Filmlere Konu Olan Sahtekâr: Frank Abagnale

22 Nisan 2019
Merhaba sevgili okuyucularımız. Eminim ki bir çoğunuz Leonardo DiCaprio ve Tom Hanks’in başrollerini paylaştığı “Sıkıysa Yakala / Catch Me If You Can” filmini izlemiştir. Filmde Leonardo DiCaprio, milyonlarca dolarlık çek sahtekârlığı yapan, hiç bir eğitimi olmamasına rağmen rahatlıkla pilotluk, doktorluk ve avukatlık yapabilen genç ve sempatik bir sahtekârı canlandırmıştı. Belki aranızda bilmeyenler vardır ama bu filmin senaryosu tamamen gerçek olaylara dayanmaktadır ve Leonardo DiCaprio’nun canlandırdığı Frank Abagnale karakteri gerçekten de filmde anlatılan suçların hemen hepsini işlemiştir. Bugün Frank’in çok genç yaşta işlediği suçlara ve sonrasında hayatını değiştirip örnek bir vatandaşa dönüşmesinin hikâyesine ışık tutacağız.

Frank 1948 yılında New York’ta dünyaya gelmiş. Gözü açık ve biraz da üç kâğıtçı bir genç olan Frank, erken yaşlarda babasını ve New York bankalarını türlü çek sahtekârlıklarıyla dolandırmış. O dönemler ehliyetlerde fotoğraf olmamasını fırsat bilen Frank, yaşını büyük göstererek kanunen çek yazabilme hakkı kazanmış. 12 ay süren sıkı bir çalışmayla kendini iyice geliştiren Frank, Heidelberg matbaa makinasında gerçeğe çok yakın türlü türlü şirket çekleri basabiliyormuş.

Frank 16 yaşına bastığında, bankalarda daha güvenilir gözükmek ve sahte çeklerini daha rahat bozabilmek için pilot gibi görünmesi gerektiğine karar verip Jet Fadıl’ı bile kıskandıracak bir plan yapmış. Frank ilk olarak kendini bir pilot olarak tanıtarak o dönem Amerika’nın en büyük hava yolu şirketi olan Pan American World Airways (“Pan Am”) şirket merkezini telefondan arayarak satın alma bölümünden biriyle görüşmek istemiş. Santralin bağladığı kişiye kendisini 7 senedir Pan Am Havayollarında uçan bir pilot olarak tanıtarak, kuru temizlemeye verdiği üniformasının kaybolduğunu, 4 saat sonra da uçuşu olduğu için nasıl üniforma temin edebileceğini sormuş.

O zaman dünya daha temiz, insanlar daha güvenilir olduğu için olsa gerek Pan Am görevlisi ona New York’ta bulunan üniforma tedarikçilerinin adresini vermiş ve tedarikçiye Frank’ın onlara uğrayacağını bildireceğini söylemiş. Tedarikçiden 286$’lık pilot üniformasını alan Frank, tedarikçiye kafasından uydurduğu sicil numarasını vererek üniforma bedelinin Frank’in hiç olmayacak Pan Am maaşından kesilmesini sağlamış.


Artık pilot üniforması hazır olan Frank’in hedefi bu sefer Pan Am pilot kimlik kartıymış. 1960’ların olmazsa olmazı sarı rehbere başvuran Frank, kısa sürede New York’ta havayolu şirketi kimlik kartlarının 3M isimli firma tarafından üretildiğini öğrenmiş. Frank 3M’i arayarak bir havayolu şirketinin satın alma yetkilisi olduğunu, yakın zamanda personel alımları olacağı için bir çok kimlik kartına ihtiyaçları olduğunu ve mümkünse o gün 3M yetkilileriyle bir toplantı yapmak istediğini söylemiş. Frank 3M ile görüşmede kendisine önerilen kimlik örneklerinden hiçbirini beğenmeyip sadece Pan Am kimlik örneğini beğenmiş gibi yapmış. 3M yetkililerini örnek olarak kendisine, kendi fotoğrafıyla bir kimlik yapmaları için kandırmış ve kısa süre sonra toplantıyı noktalayıp, örnek Pan Am kimliğiyle binadan ayrılmış. Pan Am kimliği gerçekten orjinalmiş ama üzerinde normalde Pan Am tarafından basılması gereken şirket logosu ve adı gibi bilgiler yokmuş.

Frank oteline dönerken denk geldiği bir hobi mağazasından, gerçeğiyle birebir olan bir Pan Am uçak maketi almış ve bu maketin üzerindeki şirket logosunu ve yazısını söküp kimliğine yapıştırıp lamine etmiş. Frank’in kimliği çok yakından incelenmedikçe gerçeğinden ayırt edilemeyecek kadar iyi olmuş.

Frank sahte Pan Am pilot kimliğiyle doğal olarak asla Pan Am ile uçmamış. Onun yerine havaalanına gidiyormuş, gitmek istediği şehri seçiyormuş, United, Delta, KLM, Air France veya hangi havayolu olursa olsun onların ofisine gidip, uçmak istediği uçuşta yedek koltukta yer olup olmadığını soruyormuş. Havayolu pilotları için muhtemelen çok yaygın olan bu seyahat yöntemiyle, havayolu hostesleri Frank’i istediği uçuşta kokpit içinde kaptan pilot, yardımcı pilot ve uçuş mühendisinin tam arkasında bulunan yedek koltuğa yerleştiriyormuş.
 
Halen sadece 16 yaşında bir genç olan Frank, ilk birkaç uçuşundan sonra pilotlara ait konuşma jargonuna da hâkim olarak hiç bir açık vermeden onlarca, hatta yüzlerce bedava uçuş gerçekleştirmiş. Bu uçuşların birçoğunda diğer havayolu pilotları jest olarak Frank’e kontrolleri vermeyi teklif etmişler hatta bir seferinde o kadar çok ısrar etmişler ki Frank kıramayıp kontrolleri ele aldıktan sonra otomatik pilota geçmiş.

Frank, Pan Am harici havayollarıyla gitmek istediği yere varır varmaz çok dikkat çekmeden Pan Am gişelerine yanaşıp Pan Am personelinin hangi otelde kaldığını öğreniyor ve o dönem çeşitli şehirlerin en kaliteli otellerinde istediği kadar süre, tüm faturalar Pan Am tarafından ödenecek şekilde kalıyor, yiyor ve içiyormuş.

Frank bir süre sonra her havayolu şirketi gişesinin pilotların hatta farklı havayolu şirketi pilotlarının dahi 100$’a kadar şahsi çeklerini nakde çevirdiğini fark etmiş. Eski çek kalpazanı olarak, içinde bir şeyler titremiş olacak ki hemen New York, Los Angeles gibi büyük havaalanlarına giderek 8 saat boyunca elinde bir sürü sahte çek ile Delta, United, British Airways, Air France, KLM, vs.... tüm havayolları gişelerini gezip 100$’lık sahte çeklerini bozduruyormuş. 8 saat sonunda vardiya değişip, yeni gişe çalışanları mesailerine başladıklarında aynı sırayı tekrar izleyip gününü tamamlıyormuş.

Frank 16 ile 18 yaşları arasında, sahte pilot kariyeriyle yaklaşık olarak 250 farklı uçuşta yer almış, 1.6 milyon km yol kat etmiş ve toplamda 26 ülkeye ayak basmış. Muhtemelen asıl aşkı pilotluk olsa da, Frank çok genç yaşında farklı mesleklerde de şansını denemiş.

Pilotluk düzmecelerinden birinde, yakalanmanın eşiğinden dönünce geçici olarak Georgia eyaletine yerleşmiş. Burada kiraladığı ev için doldurduğu formda mesleğini doktor olarak yazmış ve kısa süre sonra aynı binada yaşayan başka bir doktorla arkadaş olmuş. Yeni arkadaşının ısrarlarına dayanamayan Frank, yerine başka bir doktor bulunana kadar geçici olarak yerel hastanede stajyer doktorlara süpervizörlük etmeyi kabul etmiş. Yaklaşık 1 sene doktorluk yapan Frank, görevlerinin çoğunu stajyerlere yaptırarak tıp eğitimi olmadığını uzunca bir süre saklamayı başarmış fakat neredeyse bir bebeğin oksijensizlikten ölmesine sebep olacağını anladığında görevini bırakmış.

Benzer şekilde kısa bir süre flört ettiği ve Harvard Hukuk Fakültesi mezunu olduğunu söylediği bir hostes, Frank’i avukat bir arkadaşıyla tanıştırmış. Avukat arkadaşları Lousiana barosunun avukata ihtiyacı olduğunu söyleyip Frank’e başvurması için bir şans vermiş. Sahte Harvard transkripti hazırlayan Frank, baro sınavlarına 3 kez girip sonunda sınavı geçmiş ve Lousiana savcısının ofisinde bir iş sahibi olmuş. 8 ay boyunca burada çalışan Frank, ofiste bulunan başka bir Harvard mezunu arkadaşının sorularından ve geçmişini kurcalamasından endişelenip işini bırakmak zorunda kalmış.

Kaderin cilvesi olacak ki, Frank işlediği tüm suçlara rağmen Amerika’da değil Fransa’da yakalanmış. Çek sahteciliğinden Avrupa genelinde aranan Frank, Fransa ve İsveç’te altışar ay hapis yattıktan sonra Amerika’da 12 yıl hapse mahkûm edilmiş. Sahte çek hazırlamak konusunda çok genç yaşında “üstat” mertebesine ulaşan Frank, hapis cezasının 4. yılında Amerikan devleti tarafından serbest bırakılmış ve FBI’a dolandırıcılık ve sahtekârlık suçlarında yardım etmeye başlamış.

Kendisine verilen bu ikinci şansı iyi kullanan Frank, çok düzgün bir hayat yaşamış, evlenmiş, üç tane çocuk sahibi olmuş ve halen FBI’da 40 küsur senelik hizmetine devam etmekte. 3 farklı Amerikan başkanı, Frank’in suçlarına karşı Başkanlık Affı önermiş olsa da Frank hepsini reddetmiş ve kim tarafından imzalanmış olursa olsun, bir kâğıt parçasının işlemiş olduğu suçları affettiremeyeceğini, bunu sadece kendi hareketleriyle yapabileceğini söylemiş.

Sevgili okuyucularımıza ilginç bir bilgi olarak aktarmak isterim ki “Sıkıysa Yakala / Catch Me If You Can” filminde Leonardo DiCaprio’nun yakalandığı sahnede hemen sağında yer alan kasketli yaşlı adam, filmin ilham kaynağı olan Frank Abagnale’den başkası değildir.


Bir sonraki yazımıza kadar sevgiyle kalmanız dileğiyle...


Yorum yazmak için giriş yapın.
Giriş Yap