Atropa Belladonna (Güzelavrat Otu)


Bir çok bitki günümüzde farklı amaçlar için kullanılıyor. Kimisi ile ilaç, kimisi ile kozmetik ürünler, kimisi ile sanayi ya da otomotiv için bio-yakıt yapılıyor. Fakat bunların arasında en ilginci zannımca Latince ismi Atropa Belladonna olan güzelavrat otu. Atropa, Atropos'tan geliyor, Yunan mitolojisindeki 3 Mireden(*) biri. Bella donna ise "güzel avrat" demek.

Güzel avrat ismi, bitkinin ya da çiçeğinin etkileyici güzelliğinden gelmiyor. Kim nasıl keşfetti tahmin etmek çok güç fakat, meyvesinin suyu göze sürüldüğünde, göz bebeklerinin büyümesine yol açtığından, tarihte güzel görünmek gayesi ile kullanılmış. Aynı zamanda bu bitkinin suyu yanaklara sürüldüğünde hoş bir allık da oluşturuyor. Bunu kullanan, kocaman göz bebekli, al yanaklı ilk hanımefendiyi güzel bulan ilk beyefendi, bu bitkinin ismini koymuş olmalı diye düşünüyorum.


Göz bebeklerinin büyümesine yol açan madde, meyvenin suyunda bulunan Atropin. Bu maddeye hepimizin kulak aşinalığı vardır sanıyorum. Kalp damar tıkanıklıklarında, göz muayenesine girecek olanlarda, sinir gazına maruz kalınması durumunda atropin kullanılır. Askeriyede, kimyasal silahların kullanılması durumuna karşın, birliklere atropin kitleri verilir. Bu kadar geniş kullanıma sahip bulunan Atropin'in sağlandığı bitkilerin başında da güzelavrat otu geliyor.

Güzelavrat otunu tarihte bir de Romalılar kullanmış. Belladonna meyvesinin suyu ile büyüttükleri göz bebekleri ve al al yanakları ile düşmanlarını mest ederek savaşları bir bir kazanıyorlarmış... Latife yaptım, doğrusu şu: oklarının uçlarına güzelavrat otunun meyvesinin suyundan sürerler, oku isabet ettirdikleri düşmanlarının çok hızlı bir şekilde ölmelerini sağlarlarmış. Mekanizma da takdir edersiniz ki şöyle çalışıyor; bir kere bu sıvı kana karışır karışmaz uyuşukluk ve uyku hali oluşturduğu için kurban önce olduğu yerde yığılıyor. Yaralanmış kurbanın bir de kalp atış hızı artınca, kan kaybetme hızı da arttığından kurtarılma olasılığını oldukça düşürüyor.

Meyvesi (ve suyu) çok zehirli olduğundan tarihte kötü emellerin gerçekleştirilmesinde sıklıkla kullanılmış. Örneğin İmparator Augustus (İmparator Julius'un Temmuz ayına isim vermesinden sonra bir aya daha isim vermesi kararlaştırılan diğer imparator) karısı Livia tarafından belladonna ile zehirlenerek öldürülmüş. Diğer bir belladonna kurbanı Roma İmparatoru ise, yine karısı tarafından tutulan bir kiralık katil tarafından öldürülen Claudius. (Osmanlı'da Valide Sultan'lar siyasete yön vermiş, Roma'da mutsuz kadınlar.) Aynı zamanda Shakespeare'in Macbeth'ine ilham kaynağı olan İskoç Kralı I. Duncan, bir kutlama esnasında gizlice içkilerine belladonna karıştırdığı Dane'lerden hiç savaşmaya bile gerek kalmadan kurtulmayı başarmış.

Bu kadar tehlikeli olan bu meyvenin suyu tarafından zehirlenmeye önlem olarak kafası çalışan krallar şöyle bir yöntem geliştirmiş: yanlarındaki "tadıcılara" uzun süre boyunca gittikçe artan dozlarda ancak eser miktarda belladonna içirerek bağışıklık/dayanıklılık kazanmalarını sağlamışlar. Daha sonra bu "tadıcılar" bir içki servisi yapıldığında, önce kendileri çok küçük bir yudum alarak, içki içerisinde belladonna olup olmadığını anlayabilmişler.

Belladonna'nın bilerek ve isteyerek zarar verme amacıyla kullanımı dışında, bir de yanlışlıkla kullanımı söz konusu olabiliyor. Zira meyvesi hafif tatlı olduğundan ve yaban mersininden çok da farklı gözükmediğinden, bitkinin zehirli olduğunu bilmeyen biri tarafından yenilebilir. 2-4 meyve bir çocuğa, 10 kadar meyve ise bir yetişkine geri dönüşü olmayan zararlar verebilir. Kedi ve köpekler de bu yemişten yedikleri takdirde hayatlarından olabilirler.


Neyse ki günümüzde antidotu mevcut. Yeter ki geç kalmadan, zamanında bir sağlık kuruluşlarına başvuralım.

Yazımın sonunu Kaiser Bey gibi bitirmek istiyorum: Lütfen bir sonraki yazımıza kadar tanımadığınız kişilerin size uzattığı şarap kadehlerinden bir yudum da olsa almayın.

(*) Mireler, İngilizce Fates, yazgının tanrıçalarıdır. Clotho hayat verir, Lachesis ölçer ve değerlendirir, Atropos ise sonlandırır. Aşağıdaki resimde ayaktaki Clotho, sağdaki ise Lachesis. Bizimkinin gözü üstümüzde, her an sonlandırabilir gibi bakıyor.



Yorum yazmak için giriş yapın.
Giriş Yap