2,200 Yıl Önce Dünyanın Çevresini Ölçebilen İnsan: Eratosthenes

22 Nisan 2019
Şu hayatta en saygı duyduğum insanlar, geçmişte yaşayıp bugünün teknolojik nimetleri olmadan inanılmaz buluşlara imza atabilmiş olanlar. Isaac Newton, Marie Curie, Nikola Tesla, Michael Faraday, Galileo Galilei diye uzayıp giden listede onlardan çok daha önce yaşamış başka koca beyinli bir insan var ki bugünkü yazımızın konusu olmaya hak kazandı...

Koca beyinli adamımızın adı Eratosthenes. Yunanlı bir matematikçi, coğrafyacı, şair, astronom ve müzik teoristi. Sonuncusunun ne olduğunu bende bilmiyorum ama Eratosthenes’in tam bir İsviçre çakısı olduğu su götürmez bir gerçek.

Eratosthenes M.Ö 276 yılında günümüz Libya'sında bulunan Kirene kentinde doğmuş. Her genç Yunanlı gibi Eratosthenes de ilk eğitimini Gymnasiumda alıp okuma, yazma, aritmetik, şiir ve müzik öğrenmiş. Daha sonra yüksek öğrenim için Atina’ya giden Eratosthenes burada çeşitli felsefe okullarında eğitim görmüş. Atina’da matematik, şiir ve tarih alanlarında yaptığı çalışmalardan sonra dikkat çekmiş olacak ki M.Ö 245 yılında Mısır’a giderek İskenderiye kütüphanesinde çalışmaya başlamış. Kütüphane deyince anlamı çok anlaşılmıyor olabilir fakat İskenderiye kütüphanesi o dönemin en önemli bilim merkezi. Farklı bilim insanları burada bir araya gelerek çok çeşitli konuları tartışıyor ve müthiş çalışmalar ortaya koyuyormuş.

Beş yıl sonra baş kütüphaneci unvanına kavuşan Eratosthenes, Firavun Prolemy III Euergetes’in çocuklarını da eğitmekle de görevlendirilmiş. Baş kütüphaneci olarak ilk icraatı İskenderiye’deki tüm kitapların el yazması kopyalarının çıkarılması için kütüphaneye teslim edilmesini sağlamak olmuş. Yapılan kopyalar o kadar gerçeğine yakın oluyormuş ki, kitapların sahipleri bile hangisinin gerçek hangisinin kopya olduğunu ayırt edemiyormuş. Matbaanın icadından neredeyse 1500 yıl öncesinde, bilginin korunması, saklanması ve gelecek nesillere aktarılması için Eratosthenes’in harcamış olduğu emek gerçekten takdire şayanmış.

Eratosthenes’ın asıl şöhreti ise milattan önce dünyanın çevresini, Mısır’dan 1 metre bile dışarı çıkmadan, gerçeğe çok yakın bir şekilde hesaplayabilmiş olmasından geliyor. Eratosthenes’in kulağına güney Mısır’da Siyene adlı bir şehirde bir kuyunun bulunduğu ve her sene tam 21 Haziran günü, güneş en tepedeyken bu kuyunun en dibine kadar güneş ışığı alabildiği duyumu geliyor.

Eratosthenes İskenderiye’de güneşin en tepede olduğu vakit bir kazığın boyunu ve gölgesinin boyunu ölçerek ve bu uzunlukları üçgenin kenarları gibi düşünerek güneşin düşme açısını 7 derece olarak hesaplamış. Dünyayı bir küre / daire gibi düşünen Eratosthenes, dairenin toplam 360 derece olan açısını 7 derece ile böldüğünde dünyanın çevresinin, İskenderiye ile Siyene arasındaki mesafenin 50 katı olabileceğini bulmuş.


Eratosthenes’in elinde İskenderiye ile Siyene arasındaki mesafenin bilgisi de varmış. Yıllar boyunca yapılan keşif yolculukları sonucunda bu iki şehrin arasındaki mesafe 5,000 stad (stad eski bir uzaklık ölçü birimi, yaklaşık olarak 185 m) olarak hesaplanmış. Dolayısıyla Eratosthenes hesaplamaları sonucunda dünyanın etrafını 46,100 km olarak bulmuş ki bu değer 40,075 km olan gerçek değerden sadece %15 sapma anlamına gelir.

Sevgili okuyucularımız, bir adamın tam 2,200 yıl önce basit bir kazık ve dikkatli gözlemleriyle dünyanın çevresini, bulunduğu yerden bir gıdım uzaklaşmadan %15 hassasiyet ile ölçebilmiş olması size de inanılmaz gelmiyor mu? Bu müthiş adamdan 1500 sene sonra yaşamış Kristof Kolomb, sonunda Amerika kıtasını keşfedeceği seferine çıkmadan önce Eratosthenes’in çalışmasını okumuş ama başka bir haritada gördüğü çizimin etkisiyle dünyanın çevresinin 1/3 daha az uzunlukta olması gerektiğine inanmış. Bu yüzden Amerika kıtasına ayak bastığında, yeni bir kıta keşfettiğini anlayamayıp geldiği yeri Hindistan sanmış.

Bir sonraki yazımıza kadar bilimle, gözlemle kalın...

Yorum yazmak için giriş yapın.
Giriş Yap