Gerçek Prison Break: Hiçbir Hapishanenin Tutamadığı Adam

07 Aralık 2020

Merhaba sevgili okuyucularımız. Bugün sizlerle hem bazı süper kahraman özellikleri taşıyan, hem de tutuklu bulunduğu hapishanelerden bir değil, iki değil, tam dört kez(!) kaçmayı başarmış Japon anti-kahraman Yoshie Shiratori'nin hikâyesini paylaşacağız. Beni derinden etkileyen bu hikâye, umarım sizlere de en az bana geldiği kadar ilgi çekici gelir.

1. Bölüm: Çıraklık Kaçısı

1907 yılında Japonya'nın Aomori kentinde doğan Yoshie Shiratori, hayatının büyük bölümünü çiftçilik ve balıkçılık yaparak geçirmiş.  Hayatının bir döneminde yoğun şekilde kumar oynamaya ve hırsızlık yapmaya başlayan Yoshie, 1936 yılında soymaya çalıştığı biriyle arasında çıkan tartışmada, soymaya çalıştığı kişinin ölmesiyle Aomori hapishanesine atılmış.

1930'lu yılların Japonya’sındaki hapishane koşulları o kadar kötüymüş ki, Geceyarısı Ekspresi filminde anlatılan Türk hapishanesi, o yılların Japon hapishaneleri yanında lüks bir tatil köyü gibi kalırmış. Japon gardiyanlar, mahkûmlara en ufak acıma duymaz, onları sıklıkla döver, tekmeler, küfür eder ve zorla çok uzun saatler çalıştırırmış.

Cinayet ve soygun suçlarıyla idam edileceğine inancı tam olan Yoshie, gardiyanların kendisini sürekli dövmesi ve kötü davranmasının da etkisiyle, karısına ve kızına geri dönmek için hapishaneden kaçmaya karar vermiş.

Sabırlı ve zeki bir adam olan Yoshie, tam altı ay boyunca gardiyanların her hareketini izleyip aklına kazımış. Sonunda gardiyanların vardiya değişimi ve devamında gelen ilk kontrolleri arasında 15 dakikalık bir boşluk olduğunu fark etmiş.

Bir sabah 05:30 sularında harekete geçen Yoshie, hapishane banyosundaki su kovasından çaldığı bir metal tel yardımıyla, önce kendi hücresinin kilidini, daha sonra 15 dakika içinde çıkış kapısına kadar 6 farklı kilidi daha açarak, Aomori hapishanesinden kaçmayı başarmış.

Yoshie'nin özgürlüğü sadece 3 gün sürebilmiş. Malzeme çalmak için girdiği bir hastanede yakalanıp polise teslim edilmiş.

2. Bölüm: Kalfalık Kaçısı

Cinayet ve soygun suçlarına, hapishaneden kaçma suçunu da ekleyen Yoshie, ömür boyu hapse mahkûm edilerek çok daha güvenli olan Akita hapishanesine gönderilmiş.

Bir önceki hapishanesinden kaçtığı bilinen Yoshie'nin, Akita hapishanesinde de gardiyanlarla başı derde girmiş. Gardiyanlar ona sürekli işkence yapıyor ve bu hapishaneden kaçmasının imkânsız olduğunu söyleyerek onunla dalga geçiyorlarmış. Kış mevsiminde üstüne uygun kıyafet bile verilmeyen Yoshie, çoğunlukla beton zemin üzerinde, battaniyesiz uyumaya zorlanıyormuş.

Yoshie aşağıdaki resimde tasvir edildiği gibi alanı dar fakat tavanı çok yüksek bir hücrede, her daim elleri kelepçeli olarak tutuluyormuş. Yoshie duvara tırmanamasın diye duvarlar pürüzsüz bakırdan kaplanmış.

Tavanın ucunda ise hücreye hava ve az da olsa güneş girmesi için, çelik parmaklıklı minik bir pencere varmış.


Yoshie, Akita hapishanesinde tam 6 sene yatmış. Bu 6 sene boyunca gardiyanların işkencesine ve hakaretlerine maruz kalırken, başgardiyan Kobayashi ile kendisine iyi ve saygılı davrandığı ve arada bir hücresine bizzat gelip hatırını sorduğu için kendince bir yakınlık kurmuş.

1942 yılının yağmurlu bir Haziran akşamı Yoshie'nin hücresini kontrol etmeye gelen gardiyanlar, Yoshie'nin yerinde olmadığını fark ederek alarmı çalıştırmışlar. Tüm aramalara rağmen bulunamayan Yoshie, ikinci kez başarıyla hapishaneden kaçabilmiş.

Peki Yoshie bu sefer nasıl kaçabilmiş? Yoshie'nin kaçış planı aslında 8 ay önceden başlamış. Ufak bir metal parçası bulan Yoshie, gardiyanların seyrek volta attığı gecelerde kelepçelerini çıkarıyor ve bakır duvara elleri ve ayaklarıyla kertenkele gibi tırmanarak en tepedeki çelik parmaklıklı pencereye ulaşıyormuş.

Pencerenin parmaklıkları çelik olsa da, çerçevesi ahşaptanmış. Yoshie aylar boyunca her gece o çerçeveye asılıp sonunda onu sökmeyi başarmış. Geriye sadece yağmurlu bir geceyi beklemek kalmış çünkü hapishane çatısından kaçmak zorunda olacağı için, çatıda ayak sesleri duyulsun istemiyormuş.

Yoshie, Akita hapishanesinden kaçtıktan sonra, polisin onu bekleyeceğini bildiği için, ailesini ziyaret edememiş. Çok beklenmeyen bir şey yaparak, kaçışından 3 ay sonra, başgardiyan Kobayashi'nin evine gitmiş.

Yoshie, Kobayashi'ye "aslında hapishaneden kaçmak ve bir kaçak olarak yaşamak istemediğini, kaçmasının tek nedeninin diğer gardiyanlar tarafından maruz bırakıldığı insanlık dışı davranışlar olduğunu ve bu konuda yaptığı bir plan için ondan yardım istediğini" söylemiş.

Plana göre, Yoshie, başgardiyan Kobayashi ile beraber polise teslim olacak ve Kobayashi'nin desteğiyle adli makamlara, mahkûmların katlanmak zorunda olduğu koşulları anlatarak bu konuda bir duyarlılık oluşturulmasını ve hapishanelerde reform yapılmasını sağlayacaktı. Bunun yanında tek istediği, daha sıcak iklimde olan, Tokyo hapishanesine transfer edilmek ve gardiyanlardan insanca muamele görmekti.

Yoshie'nin önce dinleyip sonra karnını doyuran Kobayashi, onun tuvalete girmesini fırsat bilerek polisi aramış ve Yoshie'nin 3 aylık ikinci özgürlük serüveni o noktada son bulmuş.

3. Bölüm: Ustalık Kaçısı

Yoshie, sıcak iklim istemesine rağmen, bu sefer Japonya'nın en kuzeyinde bulunan Abashiri hapishanesine gönderilmiş.

Japonya'nın en güvenli hapishanesi olan Abashiri hapishanesinden daha önce kaçabilen hiç mahkûm olmamış. Kaçmaya çalışan birkaç şanssız mahkûm iste gardiyanlar tarafından vurulmuş. Abashiri bölgesinde hava o kadar soğukmuş ki, yazın dahi sıcaklık sıfır derecenin altında seyredebiliyormuş.

Yoshie'nin daha önce iki farklı hapishaneden kaçmış olması, onu gardiyanlar arasında belli bir şöhrete ulaştırdığı için, Abashiri hapishanesindeki gardiyanlar da ona işkence etmeye, dövmeye ve hakaret etmeye devam etmişler. Yoshie gene dayak ve işkenceye maruz kaldığı bir gün sinirden kendinden geçip, ellerindeki demir kelepçeleri saf bilek gücüyle kırarak gardiyanlara "göreceksiniz bu hapishaneden de kaçacağım" diye meydan okumuş.

Yoshie'nin sadece kendi kas gücüyle demir kelepçeleri kırabildiğini gören gardiyanlar, hem ellerine hem ayak bileklerine takılması için 20 kg'lık özel demir kelepçeler sipariş etmişler. Bu 20 kg'lık ve anahtar deliği de olmayan özel kelepçeler, tecrübeli demirciler tarafından tam iki saatte takılıp çıkartılabiliyormuş.

Yoshie yemek yemek ve uyumak dâhil tüm hayati aktivitelerini bu ağır el ve ayak kelepçeleriyle yapmak zorundaymış. Yoshie'nin kaçmasını önlemek için alınan önlemler bu kadarla bitmemiş.

Yoshie, elleri ve ayakları kelepçeli şekilde kendisi için özel dizayn edilmiş, pencereleri vücudundan küçük, duvarları da demirle güçlendirilmiş bir hücrede kalmaya zorlanmış.

Yaklaşık olarak bir sene sonra bir gün, gardiyanlardan birisi duyduğu bir ses üzerine Yoshie'nin hücresini kontrol etmeye gitmiş ve Yoshie'nin hücrede olmadığını ve geride sadece kelepçelerinin kaldığını görmüş. Yoshie üçüncü kez hapishaneden kaçmış... Peki, ama bu sefer nasıl kaçmıştı? Hem elleri hem de ayakları kelepçeli, demirle sağlamlaştırılmış ve tüm pencereleri vücudundan küçük bir hücreden nasıl kaçabilmişti?

Bu sefer Yoshie'nin kaçma planı yaklaşık 6 ay önce başlamış. Yoshie her gün yemek olarak kendisine kapı altından uzatılan Miso çorbasını içmiyor, bu çorbayı hem kelepçelerine döküyor, hem de ağzıyla pencere demirlerine püskürtüyormuş. Yoshie, Miso çorbasının çok tuzlu olduğu için, bu tuzun eninde sonunda hem kelepçelerdeki hem de penceredeki demirleri paslandırıp zayıflatacağını biliyormuş.


6 ay boyunca bu planına sadık kalan Yoshie, sonunda el ve ayak kelepçelerinden kurtulmuş. Daha sonra pastan ve tuzdan iyice zayıflayan pencereyi de sökebilen Yoshie, pencereden önce kafasını sokarak ve sonra sırasıyla tüm eklemlerini kendi kendine yerinden çıkararak, normalde sadece kafasının sığması gereken pencereden kaçmayı başarabilmiş.

Abashiri hapishane gardiyanları günlerce Yoshie'yi aramışlar ama bulamamışlar. En sonunda Yoshie'nin soğuk havada ve dağların ortasında ya donduğuna ya da ayılar tarafından yendiğine karar vermiş ve aramayı bırakmışlar.

Oysa Yoshie yaşıyormuş. Terkedilmiş bir maden keşfeden Yoshie bu madende ateş yakarak sıcak kalıyor, yiyecek olarak da dağda bulabildiği her bitki ve hayvanı yiyormuş. Yoshie, terkedilmiş madende tam iki yıl geçirdikten sonra, 1945 senesinde merakına yenilerek yakındaki bir şehre inmiş. Şehirde bulabildiği gazetelerden 2. Dünya Savaşı'nın bittiğini, Japonya'ya iki adet atom bombası atıldığını ve Japonya'nın ABD işgali altında olduğu öğrenmiş. Bütün bu karışıklığın içinde polisin artık kendisini aramayacağını düşünerek karısına ve kızına dönmek üzere yola koyulmuş.

Yolda karnı acıkan Yoshie, bir tarladan sadece bir tane domates alıp yemek istemiş. Tarlanın sahibi olan çiftçi Yoshie'ye saldırmış ve çıkan arbedede çiftçi hayatını kaybetmiş. Çiftçiyi öldürmesin nefsi müdafaa olduğunu iddia eden Yoshie, çevredeki insanlar tarafından yakalanıp tekrar polise teslim edilmiş.

4. Bölüm: Son Kaçış

Yoshie 1947 yılında bu sefer Sapporo hapishanesine gönderilmiş. Çiftçi cinayetinde nefsi müdafaa talebini kabul etmeyen mahkeme, Yoshie'yi idam cezasına mahkûm etmiş.

Daha önce 3 kez hapishaneden kaçtığı bilinen Yoshie'yi sürekli gözetim altında tutması için 6 kişilik silahlı bir ekip kurulmuş.

Yoshie için bu sefer bir önceki hapishanedekine benzer ama eklemlerini yerinden çıkarabildiği için çok daha küçük pencereli bir hücre hazırlanmış. Yoshie hücre kapısındaki gözetleme deliğinden sık sık kontrol edildiği ve artık bu hücreden kaçmasına ihtimal verilmediği için, ellerine ve ayaklarına bu sefer kelepçe takılmamış.

Yoshie, belki ilerleyen yaşının belki de her kaçışından çıkarılan derslerle hazırlanmış bir hücrede tutulmasının etkisiyle, çok umutsuz ve tükenmiş halde günlerini geçiriyormuş. Hücresine konulan yer yatağında uzun saatler zaman geçiriyor, gardiyanlar onu rahatsız etse de sabahın geç saatlerine kadar uyuyormuş. Hatta bazı gardiyanlar Yoshie'nin sabahları geç kalkmasına alışıp, onu sabah erken saatlerde rahatsız etmeyi bırakmışlar.

Gel zaman git zaman, Yoshie'yi gözetlemekle görevli 6 silahlı gardiyandan birisi, sıradan bir sabah gözetleme deliğinden hücreye baktığında, Yoshie'nin gene ortadan kaybolduğunu görüp dehşete kapılmış.

Bu nasıl olabilmiş ki? Hapishane görevlileri Yoshie'nin daha önceki kaçışlarının hepsinden ders almış ve tam ona uygun bir hücre hazırlamışlardı. Duvarlar yüksekti, tüm pencereler Yoshie'nin kafasının dahi giremeyeceği kadar küçüktü ve silahlı gardiyanlar çok sık aralıklarla onu gözetliyordu. Yoshie bu sefer nasıl kaçabilmişti?

Sonradan öğrenildiğine göre Yoshie'nin pes etmiş, umutsuz görüntüsü ve sabahın geç saatlerine kadar uyuma alışkanlığını gardiyanlara alıştırması da onun planının parçasıymış. Yoshie geceleri yer yatağının altındaki döşemeleri sessizce söküyor, kendisine verilen çorba kâsesiyle tüm gece tünel kazıyormuş. Geceleri ve sabahları gözetleme deliğinden bakan gardiyanlar kendisini yatağında sansın diye, söktüğü döşeme parçalarını yorganının altına saklıyormuş.

Bu Yoshie'nin teknik anlamda en basit kaçışı sayılabilir.  Hapishane yönetiminin Yoshie'nin önceki kaçışlarına çok fazla odaklanmaları ve tüm önlemlerini Yoshie'nin daha önceki kaçış yöntemlerine karşı alırken aslında en basit kaçış yolunu gözden kaçırmaları; Yoshie'nin de psikolojik anlamda hedef saptırarak bu kaçışı gerçekleştirmesi, gerçekten de takdire şayan.

5. Bölüm: Son Perde

Son kaçışının üzerinden bir sene geçmişti. Güzel bir günde Yoshie, Sapporo şehrinin dışında bir parkın kenarında otururken, yanına bir polis memuru oturmuş. Polis memurunu yan gözle süzen Yoshie, adamın yüksek kademeli bir polis memuru olduğunu anlayınca yer değiştirmek istemiş. Polis memuru ise Yoshie'ye bir sigara ikram etmiş. O dönem Japonya'da pahalı ve lüks sayılan sigarasını, hiç tanımadığı bir yabancıya ikram eden polis memuru, Yoshie'yi çok duygulandırmış.

Bir tarafta yıllarca hapishane gardiyanları tarafından dövülmesi, işkence edilmesi ve en çok güvendiği başgardiyan Kobayashi tarafından ihanete uğraması, öte yanda kendisini hiç tanımayan bu polis memurunun ona kibarca, çok değerli olan sigara ikram etmesi…

Yoshie, tüm güvenlik güçlerinin kötü olmadığına ikna olmuş ve sigarasını bitirdikten sonra ayağa kalkıp polis memuruna kendini tanıtmış. Yoshie'nın adı o zamana kadar güvenlik güçleri arasında efsaneye dönüştüğü için polis memuru hemen kendisinin kim olduğunu anlamış ve neden kendisini ele verdiğini sormuş. Yoshie cevap olarak, bir polis memurunun onu hiç tanımadan saygı göstererek ona sigara ikram etmesinin, onu tüm güvenlik güçlerinin zalim olmadığına inandırdığını söylemiş. Yoshie artık bir kaçak olarak yaşamak istemediğini, hapisten kaçmasının tek nedeninin de maruz kaldığı kötü muameleler olduğunu polis memuruna anlatmış.

Polis memuru tarafından tutuklanan Yoshie tekrardan mahkemeye çıkarılmış. Bu sefer polis memuru ifadesinde Yoshie'nin dediklerini desteklemiş ve mahkeme, hem Yoshie'nin kendi isteğiyle polise teslim olması, hem de bütün kaçışlarında tek bir gardiyana bile zarar vermemiş olmasını göz önünde bulundurarak, Yoshie'nin cezasını 20 yıla indirmiş ve o çok istediği Tokyo hapishanesine transferini onaylamış.

Yoshie kalan cezasını (14 yıl), havaların daha güzel ve gardiyanların daha insancıl olduğu Tokyo hapishanesinde geçirmiş ve bir kez bile kaçmaya teşebbüs etmemiş. 14 yılın sonunda hapisten tahliye edilen Yoshie, karısına ve kızına kavuşmak için tekrar hikâyemizin başladığı Aomori şehrine dönmüş fakat karısının uzun yıllar önce öldüğünü öğrenmiş. Neyse ki çocukken ayrılmak zorunda kaldığı kızını, sağlıklı bir yetişkin olarak bulmuş ve kalan yıllarını kızıyla beraber huzur içinde geçirmiş.

Özellikle modern Japon tarihinde güçlü bir iz bırakan Yoshie için günümüzde müzeye çevrilen Abashiri hapishanesinde, kaçışını simgeleyen güzel bir heykel yapılmış.

1979 yılında bir kalp krizi sonucu hayatını yitiren Yoshie'nin hikâyesi sayesinde, Japon hapishanelerinin durumunu iyileştirmek için reform hareketi başlatılmış ve özellikle gardiyanlara, mahkûmlara daha insancıl davranmaları için özel eğitimler verilmiş.

Bir yazımızın daha sonuna gelirken, yazımızı sevdiğinizi umar, bir sonraki yazımıza kadar sevgiyle kalmanızı dilerim.


Yorum yazmak için giriş yapın.
Giriş Yap