731. Birim ve İşledikleri İnsanlık Suçları

19 Nisan 2019
Japonları kim sevmez değil mi? Ufak tefek, sevimli, çalışkan, bolca gururlu, her daim gülümseyen…
 
Amma velakin bu bebek yüzlü şirinlik muskalarının aslında çok karanlık bir geçmişlerinin de olduğunu ve II. Dünya Savaşında, tutsak ettikleri savaş esirlerine insanlığa sığmayacak işkenceler yaptıklarını söylersem şaşırır mıydınız?

Lafı daha fazla uzatmayayım. Bugünkü yazımızın konusu Japon İmparatorluk Ordusunun kimyasal ve biyolojik silah araştırma ve geliştirmekten sorumlu gizli birimi olan 731. Birim. Japonlar yaptıkları naneler öğrenilmesin diye, bu birimi dökümanlarında “Salgın Önleme ve Su Arıtma” birimi olarak adlandırmış. 731. Birim o zamanlar Japon işgali altında olan Kuzeydoğu Çin’de (Mançurya), Shirō Ishii isimli, tarihte görülmüş tek sevimsiz Japonun yönetimi altında kurulmuş.


731. Birim, masum emellerle kurulmuş olsa da, kısa bir süre sonra kimyasal ve biyolojik silah geliştirme merkezine dönüştürülmüş. Eğer tesis tam kapasite ile çalıştırılabilseydi, dünya üzerinde herkesi birkaç defa öldürebilecek kadar kitle imha silahi üretebilirmiş. Tabi ki bu sözde başarılar kendi başına gerçekleşmemiş, binlerce savaş esirinin acıları, gözyaşları ve hayatları üzerinden edinilmiştir. 731. Birimin sebep olduğu zulümlerin hepsini burda paylaşmamız imkansiz. Fakat aşağıda sizin için, içim sızlayarak, seçtiğim bazı deneyler insanoğlunun kontrolden çıktığı zaman ne kadar acımasız ve zalim olabildiğini size gösterecektir:

  • Soğuk Isırması Testi
731. Birime atanan Yoshimura Hisato isimli fizyolojist soğuk ısırması konusuna özel bir ilgi duyuyormuş. Çalışmaları kapsamında Japonlar, savaş esirlerini Mançurya kışında dışarı çıkartıp uzuvlarını saatlerce buzla dolu soğuk su kovalarına sokmaya zorluyormuş. Test, esirlerin uzuvlarında gözle görülebilecek buz tabakası oluşmadan önce bitmiyormuş. Bu teste şahit olan bir görevlinin ifadesine göre bu test sonrası esirlerin uzuvları o kadar donuyormuş ki, uzuvlara baston ile vurulduğunda odun bir plaka gibi ses çıkıyormuş.


Hisato daha sonra uzuvları kurtarmak için çeşitli yöntemler deniyormuş. Bazen uzuvları sıcak suya sokuyormuş, bazen ateşe yakın tutuyormuş ve bazen de hiç müdahale etmeyip deneğin kendi kanının donmuş uzvu ne kadar sürede çözeceğini görmek istiyormuş.

  • Bilinci Açık Esirleri Diri Diri Kesmek
Bu çalışmanın amacı, canlı sistemlerin ne tepki vereceğini görebilmek için savaş esirlerin uzuv ve organlarını hiçbir anestezi uygulamadan kesmekmiş. Kolera ve veba bulaşmış yüzlerce savaş esirinin, ölmeden organları çıkarılarak ölümün sebep olacağı çürüme başlamadan önce bu hastalıkların iç organlara verdiği zararlar incelenmiş.

Bazı esirlerin uzuvları kesilip, vücutlarının diğer taraflarına dikilmiş, bazılarının uzuvları ezilmiş veya dondurulmuş ve bazılarının damarları tıkanıp ne kadar sürede kangren olacakları gözlemlenmiş.


  • Silah Testleri
Japon İmparatorluk Ordusu silahlarının verimliliğini test etmek için de 731. Birimi kullanmış. Japonlar savaş esirlerini atış talim yerine toplayıp belli mesafeden tabanca, tüfek, makineli tüfek ve el bombalarıyla öldürüp daha sonra ölmüş esirlerin vücutlarındaki yara ve delikleri daha önceki silahların sonuçlarıyla karşılaştırıyormuş.

Bu testlerde bıçak, kılıç ve süngüler de test ediliyormuş fakat bu durumda savaş esirleri bağlanmak zorunda kalıyormuş.


Bu testler kapsamında bazı esirlere su ve yemek verilmeyerek, bazı esirlere sadece deniz suyu içirilerek ve bazı esirlere uyumsuz insan ve hayvan kanı enjekte edilerek kaç gün yaşayabilecekleri ölçülüyormuş.
 
Japon pilotlar için yüksek mertebede G kuvvetinin etkilerini daha iyi anlayabilmek için bazı esirler büyük santrifüj makinalarına bindirilip bilinçlerini kaybedene veya ölene kadar yüksek hızlarda döndürülüyormuş.

Sevgili okuyucularımız emin olun daha başka testler ve işkencelerde var ama ne benim yazacak halim kaldı ne de sizin okuyacak mideniz kalmıştır. O yüzden burdan hikayenin sonuna bağlanmanın uygun olacağını düşünüyorum.

731. Birim operasyonlarını II. Dünya Savaşının sonlarına kadar sürdürmüş. Savaşın sonlarında Sovyet ordusu Mançurya’ya yaklaşırken birimin operasyonları durdrulmuş ve çalışanlar ile aileleri Japonya’ya kaçmışlar. Shirō Ishii tüm çalışanlarını 731. Birimin operasyonları konusunda sessiz kalmaları için tehdit etmiş.

Savaş Japonların 1945 yılında teslim olması ile bittiğinde Amerika’lı subay Murray Sanders, Japonların biyolojik silah programlarını incelemek için Japonya’ya gönderilmiş. Murray Sanders’in 731. Birim’den haberi yokmuş fakat soruşturmalarından birinde Japon tutukluları “Sovyetler Birliğini” de soruşturmaya dahil etmekle tehdit edince Sovyet adaletinden korkan Japonlardan bazıları Sanders’a bu birimden bahsetmişler. Sanders toplayabildiği tüm bilgileri Müttefik Kuvvetler komutanı Douglas MacArthur’a iletmiş.

İşte tam burada insanoğlunun iğrenç doğası tekrar işin içine girmiş. Eminim şuan siz okuyucularımız bu zulümleri yapan 731. Birim çalışanlarının cezalarını çektiklerini söylememi istiyorsunuzdur. Fakat öyle olmuyor malesef, 731. Birim çalışanları, topladıkları tüm bilgileri Amerikalılara vermeleri karşılığında dokunulmazlık elde etmişler ve hayatlarının geri kalanını Japon akademik dünyasının başarılı bireyleri olarak geçirmişler.

Aradan geçen 70 yıla rağmen Japonya, binlerce savaş esirini resmen kobay fareleri gibi öldürdüğünü kabul etmemiş ve Çin’den resmi özür dilememiştir. Söylenen o ki, Çinliler bu yaşananları asla unutmamış ve Japonlardan intikam alabilmek için Japonya üzerindeki Amerikan şemsiyesinin kalkmasını beklemekteymiş. Bundan ötesi spekülasyona girer ama Çinliler haksız da diyemeyiz. Böyle bir zulüm, Allah göstermesin, Türklere yapılmış olsaydı biz bile Japonya’ya en şiddetlisinden notamızı verir, milletçe sushi yemeyi bırakır, büyük elçimizle beraber eğer halen oradaysa İlhan Mansız’ı da geri çekerdik…

Bir sonraki yazımıza kadar lütfen Japonlara, özellikle doktorlarına ihtiyatla yaklaşın…

Yorum yazmak için giriş yapın.
Giriş Yap