Kentucky Et Yağmuru

Merhaba sevgili okuyucularımız. Ülkemizde enflasyonun hopladığı, et fiyatlarının arşa yükseldiği bu günlerde belki çok uygun bir konu olmayacak ama sizlere “Kentucky’de gökten et yağması” gizemini aktarmak istiyorum.

Güzel bir Mart günü, Kentucky’nin Bath County kasabasında insanlar gündelik işleriyle uğraşıyormuş. Havada tek bir bulutun dahi olmadığı ve güneşin pırıl pırıl parladığı o günde, bir anda gökten et parçaları yağmaya başlamış. Et parçalarının bazıları kar tanesi kadar ufakken, bazıları ise 7-8 cm büyüklüğüne ulaşıyormuş.

Et yağmuru bittiğinde, neredeyse 100 metreye 50 metrelik hatırı sayılır bir alan, irili ufaklı et parçalarıyla kaplanmış. Haber tüm kasabaya yayılınca kasabanın rahibi, bu olayın ya Tanrı’nın kutsaması ya da Tanrı’nın uyarısı olabileceğini söyleyerek, tüm zamanların en yuvarlak açıklamasını yapmış ve bütün olasılıkları kapsamış.

Etleri inceleyen kasaba halkı, etlerin sığır eti olduğu konusunda hemfikir olmuş. Fakat yerel bir avcı, etlerin sığır eti olamayacak kadar yağlı dokuda olduğunu bu sebeple olsa olsa ayı eti olabileceğini söyleyip uzmanlığını göstermiş.

Kasaba halkından birkaç cesur ve meraklı kişi, etlerden aldıkları bazı parçaları pişirip yemiş ve bunların olsa olsa koyun veya geyik eti olduklarını söylemiş. Birbiriyle çelişen ifadeler sonunda, kasabanın et konusundaki tek otoritesi, yani yerel kasabı, sahaya inerek etleri tatmış ve bu etlerin ne sığır, ne balık ne de kümes hayvanı eti olduğunu belirterek tüm zamanların en faydasız analizlerinden birini yapmış.

Kasaba halkı, “hiçbir şey olmasa bile kesin bir şeyler olmuştur” umuduyla etlerden aldıkları örnekleri Kentucky civarındaki kimyacılara ve üniversitelere göndermiş. Louisville Üniversitesi’nden bir kimyacı etlerin gerçekten koyun eti olduğunu açıklamış. Fakat başka bir kimyacı bu sonuca karşı çıkıp, kesinlikle koyun eti olmadığını belirtmiş.

 

 

Adamların kasabasında gökten et yağmış ama insanlar bunun nasıl gerçekleştiğini düşünmek yerine “etin ne eti” olduğunu bulmak için günler, haftalar harcamışlar. Neyse ki akıl tutulması bir noktada sonlanmış ve örneklerin yollandığı bilim insanları, etin cinsini bulmak yerine, etin nasıl gökten yağdığını bulmaya karar vermişler.

Yazarınız, bu hikayeyi okuduğunda “kesin etler kasaba üzerinden geçen bir uçaktan atılmıştır” diye düşünmüştü. Fakat daha sonra olayın 1876 yılında cereyan ettiğini öğrendiğinde bu fikri boşa gitmişti. Belli ki benden çok da zeki olmayan bir başka bilim insanı, etlerin bir meteor yağmuru sonucu gökten düşmüş olabileceği fikrini ortaya atmış. “Nasıl yani?” demeyin. Adam bu kadar demiş; başka bir açıklama da yapmamış. Biraz daha zeki olan bilim insanları, bu etlerin Kentucky’de gerçekleşen bir hortum sonucu ölen ve göğe yükselen (hallelujah!) insanların kalıntıları olabileceğini öne sürmüşler.

Potansiyel olarak insan eti yemiş olabileceklerini düşünen kasaba halkı bu teoriyi de beğenmeyince araştırmalar devam etmiş. En sonunda Louisville Üniversitesi’nden başka bir kimyacı, günümüzde dahi doğruluğu kabul edilen teorisiyle çıkagelmiş.

Kentucky et yağmurunun nedeni, tam o an kasabanın üzerinden geçmekte olan kalabalık bir akbaba sürüsünün aynı anda kusmasıymış. Akbabaların kapasitelerinden fazla yediklerinde midelerini rahatlatmak için kustukları zaten biliniyormuş. Bir akbaba kusmaya başladığında -tıpkı insanlarda olduğu gibi- diğer akbabaların da midesi bulanıp; onlar da kusabiliyormuş. Bu teori aynı zamanda neden farklı bilim insanlarının, etlerin ne eti oldukları konusunda farklı görüşler öne sürdüklerini de açıklıyor. Çünkü etler farklı leşleri yemiş, farklı akbabalardan geliyormuş.

Ne idiği belirsiz ve yarı sindirilmiş etleri yemiş olmanın, insan eti yemiş olmaktan daha hayırlı olduğunu düşünen kasaba halkı, bu teoriyi kabul ederek, normal hayatlarına geri dönmüşler.

Bir sonraki yazımıza kadar sevgiyle kalın…


Yorum yazmak için giriş yapın.
Giriş Yap