Bitkiler Acıyı Hissedebiliyor mu?

22 Nisan 2019
Merhaba sevgili okuyucularımız. Başlamadan önce, bu yazımı daha önceki yazılarımın tümünden çok daha farklı bir ruh hali içinde yazdığımı söylemek istiyorum. Sevgili Mahfi Eğilmez Hocamızın tweetinden sonra sitemizin takipçi sayısında büyük bir artış oldu ve bu durum hem beni hem de çocukluk arkadaşım ve sitemizin öteki yazarı Quelthor’u büyük ama tatlı bir baskı altına soktu. Yanlış anlaşılmasın, bize sadece bir gün içerisinde gösterilen bu ilgiden çok ama çok memnunuz. Yazılarımızın çok daha geniş bir kitle tarafından okunması ve takip ediliyor olması inanın bize ilaç gibi geldi...Hoş geldiniz...

Bugün sizlerle “Bitkilerin acıyı hissedip hissedemediği” konusunda yapılmış bir araştırmayı paylaşmak istiyorum. Vejetaryen takipçilerimizin çiğnemekte oldukları kereviz sapları boğazlarına takılmadan söylemek isterim ki, bitkiler acıyı tam olarak bizim gibi hissetmiyorlar fakat hiç hissetmiyor da değiller... Hiç bir soruya cevap olamayacak bu açıklamamdan sonra konumuza geri dönmek istiyorum.

Söz konusu araştırma Wisconsin-Madison Üniversitesi’nde yapılıyor. Araştırma kapsamında bir bitkinin yapraklarına yerleştirilen tombik tırtıl, bitkinin yaprağından bir ısırık alıyor ve bitki de sinir sistemi sinyaline benzer bir sinyali tüm bitki gövdesine dağıtıyor. Bu tepki şaşırtıcı şekilde tüm insan ve hayvanların acı karşısında verdikleri tepkiye neredeyse birebir benziyor.

Bir insan yaralandığında, vücudumuzun sensör hücreleri sinir sistemimizi, sinir sistemimiz ise beynimizi uyararak beynimizin adrenalin salgılamasını sağlıyor ki bu uğruna bungee jumping yapılan hormon, bizim hayatta kalabilmek için "kaç" veya "savaş" moduna geçmemizi sağlıyor.


Bitkilerin sinir sistemi ve sinir taşıyıcıları bulunmamakta fakat onun yerine bir bitki ısırıldığında, ısırığın olduğu yerde bir çeşit glutamik asit anyonu (glutamate) salgılanıyor. Glutamate ise bitkinin tüm gövdesine tsunami gibi (fakat çok yavaş bir tsunami, saniyede 1 milimetre hızla) bir kalsiyum dalgasının yayılmasını sağlıyor. Kalsiyum dalgasınının sonucunda ise bitki kendine özgü stres hormonunu salgılıyor (ve muhtemelen bir sigara yakmak istiyor).

Bilim insanları bitki gövdesine yayılan bu kalsiyum dalgasını floresan ışık altında harika bir şekilde kaydediyor ve üşenebilecek izleyicileri de düşünerek oldukça hızlandırarak 6 saniyelik kompakt bir hale getiriyor. İlgili görüntüyü aşağıda izleyebilirsiniz.

İlk elden bu deneyi tekrarlamak isteyebilecek ve floresan ışık altında annelerinin menekşelerini yerken “eee hani buradan kalsiyum geçmiyor” diyebilecek okuyucularımız için söylemem gerekiyor ki, bilim insanları bu kalsiyum dalgasını görebilmek için bitkileri kalsiyuma maruz kaldıklarında parlayacak şekilde genetik olarak modifiye etmişler. Yani evinizde böyle bir imkanınız yok ise menekşeniz muhtemelen parlamayacaktır.
 
Sinyal bitkinin tüm vücudunda dolanıp saldırı altında olduğunu anlayınca, saldırgana karşı kendi savunmasını devreye sokuyor ve yapraklardan hem zarar gören yaprakları onarıcı hem de yırtıcıya karşı zarar verici kimyasallar salgılamaya başlıyor.
 
Sevgili okuyucularımız, bilim insanları aslında bitkilerin savunma mekanizmasının olduğunun uzun zamandır farkındaydı, hatta bu konuyu "Wood Wide Web: Bitkiler Arası Internet" yazımızda biz de ele almıştık. Fakat savunma mekanizmasının nasıl tetiklendiği, bu araştırmaya kadar tam olarak bilinmiyordu. Bu araştırma sonucu olarak bitkilerin acıyı, en azından insanlar ve hayvanlar gibi, hissetmediği düşünülse de bitkilerin yaralanma ve saldırılara verdikleri tepkiler şaşırtıcı bir şekilde insan ve hayvanlara benzemekte.
 
Bir sonraki yazımıza kadar, alışveriş torbanıza sığmayan pırasaları kırarken iki kez düşünmeniz dileğiyle...

Yorum yazmak için giriş yapın.
Giriş Yap