalan imparatorluğu kurmuş.

Nerden duyduğumu hatırlayamadığım “Ülkelerin gelişmişlik düzeyi, suçlularının gelişmişlik düzeyinden belli olur” gibisinden bir deyiş vardı. Bizim ülkemizde insanların Çiftlik Bank ile, Amerika’da ise medikal dünyada devrim yaratacak bir ürünle dolandırılıyor olması, sadece bizlerin değil, dolandırıcılarımızın da daha kat edecek çok yolu olduğunu gösteriyor.

Bir sonraki yazımıza kadar, her siyah boğazlı kazak giyeni dahi sanmayın...

Yorum yazmak için giriş yapın.
Giriş Yap