Tek Çeşit Yiyecek ile Yaşanabilir mi?

22 Nisan 2019
Sevgili okuyucularımız, Matt Damon’ın başrolü oynadığı “Marslı / The Martian” filmini mutlaka izlemişsinizdir. Hani Matt Damon’ın Mars’ta mahsur kaldığı ve bir koli bandı yardımıyla, dünyadan yüzlerce milyon km uzakta, %97 karbondioksit içeren atmosferde başarılı şekilde hayatta kalabildiği film.

Filmin bana göre en can alıcı yeri, Matt Damon’ın takım arkadaşlarının mahremlerine hıyanet ederek, onların dışkıları yardımıyla yetiştirdiği patatesleri aylar boyunca yiyerek hayatta kalmayı başarmasıydı. Bu filmi izleyen tüm bekar erkekler için, tek bir yiyecek ile hayatta kalabilmenin mümkün olma ihtimali bile, hazır dilimlenmiş ekmeklerin marketlerde satılmaya başlanmasından bu yana gerçekleşen en büyük devrim niteliğini taşıyordu. Zaten “Marslı” filminin vizyona girdiği 2015 yılından, içinde bulunduğumuz 2018 yılına kadar gözlemlenen patates fiyat artışının, çoğu insan yükselen dolar kuruna bağlasa da, bence tamamen filmi izlemiş olan erkeklerin, 100.000 yıllık bir hayali gerçekleştirmek istemesinden başka bir sebebi olamaz.

Kolaylığı düşünsenize sevgili okuyucularımız, hepimizin gün içinde kafasını meşgul eden “akşam ne yesek” sorusu, yanına “kahvaltıda ne yesek” ve “öğlen ne yesek” sorularını da alıp, tarihin karanlık dehlizlerine karışabilirdi. “İnsan sadece tek bir çeşit yiyecek tüketerek hayatta kalabilir mi?” sorusu, belli ki daha önce de defalarca kez sorulmuş olacak ki, konuyla ilgili oldukça fazla araştırma yapılmış.

Öncelikle insanın hayatta kalabilmesi için dengeli bir beslenme sürdürmesi şart. Karbonhidrat, protein, yağ ve vitaminlerin mümkün olduğunca hepsini tüketmesi lazım. Fakat illa ki tek bir yiyecek ile hayatta kalmamız gerekse, seçmemiz gereken besin ne et, ne brokoli, ne ıspanak ne de avokado... En uygun besin, “Marslı” filminde işlendiği üzere, gene patates...


Patates, bol nişastalı bir besin olsa da, göreceli olarak bol protein, amino asit, karbonhidrat ve lif içerir. Amino asitler, vücudumuzun hayati işlevlerini yerine getirmesi için zaruri olsa da, tamamını patatesten karşılamak oldukça güç. Günde üç (3) kilo patates yesek dahi almamız gereken proteinin sadece %66’ını almış oluyoruz. Bunun yanı sıra, sadece patates yersek vücudumuz gerekli yağları alamıyor ve yağda çözünen A, D, E ve K vitaminlerinin emilimi gerçekleşmiyor.

Bilim adamlarına göre bunun çözümü, patatesten fazla uzağa gitmeden “tatlı patates” te saklı. Patatesin yanında tatlı patatesi de menümüze katarsak, tiyamin, niyasin, (A, B6, C, E) vitaminleri, potasyum, magnezyum, fosfor, demir ve kalsiyum alsak da, halen D ve B12 vitaminlerimiz eksik kalıyor. Türkiye’de yaşadığımız için, yeterli güneş ışığına maruz kalarak, D vitamini eksiğimizi giderebiliriz ama B12 vitamini için mutlaka takviye kullanmamız gerekiyor. Uzun süreli B12 eksikliği insanda kansızlığa ve sinir hücresi hasarlarına neden olabiliyor. Bu sebeple patates ve tatlı patatesimiz ile hayatta kalmaya çalışırken üzerlerine “maya özlü / yeast extract” (bunlar ülkemizde var mı çok emin değilim) baharatlar serpiştirirsek, B vitamini problemimizi de bir nebze çözebiliyoruz.

Sevgili okuyucularımız, ne doktor ne de diyetisyen olmayan biri olarak, sizlere asla bu tarz bir beslenme önermem. Önersem de dinlemeyin zaten, deli misiniz? Fakat insan mecbur kaldığı takdirde, sadece patates ve/veya tatlı patates yiyerek uzunca bir süre hayatta kalabiliyor. Kısa vadede çok büyük problem olmasa da, uzun vadede bu tarz bir beslenme, birçok eksikliği ve vücut fonksiyonlarında problemleri de beraberinde getirebilir. Eğer patates yerine et gibi hayvansal bir ürün tercih etseydik, gerekli lifleri, çeşitli vitaminleri ve antioksidanları alamayacaktık. Eğer meyve veya nişastasız bir sebze tercih etseydik, yeterli protein ve yağı alamayacaktık. Madem patates yiyoruz, bari “makarna veya pilav yesek ya?” diyen okuyucularımız için patatesin, hem makarna hem de pilavdan daha çok protein, vitamin ve mineral içerdiğini söyleyebiliriz.

Yazımın başında “Hayatımın geri kalanında tek tip yiyecek ile yaşama fikri” beni oldukça heyecanlandırmış olsa da, şimdi kendi yazdıklarımı okuduktan sonra, gereksiz olduğunu fark ettim. Gün içinde “Akşam ne yesek ki?” sorusunu sormamak için hayatımın geri kalanını “Aman şuyum mu eksik, aman buyum mu fazla acaba?” diye geçirmek istemem açıkçası.

Yazımızın, özellikle bayan okuyucularımız için can alıcı yerine gelirsek, Andrew Taylor isimli bir Avustralyalı, zayıflamak ve abur cubur yeme alışkanlıklarından kurtulmak için 1 yıl boyunca sadece patates ve tatlı patatesten oluşan bir beslenme programı uygulamış. Günde 3 ila 4 kg patates yiyen Andrew ilk ay 10 kg, toplamda ise 50 kg vermeyi başarabilmiş.


Bir sonraki yazımıza kadar, dengeli beslenmeye devam edin...


Yorum yazmak için giriş yapın.
Giriş Yap