Dünyanın En Korkusuz Kadını: SM

Hepimizin korktuğu bir şey vardır. Kimimiz örümcekten, kimimiz paranormal varlıklardan, kimimiz dişçiden korkarız. Korku, evrimsel süreçte bizi tehlikelerden koruyan bir dürtü olarak gelişmiş bir duygudur ve oldukça normaldir. Korku, beyinde bulunan amigdala bölgesinden başlayarak vücudumuzda bulunan birçok kası ve hormonu harekete geçirir. Beynimiz alarm durumuna geçer, gözbebeklerimiz büyür, bronşlarımız genişler, hızlı nefes alıp vermeye başlarız, kalbimiz daha hızlı çarpar, kan basıncımız artar, kaslara glikoz akışı hızlanır ve sindirim sistemimiz gibi hayati olmayan organlarımızın faaliyetleri yavaşlar.

 

Kentucky’de yaşayan ve sadece kod adını bildiğimiz SM (SM-046) ise korkunun k’sini bile bilmiyor. SM şu an 54 yaşında ve 3 çocuk sahibi bir kadın ve çok seyrek görülen (ve maalesef bir tedavisi olmayan) Urbach-Wiethe hastalığı yüzünden amigdalası tamamen işlevsiz kalmış. Bu hastalık muhtelif dokularda kireçlenmeye sebep oluyor. Bu kireçlenme de zamanla dokunun ölümü ile sonuçlanıyor.


Amigdala, ok ile gösterilen kısma verilen isim


SM ile normal iletişim kurulabiliyor; IQ’su yerinde ve hafızasında herhangi bir aksama yok. Ancak korkuya dair hiçbir ibare göster(e)miyor.

1994 yılında SM üzerinde yapılan çalışmalar, SM’nin kendisinin korku duymamasının yanında başka insanların yüz ifadelerinden de korktuklarını anlayamadığını ortaya koymuş. Yetenekli bir ressam olmasına karşın korkan bir insan yüzü çizemiyor ve ifadenin nasıl olması gerektiğini bilemiyor.




SM’nin başından geçen bir olay korkusuzluğu ile ilgili gerçeği ortaya döküyor. Kendi ağzından dinleyelim:

“Bir keresinde alışveriş yapmak için bir dükkâna doğru gidiyordum ve bir bankta oturmakta olan bir adam gördüm. Bana yanına gelmemi söyledi ben de gittim. Beni tişörtümden tutarak yanına çekti ve boğazıma bir bıçak dayadı. Bana boğazımı keseceğini söyledi. Ben de tamam, kes dedim. Sen kestikten sonra hayalet olarak seni yine bulur ve sana dadanırım diye de ekledim. Böyle bir şey söylemiş olmam doğru mu bilmiyorum. Hiç korkmamıştım. Adam da beni bıraktı ve gitti. Sonra ben de eve döndüm.”

Sipagetti olarak SM’nin bu sözlerinden korkmadığını anladık fakat olaydan sonra dükkâna gittiğini unutup eve döndüğünü de fark ederek farkımızı ortaya koymak isteriz. Bu detay kaynaklarda açıklanmıyor. Sipagetti sorulmayanı sorar!

SM’nin yaşadığı coğrafya biraz vahşet dolu olacak ki şimdiye kadar 2 kere boğazına bıçak dayanmış ve 2 kere de silahla tehdit edilmiş. Hiçbirinde kendini polisi dahi aramak zorunda hissetmemiş ve muhtemelen korkusuzluğu ile karşısındakileri korkutmayı başarmış ve kurtulmuş.

SM hız trenlerine çok severek biniyor ancak yapılan ölçümler korku seviyesinin hep 0’da kaldığını gösteriyor. Benzer şekilde eline yılan, tarantula, böcek almak konusunda da herhangi bir çekince duymuyor.

Bunların yanında bir de meşhur “lanetli” bir evin içerisine de Cadılar Bayramı’nda götürülüp korku düzeyine bakıldığında da hiçbir farklılık gözlemlenmemiş.


Yılanı tutan eller bizzat SM'ye ait. Sağdaki bina da "lanetli" Waverly Hills Sanatorium


Bir keresinde çocukları ile sokakta dolaşırlarken yolun ortasında devasa bir yılan görmüşler. (Kendime not: Kentucky’ye gitme.) SM sakince gidip yılanı boynundan yakalamış ve çalıların arasına götürüp doğaya salmış.

SM üzerinde deneyler yapanlar kendisine komedi filmleri izletmiş ve herkes gibi bunlara çok güldüğünü gözlemlemişler ancak The Shining, The Ring, Seven gibi filmleri izlerken hiçbir tepki göstermemiş.



SM çocukluğunda karanlıktan, ağacın arkasına saklanıp aniden çıkıp “bö” yapan kardeşinden ya da köpeklerden korktuğunu hatırlıyor. Fakat bu duygular amigdalası kireçlenmeden çok önce olmuş ve tüm bunlar şu an ifade edemediği duygular olarak hafızasında kalmış.

 

Korkusuzluk her ne kadar çok güzel bir şey gibi gözüküyor olsa da oldukça tehlikeli durumlar karşısında tepkisizlik hali ölümcül sonuçlar doğurabilir. Korku evrimsel olarak kazandığımız ve hayatta kalma şansımızı arttıran bir duygudur.


Yazımızı şimdi bulduğum ve tarihe geçecek şu sözlerle noktalıyorum: Korkmaktan korkmayın!

 

Not: Ayşe Arman 2001’de bu özlü sözü yazmış ama ben kendim buldum.

 

Kaynak: https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC3030206/


Yorum yazmak için giriş yapın.
Giriş Yap