Renk Körü Adası

Renk körlüğü (Color Vision Deficiency) erkeklerin 8%'inde, kadınların ise 0.5%'inde görülen, sanılanın aksine oldukça yaygın bir rahatsızlık. Bir çok insan bu durumdan genetik etkenler sebebi ile etkilenirken, bir kısmı da diabet ya da MS gibi hastalıkların neticesinde bu rahatsızlığa tutuluyorlar.
Renk körlüğü denildiğinde akla ilk gelen yeşil-kırmızı körlüğü (ki daha evvel Kaiser Bey mavi renk konusunda hepimizi bilgilendirmişti.).Yalnız renk körlüğünün bir diğer tipi var ki, bu durumdaki insanlar etraflarını neredeyse yalnızca siyah-beyaz görebiliyorlar.


Yazımızın konusu olan adanın ismi Pingelap Atoll; Micronesia Adaları arasında bulunan şirin ve minik bir ada. Bu ada toplam 1.8 km² alana sahip; şu anda 250 kişilik bir nüfusu var ve Pingelapese adında, kendi dillerini konuşuyorlar. Bu adada yaşayan insanların 10%'u, renk körlüğünün tiplerinden olan, "achromatopsia" mağduru (25 kişi demek yerine nüfusun 10%'u demek yazarın kendi tercihidir). Bu oran dünyanın geri kalanında 1/30.000 şeklinde.



Peki bu adanın havası, suyu mu bu durumu tetikliyor? Cevabımız hayır. 1775 yılında adayı bir tayfun perişan ediyor ve yalnızca 20 kişi hayatta kalabiliyor. Hayatta kalmayı başaran 20 kişinin büyük çoğunluğu, ki bunların arasında zamanın hükümdarı, Kral Doahkaesa Mwanenihsed de bulunuyor, normalde çekinik olan bu rahatsızlığa sahip. Nüfus arttıkça da yüzyıllar sonrasında bu durum yaygınlaşarak daha çok kişinin etkilendiği bir olgu haline gelmiş (25 kişi).
Achromatopsia, gözde bulunan, kırmızıya, yeşile ve maviye duyarlı olan koni hücrelerin hiç birinin görevini tam anlamıyla yerine getirememesi neticesinde oluşuyor. Gözde bulunan ışığa duyarlı bir diğer hücre ise, parlaklığa duyarlı çomak hücreler. Bunlar etkilenmediğinden, kişi yalnızca parlaklığı ve biraz da rengi algılayabiliyor. Bu durumda da çevrelerini aşağıdaki resimdeki gibi görüyorlar.

Ada sakinlerinin gözünden Pingelap

Bu rahatsızlığın yan etkisi (hem olumlu hem de olumsuz anlamda) ise parlaklığa aşırı duyarlılık ve mükemmel gece görüş yeteneği. Bu sebeple adada gündüzleri yapılması çok zorlu olan bir çok aktivite geceleri yapılabiliyor. Örneğin geceleri balık avlamak yaygın bir ada geleneği haline gelmiş.

Kim bilir, belki de parlak ışıktan rahatsız oldukları için ve geceleri yaşadıklarından gündüz kuytularda, karanlıklarda uyuduklarından, achromatopsia mağdurları, tayfunda hayatta kalabilmişlerdir. Hayatlarını belki de renkleri görememelerine borçlulardır.

Yorum yazmak için giriş yapın.
Giriş Yap