İlkokul Terk Mucit: Percy Spencer

22 Nisan 2019
Hayatımızı kolaylaştıran cihazları kimlerin icat ettiğinin bilinilirliği konusunda neden bilmiyorum ama ciddi bir tutarsızlık var. Telefonu kim icat etti, telgrafı kim icat etti sorularına herkes iyi kötü cevap verebilirken bazı mucitler asla toplumsal olarak gerekli bilinilirliğe ulaşamamış.

Percy Spencer da işte böyle bir mucit. 1894 yılında doğan Spencer’in ebeveynleri erken yaşta ölünce, Spencer teyzesiyle yaşamaya başlamış. Geçinebilmek için teyzesi dokumacılık yaparken, Spencer da bulabildiği tüm garip işlerde çalışmak zorunda kalmış. Spencer’in zorlu bir hayatı olması ve hayatta kalabilmek için hemen her gün farklı problemleri çözmek zorunda olması, gelecekte onun her türlü teknik sorunun üstüne inatla gidebilecek ve çözebilecek bir iradeye sahip olmasını sağlamış.

Spencer 5. Sınıfta okulu bırakmak ve yakınlarda olan bir fabrikada işe girmek zorunda kalmış. Dört yıl sonra, Spencer 16 yaşında iken, yerel bir kağıt fabrikası elektrik kullanmaya karar vermiş. Spencer o zamanlar yeni bir teknoloji olan elektrikten hiç anlamıyor olsa da öğrenme arzusuyla göreve talip olmuş. Gündüzleri deneme yanılma yaparak, akşamları ise bulabildiği tüm kitapları okuyarak proje bittiği zaman kalifiye bir elektrikçi haline gelmiş.
 
Elektrik ve kablosuz iletişime olan ilgi ve merakından dolayı bu konularda kendini geliştirip radyo operatörü olabilmek için Amerikan donanmasına katılmaya karar vermiş. 5. Sınıftan terk olduğu için donanma günlerinde kendi kendisine trigonometri, kalkülüs, kimya, fizik ve metalürji öğrenmeye başlamış. I. Dünya Savaşı sonunda donanmadan ayrıldığında en büyük tutkusu olan elektriğin peşinde koşmaya karar vermiş.

1925 yılında elektrikli ev aletleri üreten “American Applicance Company” de iki kurucu mühendisin yanında üçüncü çalışan olarak işe başlamış. Şirketin adı aynı yıl Raytheon olarak değiştirilmiş.

Spencer’in problem çözme tarzı Raytheon’un en büyük teknolojik atılımları yapmasında yardımcı olmuş. Efsanevi merakı ve öğrenme arzusu en eğitimli fizikçilerin ve mühendislerin bile takdirlerini kazanmış. Spencer’in Raytheon’a ilk katkılarından birisi foto elektrik vakum tüpleri üzerinde yaptığı geliştirmeler olmuş ki bu tüpler kısa bir süre sonra televizyonun icadında önemli rol oynamış.


1941 yılında, Amerika II. Dünya Savaşına girmeyi düşünürken Spencer tüm ilgisini radarlarda kullanılan karmaşık mikrodalga tüpler olan magnetronlara yoğunlaştırmış. Tabiri caizse gece gündüz çalışan Spencer, magnetronların verimli kullanım ömrünü 7 günden 2,600 güne kadar çıkarmayı başarabilmiş. Spencer’in dizayn ettiği ve savaş uçaklarına yerleştirilen radarlar o kadar güçlüymüş ki, Alman denizaltılarının periskoplarını bile tespit edebiliyorlarmış.

Fakat Spencer kendisiyle özdeşleşen en bilindik buluşu tamamen tesadüf eseri gerçekleşmiş. Magnetron üzerinde çalıştığı günlerden birinde cebindeki çikolatasının eridiğini fark edince radyo dalgalarının enerjisinin yemek pişirmek için kullanılıp kullanılmayacağını merak etmeye başlamış. Hemen mikrodalga tüplerin yakınına bir avuç mısır koymuş ve birkaç dakika sonra mikrodalgada patlamış ilk mısırı yiyen insan olmuş.

Spencer’in keşfinden sonra, Raytheon ilk mikro dalga fırını olan Radarange’i 1947 yılında piyasaya sürmüş.


Tıpkı antik bilgisayarlar gibi antik mikrodalga fırınlar da hem çok büyük hem de çok pahalıymış. Fakat restoranlar, hazır yemek şirketleri ve hava yolu firmaları hızlı pişirilen yemeklerinin avantajlarını hemen fark etmişler. Evler için üretilmiş daha ufak versiyonu 1950 yılında piyasaya sürülse de insanlar başlarda bu yeni icada karşı temkinli yaklaşmış.

Spencer 1970 yılında öldüğünde ise mikro dalga fırınlar hemen her Amerikan evinde olmazsa olmaz bir elektrikli alete dönüşmüş. Spencer’in kurulmasına yardım ettiği Raytheon ise şuan 64,000 çalışanı ve 25 milyar dolar yıllık cirosu olan dünyanın en büyük askeri teknoloji şirketlerinden birine dönüştü.

Bir sonraki yazımıza kadar sevgiyle kalın...

Yorum yazmak için giriş yapın.
Giriş Yap