Uzay Tabanlı Güneş Enerjisi

22 Nisan 2019
Bizleri en başından beri ısıtıyor, besliyor ve koruyor... Uzun ve karanlık bir geceden sonra onu görmek ve soframıza sayesinde gelebilen yiyecekleri yemek tarih boyunca insanları hep mutlu etti... Hayır, annelerimizden değil, güneşten bahsediyorum. Bizi doyuran, ısıtan, koruyan bu müthiş gök cismi, yakın geçmişte, modern hayatın can damarı olan, elektrik ihtiyacını da karşılamaya başladı.

Güneş enerjisini elektrik enerjisine çevirmek için farklı yöntemler olsa da en bilindik olanı, yıl boyunca bol güneş alan noktalara yerleştirilen fotovoltaik panellerle güneş enerjisinden elektrik enerjisi elde etmek. Teoride tepemizde enerji saçan yıldızımızın enerjisini bu yöntemle kullanmak müthiş gözükse de geceleri enerji üretilememesi, bulutlu havalarda düşen verim ve güneş enerjisinin yaklaşık olarak %20-30’unun atmosferde absorbe olması bilim insanlarını farklı arayışlara itiyor.

Neyse ki çok fazla düşünmelerine gerek kalmıyor, çünkü bugünkü yazımızın konusu olan “Uzay Tabanlı Güneş Enerjisi / Space Based Solar Power” (UTGE) 1970’lerden beri üzerinde kafa yorulan bir konsept.

Basit olarak anlatmak gerekirse, dünya yörüngesine yerleştirilecek uyduların, güneş enerjisini elektrik enerjisine çevirmesine ve yörüngeden dünyaya lazer veya mikrodalga ile göndermesine UTGE deniyor. Lazer veya mikrodalga ile dünyaya iletilen enerji, yüzeydeki devasa fotovoltaik antenlerden oluşacak toplayıcı istasyonlarda tekrar elektrik enerjisine çevrilip şebekeye veriliyor.

UTGE’nin faydaları da, tıpkı ısırgan otununki gibi saymakla bitmez. Öncelikle dünya yüzeyinde yerleşik, tipik fotovoltaik paneller günde maksimum 12 saat kadar enerji üretebilirken, yörüngede olacak olan güneş uyduları neredeyse durmaksızın enerji üretebiliyor. Yer çekimi olmaması nedeniyle çok hafif malzemelerle çok daha büyük yüzey alanlı sistemler inşa edilebiliyor; toplayıcı istasyonlar enerji dağıtım merkezlerine yakın inşa edildiği takdirde enerji iletim altyapı maliyetini oldukça azaltıyor ve uydular ile güneş arasında atmosfer olmadığı için enerji kaybı da yaşanmıyor.


Gel gelelim UTGE’yi uygulamaya geçirmek halen zor gözüküyor. Öncelikle yörüngeye herhangi bir şey götürmek çok pahalı. Space X gibi şirketler sayesinde uzaya gitmek göreceli olarak daha ucuzlamış olsa da halen kat edilmesi gereken çok yol var. UTGE’nin tamir ve bakım gereksinimi çok fazla olmayacaktır zira atmosfersiz ortamda ekipmanların fazla yıpranması beklenmiyor. Fakat en ufak bir arızada dahi tamir için yörüngeye astronot gönderilmesi gerekiyor ki bu da potansiyel maliyetleri daha da arttırıyor. Atmosfersiz ortamda enerji toplamanın birçok avantajı olsa da, solar hücrelerin yörüngede, dünyada olduğundan 8 kat daha hızlı aşınması bekleniyor ve belki de en önemlisi halen üretilen elektriğin dünyaya laser veya mikrodalga ile gönderilmesinin kesin bir yolunun bulunmamış olması bu müthiş fikrin önünü tıkamakta.

Sevgili okuyucularımız, bu müthiş fikrin önünde teknik ve finansal engeller varmış gibi gözükse de, temiz ve sonsuz enerjiye aç olan dünyamızın yakın bir gelecekte tüm bu engelleri aşacağına ve bu teknolojinin gündelik hayatın bir parçası olacağına dair inancım tam. Termik santral yerine, UTGE ile evlerimizin aydınlandığını biz göremesek bile çocuklarımız mutlaka görür derdim ama çok inanarak söylüyorum ki bunu bizler de göreceğiz.

Bir sonraki yazımıza kadar benden şüphe etmeyi bırakabilir misiniz lütfen >:/

Yorum yazmak için giriş yapın.
Giriş Yap