Mezar Taşındaki Davut Yıldızı

20 Haziran 2019

 

Bu yazıyı, dayımın çekip bana göstermiş olduğu bir mezarlıkta çekilmiş yukarıdaki resimdeki Davut Yıldızı'nın neden orada olduğunu araştırıp, öğrendiklerimi ilginç bulmam neticesinde yazıyorum. Bu resim, Danişmendli Devleti’nin ve 12. yüzyılın ilim ve kültür başkenti... benim memleketim Niksar’dan.

Müsaadenizle biraz Niksar'dan bahsedip esas konumuza geçeceğim.

Evliya Çelebi, Seyahatname ’sinde, Niksar isminin iyi, güzel anlamına gelen “nik” ve “hisar” kelimelerinden oluştuğunu söylüyor olsa da, gerçekte Romalıların şehre verdikleri, "Sezar’ın Yeni Şehri" anlamına gelen “Neocaeserea” isminden geldiği bilinmektedir. 1067 yılında Alp Arslan’ın komutanlarından Afşin Bey tarafından fetholunduktan sonra dönem dönem elden çıkmışsa da, çok uzun süredir topraklarında Türklerin yaşadığı güzide bir ilçemizdir. Cahit Külebi’nin memleketi Niksar, türkülere, şarkılara konu olmuş kalesi, kuşburnusu, Ayvaz Suyu, Çamiçi Yaylası ve elbette ki Tokat Kebabı ile kesinlikle gidilip görülmesi ve sunduğu lezzetlerin tadılması gereken yerler arasındadır.



Maalesef çocukluğumdaki kadar çok sık gidemediğim, anamın, atamın memleketinin tanıtımını yapıp bir nebze vefa borcumu ödedikten sonra konuya geri dönebilirim.

Altı köşeli yıldız, Yahudi inancında Davut Yıldızı ya da Kalkanı, İslam inancında Mühr-ü Süleyman ve eski Türk kültüründe Çolpan (Çoban) Yıldızı olarak bilinir. İlk çağlardan bu yana Türk egemen yerleşimlerde bu sembolün kullanıldığı görülmektedir.


 

Göktürk parası üzerinde, üst tarafta ay-yıldız ve yıldızın 6 köşeli olduğu görülebilir

 

Akhun parası üzerinde ay ve altı köşeli yıldız simgesi

 

Çolpan, Türk ve Moğol mitolojilerinde Gezegenlerin Tanrısı’dır. Gezegenleri yönetip, birbirlerine çarpmadan hareket etmelerini sağlar. Tüm gezegenler, Dünya’nın bağlı olduğu, göğün kapısı da denen Demir Kazık (Kutup Yıldızı) etrafında dönerler. MS 3. yy.’da gezegenlerden bahsediliyor, yıldızlara, gezegenlere isimler veriliyor olmasına şaşırıyorsanız, ortaokul bilgilerinizi gözden geçirerek Türklerin o devirlerde “Gök Tanrı (Tengri)” inancına tabi olduklarını biraz anımsamaya çalışınız. Türkler, 751 Talas Savaşı ile İslamiyetle tanışıncaya kadar, göğün ve gökteki cisimlerin kutsal olduklarına inanmışlardır. Bu nedenle Ay, yıldızlar, gezegenler ve Güneş, Türk sembolojilerinin çoğunda kendilerine yer bulurlar.

İslam’ın kabulü sonrasında Hz. Süleyman’ın mührü olarak da bu sembolün kutsal addedilmesi ile Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde ibadethanelerden çeşmelere, kapılardan yüzüklere ve padişah elbiselerinden mezarlara kadar birçok yerde bu işaret kendine doğal olarak yer bulmuştur. Aşağıda bunların bazı örnekleri görülebilir.


Kuzeydoğu Anadolu’dan muhtelif Arapça yazı işlemeli altı köşeli yıldızlar


Memlüklü Devleti parası


Şehzade Selim’in gömleği


Muhtelif Osmanlı paraları


Barbaros Sancağı


Kemankeş Mustafa Paşa Camii avlu kapısı

Edirne Müzesi’nde bir Rahle

Türklerin İslamiyet öncesi kültürlerinde aidiyet duydukları, benimsedikleri gelenekler, semboller, sembolik inanışlar İslamiyet sonrasında da kullanılmaya devam etmiş gözüküyor. Örneğin yolcunun ardından su dökmek, tahtaya vurmak, kurşun dökmek, kırkının çıkmasını beklemek gibi davranışlar İslamiyet ile hiç çelişmeden hayatlarına devam edebiliyorlar. Altı köşeli yıldız ise günümüzde Yahudilik ile bir görüldüğünden artık kullanılmıyor.

Dayımın gösterdiği resimleri ilk gördüğümde Yahudi mezarı sandığım ancak mezarlıkların ayrı olacağını düşündüğümden bir türlü de anlam veremediğim, Davut Yıldızı içerisine yazılmış Arapça "Allah" ifadesini böylelikle anlamış oldum. Yahudilerin 1897 yılında, Basel’de bir kongrede altı köşeli yıldızı Yahudi sembolü olarak resmen kabul etmelerinden çok önce bu işaret Türkler tarafından kullanılıyormuş. Bu sebeple bir müze vayahut tarihi bir yapıyı ziyaret ettiğinizde karşınıza Davut Yıldızı çıkacak olursa onun Mühr-ü Süleyman ya da Çolpan Yıldızı olabileceğini de aklınızdan çıkarmayın. 

Bonus

Sembolleri ve sembolojileri araştırırken günümüzde batı uygarlıkları tarafından benimsenen pek çok simgenin daha evvel Türkler tarafından da kullanılmış olduğunu gördüm. Bu duruma çizgilerle oluşturulabilecek farklı sembollerin sayısının limitli olması ya da toplumların birbirleri ile sandığımızdan çok daha uzun süredir iletişim içerisinde olması yol açmış olabilir. Aşağıda tanıdık gelebilecek ve Türkler tarafından kullanılmış sembollere örnekler görebilirsiniz:

Swastika

Türklerde Çarkıfelek ya da OZ tamgası da denen swastika

Cengiz Han'ın yüzüğü

 

Taşçı-Mason Sembolü

4-5.yy'a ait Karadeniz'in kuzeyinden Avrupa'ya göç eden Türk boylarına bağlı taş işçilerine ait semboller

 

Hamsa

Umay Ana (Türk Mitolojisi) ya da Meryem Ana ya da Hz. Fatma ya da Tanrıça Tanit (Kartaca) ya da Venüs (Yunan) Eli olarak bilinen sembol


Menorah

Uygurlarda ibadet sırasında Büyük Ayı Takımyıldızı'ndaki yıldız sayısı kadar yakılan mumları gösterir sembol


Mars ve Venüs

Günümüzde sıklıkla gördüğümüz Mars ve Venüs (Erkek ve Kadın) sembolleri, Choyrenskaya Türk Yazıtları ile Kırgızistan Saymalıtaş'tan

 

Neptün

Doğu Türkistan Gansu'dan, Denizler Tanrısı Neptün'ün elinde tuttuğu Trident

 

Balık Burcu

Moğolistan Türk Yazıtları'nda astrolojide Balık Burcu'nun sembolü


Yorum yazmak için giriş yapın.
Giriş Yap