İnsanlığın Yaptığı En Hızlı Araç : Parker Güneş Sondası

04 Kasım 2019

NASA’nın, 12 Ağustos 2018’de, Florida’da bulunan Cape Canaveral Hava Üssü’nden Delta-IV Heavy roketi ile fırlattığı Parker Güneş Sondası’nın görevi Güneş’e değmek (*). Bu görev neticesinde, neden Güneş’in yüzeyinden 5 milyon km kadar dışarı uzanan sıcak plazma tabakası Taç Küre’nin (Corona), atmosferin en altında yer alan Işık Küre’den (Fotosfer) 300 kat daha sıcak olduğunu (2 milyon °C) anlamaya bir miktar daha yaklaşacağız ve güneş rüzgârlarının mekanizmasını daha iyi anlayabileceğiz.



Taç Küre, çıplak gözle (gözlerimizi koruyarak) yalnızca tutulma sırasında görebildiğimiz Güneş katmanı. Tutulma haricinde görülememesinin nedeni, parlaklığının Işık Küre’den 1 milyon kat daha az olması. Taç Küre aynı zamanda Güneş rüzgârlarının ve dolayısı ile kutup ışıklarının da müsebbibi. Ulaştığı yüksek sıcaklıklara rağmen ısısı çok yüksek değil çünkü içerisinde bulunan parçacıklar birbirlerinden çok uzaktalar.

Peki, bu sondanın insanoğlunun yaptığı en hızlı araç olmasının sebebi, bu bilgileri bir an evvel temin etme iştahı olabilir mi? Yoksa sebep, Rusların birkaç sene evvel gönderdiği sondayı geçip Ay yarışından sonra Güneş yarışını da kazanma (!) hırsı mı? Ya da erimeden ulaşabilmesi için mi hızlı olması gerekiyor?

Maalesef cevap hiçbiri değil; cevap “Eylemsizlik” prensibi…

Düz yolda hızla giden bir arabanın içinden bir taş atıp direği vurmak istiyorsanız, taşı önceden, direğe gelmeden atmanız gerekir. Peki ya araçla direğin etrafında hızla dönüyorsanız taşı, gelmeden atamayacağınıza göre nasıl atarsınız? Taşın ortadaki direğe denk gelmesi için aracınızın hızı ile orantılı olarak taşı geriye doğru fırlatmanız gerekir.

Dünya’mız Güneş etrafında 107.000 km/saat hızla dönmekte olduğundan, Parker’ın öncelikle bunu hedefine varacağı süre içerisinde yenmesi gerekiyor. (Bunun yanında, Dünya’nın kendi etrafında dönme hızı olan 1700 km/saat sürat çok küçük kalıyor.)

Böyle bir hıza, yalnızca itki ile ulaşmak için tüketilmesi gereken yakıt miktarı çok fazla olduğundan başka bir yöntem izlenmesi gerekiyor: daha evvel meteorlar üzerine araç göndermek için de kullanıldığını eminim siz sevgili okurlarımızın da duyduğu sapan (sling-shot) taktiği. Bu teknikte roket itkisi yalnızca en başta değil, gezegenlerin çekim kuvvetinden da faydalanmak için farklı zamanlarda birçok kez manevra için kullanılıyor.

 

 

Her şey yolunda giderse, Güneş etrafında yapılacak sapan manevraları sonrasında Parker’ın ulaşacağı en yüksek hız 700.000 km/saat olacak. Bu hız da insan eli ile yapılmış bir aracın ulaştığı en yüksek hız olacak. İyi ki uzay yolculuklarında aerodinamik olunması gerekmiyor. Böyle bir hıza, havanın olduğu bir ortamda ulaşabilmek için iğne geometrisine sahip olmak gerekirdi sanırım. (Sizin için araştırdık: yapılan en hızlı kurşun ".220 Swift" 5120 km/saat hıza ulaşabiliyor.)


Bu görevin tek zorluğu ulaşılması gereken yüksek hızlar değil; Güneş’imiz akşam serinliğinde gidilse bile çok sıcak. Bu sebeple Parker, 12 cm kalınlığında karbon-kompozit bir ısı kalkanına sahip. Aynı zamanda içerisinde, yalıtımlı tarafı ısının yüksek olduğu tarafa yönlendirebilecek bir mekanizma da bulunuyor.


Parker Güneş Sonda’sına ismini veren Eugene Parker, Güneş rüzgârlarını açıklamaya yönelik teorileri ilk geliştiren (1958) bilim insanı. Bir NASA görevi için ilk kez hayatta olan birinin ismi kullanılıyor.

 

 

Parker şu ana kadar 2 kere Güneş’e yakın geçiş yaptı. Önümüzdeki 6 yılda da toplam 20’ye yakın geçiş yapacak. Her bir yakın geçişinde de bizlere hayat kaynağımız Güneş’i ve genel olarak yıldızları daha iyi anlamamız için çok önemli bilgiler gönderecek. Ve önünde sonunda yanarak yok olacak ve kozmosa karışacak.

 

(*) Güneş yüzeyine 6.5 milyon km kadar yaklaşılacak. Aşağıdaki görsel, normalde bir sedan büyüklüğünde olan Parker’ın Ay’dan bile büyük gözüküyor olması dışında mesafe olarak ölçeklidir.





Yorum yazmak için giriş yapın.
Giriş Yap