Göklerden Gelen Felaket

13 Haziran 2019

Bundan 66 milyon yıl kadar önce, saatte 72.000 km hızla giden yaklaşık 10km çapındaki bir asteroit Dünya’mızın atmosferine girdi. Önce önüne çıkan atmosferi hızla sıkıştırarak çok yüksek sıcaklıklara çıkarttı ve olağanüstü bir süpersonik şok dalgası oluşturdu. Chicxulub adındaki bu asteroit, sonrasında, şu anda Yucatan Yarımadası dediğimiz bölge yakınlarında denize düştü. Bundan sonra suların buharlaştığını, yangınların çıktığını, kayaların etrafa saçıldığını, gökyüzünün tozla kaplandığını ve uzun bir karanlık dönem başladığını simülasyonlar neticesinde bilebiliyoruz.



Los Alamos Ulusal (Amerikan) Laboratuvarı’nda (LANL), Q Machine adı verilen çok güçlü bilgisayarlar ile yapılan simülasyonlar (1) ile bu asteroidin çarpması neticesinde ortaya çıkan durum gerçeğe yakın olarak modellenebildi: Buna göre çarpma sonrasında 30 km derinliğinde ve 180 km çapında bir krater meydana geldi ve atmosfere 25 trilyon ton taş ve toprak saçıldı. Yer kabuğu şok sonrasında esneyerek eski haline dönmeye başladığında 10 km yüksekliğinde eriyik kayalardan bir dağ oluştu ve ergimiş halde bulunan kayalar binlerce km alana fırladı. Aşağıdaki resimde çarpma ve kayaların etrafa saçılması arasında sadece 2.5 dakika geçtiğini görülebiliyor.



Fırlayan sıcak parçalar o kadar hızlıydı ki, bir kısmı atmosferin dışına kadar gitti. (Hatta öyle ki dünyadan kopan parçaların bir kısmının Saturn’ün uydusu Titan ve Jüpiter’in uyduları Europa ve Callisto üzerine düşmüş olabileceği düşünülüyor (2)).



Çarpma noktası merkez olmak üzere, 4800 km çapında bir alana, havada asılı kalan ve yere düşen akkor kaya parçacıkları yüzünden cehenneme döndü. Dünya‘nın dönmesi işleri daha da kötüleştirdi ve havada asılı kalan sıcak kaya parçacıkları ve tozlar dünyanın diğer kıtaları üzerine de ulaşabildiler. Bu durum devasa yangınların tüm Dünya’yı sarmasına sebep oldu. Çarpma sonrasında Dünya yüzündeki ormanların 70%’i yandı. Bu yangınlar ve etrafa saçılan parçacıklar tüm Dünya yüzeyinde bir defter kalınlığında tortul tabaka oluşturdu.



Oluşan dev tsunami dalgaları ile denizler karalarda muazzam gedikler açtı; tonlarca ağırlıktaki kayaları kopartarak denize çekti. Atmosferdeki moloz miktarı sebebiyle güneş ışığı aylarca yeryüzüne ulaşamadı. Bu ortamda fotosentez yapamayan bitkiler öldü. Atmosferdeki oksijen, yangınlar ve ölen bitkiler nedeniyle çok düşük oranlara kadar düştü. Karbon dioksit miktarının artması neticesinde Dünya’nın ortalama sıcaklığı 5°C kadar yükseldi. Besin ağının kırılması ile Dünya üzerindeki canlı türlerinin 75%’i yok oldu ve tüm canlıların yalnızca 0,0001%’i hayatta kalabildi. (İfade çelişkili değil, lütfen tekrar okuyunuz.)




Çarpmanın etkisi ile eriyen kayalardan atmosfere trilyonlarca ton karbon dioksit, karbon monoksit ve metan salındı. Aynı zamanda buharlaşan kayaçlardan salınan sülfür ile su buharı, sülfürik asit oluşumunu tetikledi; bu da onca şey yetmezmiş gibi bir de asit yağmurlarına sebep oldu.

Chicxulub Dünya’mıza çarpan ilk ve son asteroit değil. 15 Şubat 2013’te, Rusya’da bulunan Chelyabinsk’e bir asteroit düşmek üzereyken 30.000 metrede patladı. Bu asteroid de Chicxulub’a benzer hızlarda atmosfere giriş yapmıştı ancak yalnızca 21 metre çapında olduğundan, oluşan ısı ve sürtünmeye dayanamayarak yere çarpamadan havada infilak etti. Bu doğa olayına ait görüntülerin bir derlemesini aşağıdaki videoda bulabilirsiniz.

 


Chelyabinsk meteorunun (atmosfere girip buharlaştığı için asteroit değil meteor diyoruz) Mars ve Jüpiter arasında kalan asteroit kuşağından değil de DYN (Dünya’ya Yakın Nesneler) adı verilen bir gruptan geldiği düşünülüyor.  Bu grup içerisinde Dünya’mızı tehdit edebilecek –yani çapları 140m ya da daha büyük olan ve Dünya ile kesişme ihtimaline sahip yörüngeleri olan– 1600’den fazla tespit edilmiş asteroit bulunmaktadır.

Bir Asteroit tehdidine karşı çok hazırlıksız olduğumuz yukarıdaki videodan da görüleceği üzere çok aşikâr. Tek yapabileceğimiz bu tehdidi öngörebilmek. Bu maksatla Şili’de yüzlerce bilim insanının birlikte çalıştığı uluslararası bir gözlemevi inşa ediliyor: ismi LSST. Gökyüzünü sürekli izleyerek hareket eden nesneleri tespit etmeye çalışacak bu teleskop ile tehdit oluşturabilecek asteroidlerin yörüngeleri ve güzergâhları hassas bir şekilde hesaplanabilecek.

Yörüngelerin çok hassas bir şekilde hesaplanması önemli çünkü ihtiyacımız olan birkaç gün ya da hafta öncesinden bir asteroidin çarpacağını öğrenmek değil, yıllarca öncesinden bunu tespit edebilmek. Ancak bu şekilde asteroit üzerine inip, içerisine nükleer bombalar yerleştirip Dünya’mıza çarpmadan imha edebiliriz. Armageddon bize bir asteroidin nasıl yok edilmesi gerektiğini çok net gösteriyor olsa da gerçek hayatta henüz bize yaklaşmakta olan bir asteroidin yönünü nasıl değiştirebileceğimizi ya da onu nasıl imha edebileceğimizi bilmiyoruz. Hele bir tespit edelim, ondan sonra yok etmesini de bir şekilde buluruz düşüncesi hakim.



Derken, geçtiğimiz günlerde, 2006 QV89 isimli 50 metre çapında bir asteroidin, çok uzak değil, bu sene, 9 Eylül 2019 tarihinde, 1/7000 ihtimalle Dünya’mıza çarpacağı tespit edildi. Yazımızı okuduğunuza göre, bu 1/7000’lik ihtimal gerçekleşse dahi, küçük boyutlu olması sebebiyle bu asteroidin muhtemelen yeryüzüne düşmeden havada infilak edeceğini (yani meteor olacağını) düşünmüş olmalısınız; haklısınız. Hele ki verilere göre sırada bir sonraki asteroit olan, 2022 yılında 1/4464 ihtimal ile Dünya’ya çarpacağı öngörülen 16 metre çaplı 2009JF1 asteroidinin patlarken oluşturacağı şok dalgası bizi ancak gıdıklar.

Gördüğünüz gibi sipagetti olarak yalnızca sizler için muhtelif konularda bilgiler derlemekle kalmıyor; okurlarımızın dünya dışı felaketlere karşı gönüllerini ferah tutma misyonunu da sahiplenmiş bulunuyoruz.

(1): Two and Three Dimensional Simulations of Asteroid Impacts, G. Gisler, R. Weaver, C. Mader, June 2003

(2): Seeding Life on the Moons of the Outer Planets via Lithopanspermia, R.J. Worth, S. Sigurdsson, C. H. House, December 2013


Yorum yazmak için giriş yapın.
Giriş Yap