Rüyanızı Kontrol Edebilirsiniz!

Sanırım ben ömrümde iki kere kontrol edebildiğim rüya gördüm. Sanırım diyorum çünkü ilkinin de öyle olduğunu ikinciyi yaşadıktan sonra fark ettim.

Başka birisinin rüyasını dinlemek dünyanın en sıkıcı şeyidir. Rüyasını anlatan, hele bir de ilk kez size anlatıyorsa bütün saçmalıkları ilk o sırada fark eder. O fark ettikçe heyecanı kaybolur. Sizde zaten başından beri eser miktarda bulunan ilgi, “hayırdır inşallah” temennisi ile tamamen son bulurken, rüyasını anlatan, hikayedeki saçma noktaları kafasında birleştirmeye çalışıp bir başkasına daha güzel anlatmanın yollarını düşünmeye başlar. Rüya anlatım mevhumuna bu kadar laf ettikten sonra size bu iki rüyamı, önce ikinciden başlayarak anlatacağım.




Rüyamda bir apartmanın penceresinden aşağıya doğru bakıyordum. Karşı binanın pencerelerinden birinde bir tanıdığımı gördüğümü sandım ancak yüzünü tam seçemedim. Biraz daha dikkatle bakıp kim olduğunu anlamaya çalıştığımda, kendimi daha güzel bir açıdan, baktığım pencereyi daha net gören bir başka pencereye geçtiğimi fark ettim. Bir süre olayı idrak etmeye çalıştıktan sonra başka pencerelere de geçebildiğimi anladım. Bu yeteneğimi keşfettiğimde bir rüyanın içerisinde olduğumun bilincindeydim. Kendimi çok kalabalık bir caddede, binlerce insanın sağlı sollu geçtiği bir noktada hayal ettim. Beynimin bana bakmam için görüntüler oluşturduğunu ve bunu çok hızlı bir şekilde yaptığını düşündüm. Sağlı sollu geçen insanların tamamının yüzlerini seçebiliyor; detaylara odaklanabiliyor; bazılarının neredeyse gözeneklerine kadar “zoom” yapabiliyordum. Terabyte’larca veri anlık olarak beynim tarafından oluşturularak bana sunuluyordu. Biraz daha zorlamak için kendimi hiç var olmamış geniş bir malikanenin kapısından girerken hayal ettim. Kapının üzerindeki işlemelerden, aşınmış kapı kolundaki küçük bir çentiğe kadar uydurup uydurup izliyordum. Ahşap tırabzanı olan, halı kaplı merdivenlerden çıkıp eski eşyalar ile dolu bir odaya girdim. Bu inanılmaz kaliteli görüntüler, oluşturularak beğenime sunuldukça keyifleniyordum ki konuşmaya çalışınca işler sarpa sardı. Odada bulunan şahsa sorduklarıma mantıklı cevaplar alamadım. Beynim kendi sorularını başka biriymiş gibi cevaplamaya hazırlıklı değildi. Hayal kurmakta sorun yoktu fakat konuşmalar mantıklı bağlanmıyordu. Sonra da uyandım. Uzun süre bunun etkisinde kaldım.

İlk rüyamı gördüğümde ise ortaokula gidiyordum. Bir sığınağın içerisinde düşman askerlerinin birer birer mevzileri ele geçirmesini korkuyla izliyor, elimden geldiğinde savunma yapmaya çalışıyordum. Bir patlama ile yere düştüm. Kafamı kaldırdığımda içeride benimle birlikte olanların tamamının öldüğünü gördüm. Biraz daha doğrulup yarıktan dışarı baktığımda düşmanın sığınağın içerisine girmek üzere olduğunu gördüm. Korku ve panik ile kendimi yere atıp ölü taklidi yaptım. İçeri giren askerler anlamadığım bir şeyler söylüyorlardı. İçlerinden bir tanesi diğerlerine sertçe bir şeyler söyleyip çıkıp gitti. Diğerleri ellerindeki tüfeklerin namlularını yerde yatan arkadaşlarımın ağızlarına sokup tetiğe basıyorlardı. Sanırım öldüğümüzden emin olmak istiyorlardı. Korktum ve çaresizce sıranın bana gelmesini bekledim. Belki de beni atlayacaklarını düşünüyordum. Ama atlamadılar. Sıra bana geldiğinde namlunun dudaklarımı yaktığını ve dişlerimin inanılmaz derecede acıdığını; namluyu rastgele oynatarak çenemi aralamaya çalışmalarını hissetmedim, yaşadım. Tetiği çektiklerinde önce acı duymadım. Kulaklarımda patlamanın şiddeti ile inanılmaz bir uğultu başladı. Daha sonra ağzımın gerisinde bir sızı duyumsadım. Uğultunun şiddeti yavaşça azaldı ve sonunda bitti. Ondan sonrası sonsuz karanlık ve sonsuz sessizlikti. Sonrasında kendimi dışarıdan gördüm. Bir boşlukta gözlerim kapalı süzülüyordum. Sonra uyandım. Bunun da uzun bir süre etkisinde kaldım. Hem de üzerinden 25-26 yıl geçtikten sonra bunu yazabilecek kadar… Rüya içeriği bilgisayar oyunlarından ya da savaş filmlerinden çıkmış gibi olsa da, o zamanların en azılı savaş oyunlarının Duke Nukem (ilk), Doom (ilk) ve Heretic olduğunu, Er Ryan’ın kurtulmasına daha yıllar olduğunu ve Schindler’in Listesi’nin evimize henüz uğramamış olduğunu belirtmek isterim. İlkinde rüyam çok aşırı gerçekçiydi ancak ben rüyada olduğumun biraz farkında, biraz bihaberdim. Öyle sanıyorum ki bu benim ilk “Lucid” rüyamdı.

Araştırmalar ortalama bir kişinin günde yaklaşık 3-5 rüya gördüğünü ve bunların 95%’ini unutulduğunu ortaya koyuyor. Bir rüyanın 5 ile 20 dakika arasında sürebildiğinden hareketle, kabaca bir hesapla 75 yılın (Türkiye ortalaması) 3 yılını rüya ile geçiriyoruz (gecede 4 tane 12,5 dakikalık rüya görürsek). Bu 3 yıllık rüyanın da yalnızca 55 gününü hatırlayabiliyoruz. Hatırladığımız rüyaların büyük bir çoğunluğu olumsuz duygular içerisinde geçirdiklerimiz.



Rüya içerisindeyken rüyada olduğunun farkında olma durumuna “Lucid Dreaming” yani “Bilinçli Rüya” deniyor. Çoğunlukla rüya görürken onun rüya olduğunun farkına varamıyoruz, yalnızca uyandığımızda, “ne acayip bir rüyaydı” diyerek rüya gördüğümüzün farkında varıyoruz. Bilinçli rüya görme durumunda bu farkındalık rüyanın ortasına gerçekleşiyor.

Bilinçli rüyanın kayda geçmiş bilinen ilk örneği Aristo’nun M.Ö. 300’lü yıllarda kaleme aldığı “Rüyalar Üzerine” adlı eserinde yer alır. Bu durum, yazısında, Üsküdar Üniversitesi Öğretim Üyesi Sayın Dr. Ömer Osmanoğlu ve Sayın Işın Akçay’ın çevirisi ile, “...eğer uyuyan uykuda olduğunu algılarsa ve algı onun zihninden önce gelirken uyku halinin bilincindeyse, görüntü kendini sunmaya devam eder fakat içindeki bir ses bu etki hakkında şöyle der: “Koriskos’un imajı bu ancak gerçek Koriskos bu değil”; genellikle biri uykudayken bilinçteki bir şey kendisini ortaya koyanın rüya olduğunu bildirir...” şeklinde belirtilir.

2016 yılında yapılan bir analiz, insanların yarıya yakınının hayatları boyunca en az bir kez bilinçli rüya gördüğünü ortaya koyuyor. Ayrıca yine bu analize göre, insanların 25%’i bunu ayda bir ya da daha fazla kez yaşıyor. Bilinçli rüya görmek, benim de tecrübe ettiğim şekliyle kendiliğinden ortaya çıkabildiği gibi, Avustralya Adelaide Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmaya göre bir takım ön hazırlıklar ve çalışmalar ile de tetiklenebiliyormuş. 169 kişi üzerinde yapılan çalışmada bazı teknikler ve bunların kombinasyonlarının, bilinçli rüya görmeye etkisi incelenmiş. Bu teknikler: “gerçeklik testi”, “uyandırılma”, “istihare”.

Gerçeklik testi, gün içerisinde kendi kendimize “şu an rüyada mıyım?” sorusunu sormak, bir yüzeye dokunarak hissetmek ve ağızdan nefes almaya çalışmak gibi maddeleri içeriyor. Bunun amacı, kişilerin bu rutinleri günlük alışkanlıklar arasına sokup rüyada da bunların tetiklenmesini sağlamak. Örneğin, rüyada dokunulan yüzeyin sertliğinin, pürüzlülüğünün hissedilemiyor olmasından kaynaklı olarak, rüyada olunduğunun farkına varılması sağlanabiliyor. Ya da rüya esnasında ağızdan nefes almaya çalışıp alamamak (ağız kapalı olduğundan) da rüyada olunduğunun anlaşılabileceği yöntemlerden biri.



Saatinizin alarmını erteleyenlerdenseniz eğer her “snooze” arasında farklı rüyalar gördüğünüz olmuştur. Rüya uykunun REM (Hızlı Göz Hareketleri) evresinde görüldüğünden ve REM uyumuş, uyanmış ve tekrar uyumuş insanlarda daha hızlı ve kolay gerçekleştiğinden bu yöntem ile rüya adedi ve dolayısı ile bilinçli rüya görme ihtimali arttırılabiliyor.

İstihare ise bir kişiyi ya da bir olayı rüyada görmek/değerlendirmek için değil de, bilinçli rüya görmek için kendini telkin etmeyi içeriyor. Kişi kendi kendine, “rüya gördüğümde, onun rüya olduğunun farkında olacağım.” diyerek uyuduğunda bunun da bilinçli rüya görme üzerinde olumlu etkisi oluyor.

Araştırma sonuçları söyle: İlk hafta hiçbir teknik uygulanmadığında deneklerin 8%’i bilinçli rüya gördüklerini söylemişler. Denekler, bir tek gerçeklik testini uyguladıklarında, hiç teknik uygulanmaması ile karşılaştırıldığında daha az oranda bilinçli rüya tecrübe etmişler. Fakat gerçeklik testi ve uyandırılma teknikleri bir arada kullanıldığında, 11% denek bilinçli rüya görmüşler. Her üç tekniğinde uygulandığı durumda ise deneklerin 17%’si bilinçli rüya görmeyi başarmışlar. İstihare tekniğini uygulayan deneklerden 5 dakika içerisinde uykuya geçenlerin ise 46%’sı bilinçli rüya görmüşler.

Çok da uzak olmayan bir gelecekte interaktif rüyalar görebileceğimizi, internetten satın alacağımız konseptlerin biz uykuya dalarken bilinçaltımıza işleneceği ve rüyamızda kendimizi o platformda göreceğimizi düşünüyorum. Bilinçli rüya görme setleri, bilinçli rüya kabinleri olacak. Belki de bir ilaç alıp iki saatliğine gireceğimiz kabinler yeni nesil sinema gibi olacak.


Yorumlar (1)

  • Angelus

    Angelus

    15.5.2019 18:35

    Havalardan mı, işlerin yoğunluğundan mı bilemiyorum ama bu aralar "Saatinizin alarmını erteleyenlerdenseniz" diye başlayan paragrafta bahsedildiği gibi sürekli bir alarm erteleme durumum var. Kesinlikle bilinçli rüya görmeyi kolaylaştırıyor. Bu güzel yazı için Quelthor'un eline sağlık..



Yorum yazmak için giriş yapın.
Giriş Yap