Phaistos Diski

22 Nisan 2019

Mısırlılar hakkındaki bilgilerimizi, 1799 yılında keşfedilen, üzerinde antik Yunanca ve hiyeroglifler bulunan Rosetta taşına borçluyuz. Benzer şekilde, Mayalar hakkındaki bilgilerimizi de, Mayaların K'iche dilinde yazılmış ve yazılanların, şimdiki Guatemala'da bulunan dev tabletlere resmedilerek oyulmuş olması neticesinde anlayabildiğimiz kendi tarih kitapları, Popol Vuh sayesinde biliyoruz.



M.Ö. 2000 ve M.Ö 1400 yılları arasında, Girit'te yaşamış Minoalılar hakkında ise çok şey öğrenmemizin önünde Phaistos taşı bulunuyor. Efsanevi Knossos Sarayı'nın mimarları Minoalıların yazı dillerinin, bulunan ve az çok anlaşılabilen örnekleri antik Yunanca etkisinde kalmış hiyerogliflerden oluşuyor. Ancak Phaistos diski, üzerinde harf olduğu belli, defalarca aynı şekilde yazılmış şekillerden oluşuyor. Üzerinde farklı 45 figür ve toplam 241 figür bulunan bu diskin üzerinde yazılanın kesin olarak ne anlattığı bilinmiyor. Elbette farklı arkeologlarca çeşitli teoriler ortaya atılmış olsa da henüz şifresi çözülmüş denilemiyor. Şifre çözme konusunda yeteneği olduğunu düşünen okurlarımız hemen işe koyulabilirler. Fazla vakit kaybetmeden Minoalılar hakkındaki bu gizemi çözelim.

"Onca uzman arkeolog çözememişken, biz nasıl çözelim!?" dediğinizi duyuyor gibiyim. Bu şekilde düşünmeniz size mantıklı gelebilir ancak siz de eğer benim gibi 1860 yılında, henüz 20 yaşındayken her öğle arasında sandviçini yerken merakla incelediği 2500 yıllık kil tabletlerin gizemini çözen, Gılgamış kaşifi George Smith'i tanıyor olsaydınız, böyle düşünmezdiniz.

Gılgamış Destanı'nı hepinizin duyduğundan eminim. Dilerseniz size biraz George Smith'ten, biraz da Gılgamış'tan bahsedeyim:

George, bu keşfi yaptığında, bir oymacının çırağı olarak çalışan, 6 sene evvelinde okulu bırakmış bir gençti. Çalıştığı yer British Museum'a yürüme mesafesinde olduğundan ve taşa oyulmuş şekillere, mesleki olarak da ilgi duyduğundan, öğle aralarını burada, eski tabletleri inceleyerek geçirmeyi adet edinmişti. Daha evvel Mezopotamya'ya ait, çevirisi yapılabilmiş başka yazılar mevcut olsa da, bunlar genellikle alışverişlerde kullanılan kayıtlardan ibaretti. George, çözmeye çalıştığı kil tabletin, tarihin en eski edebi eseri olduğunu henüz bilmiyordu.


Yavaş yavaş bir şeyler ortaya çıkmaya başladığında, George Smith'in bu konuda yetenekli olduğunu keşfeden müze yetkileri daha sonrasında onu resmi olarak müze çalışanı ve bu tabletlerin sorumlusu olarak işe almışlardı. Yıllar sonra, çok etkilendiği ve ekmeğini borçlu olduğu Mezopotamya topraklarına gitme imkanına kavuşan George, bu seyahatlerinin birinde maalesef dizanteriye tutuldu ve 36 yaşında gencecikken hayata gözlerini yumdu.

Biraz da Gılgamış'dan bahsedelim. (Bu noktada dileyen okuyucularımız eskilerden "Knight Errant" grubuna ait "Gilgamesh" adlı şarkıyı açabilirler.)

Gılgamış, üçte iki tanrı, üçte bir insan olan, zalim bir kraldır. Halkı bu zulümden bıkar ve dualarında, tanrılara, Gılgamış'ı şikayet ederler. Derken bir gün Gılgamış'ın karşısına çok güçlü ve vahşi Enkidu çıkar. Bu ikili derhal bir kavgaya tutuşurlar ve Gılgamış kavgayı kazanır. Ancak her ikisi de birbirlerinin kudretlerinden o denli etkilenirler ki çok iyi arkadaş olurlar. Fakat bu defa da bu iki kafadar birlikte tanrılara kafa tutmaya başlarlar. Bir çok tanrısal yaratığı, mesela Humbaba'yı, etkisiz hale getirirler. Tanrılar bu duruma oldukça sinirlenirler ve bu ikiliyi cezalandırmaya karar verirler. Enkidu böylelikle amansız bir hastalığa tutulur ve ölür. Gılgamış bu işe çok kızar ve tanrılara gününü göstermeye and içer. Fakat önce ölümsüz olması gerekmektedir. Bu yüzden daha evvel ölümsüzlüğe erişmiş Utnapishtim'i bulmaya karar verir. Utnapishtim'e, Enlil adındaki tanrı tarafından, çok büyük bir tufandan, bir gemi inşa ederek ve içerisine çeşitli hayvanları da alarak kurtulması neticesinde ölümsüzlük bahşedilmiştir. (Tufanın sona erdiğini Utnapishtim, her gün güverteden saldığı kuşların bir tanesinin geri gelmemesi sayesinde anlamıştı.) Utnapishtim, Gılgamış'a önce bir güzel nasihat verir. Ölümsüz olmanın o kadar da güzel olmadığından bahseder ancak Gılgamış ısrarcıdır. Bunun üzerine Utnapishtim, pes eder. Gılgamış'a, eğer ölümsüz olmak istiyorsa 6 gün 7 gece uyanık kalmasını söyler. Gılgamış bu görevi kabul eder fakat zaten oldukça yorgun ve ziyadesiyle argın olması sebebi ile 20 dakikada uyuyakalır. Bu durumu anlayışla karşılayan Utnapishtim, Gılgamış'a bir görev daha verir. Gılgamış, derin göllerin diplerinde bulunan çok özel bir bitkiyi getirmeyi başarabilirse, ölümsüz olabilecektir. Gılgamış bu bitkiyi arar ve bulur. Bütün bu iş yüzünden oldukça yorulmuş ve çamura bulanmıştır. Bitkiyi bir kenara koyar ve yıkanmak için suya girer. Bu sırada ortaya çıkan bir yılan bitkinin etrafına dolanır ve bir anda bitkiyle birlikte yok olur. Gılgamış artık yorulmuş, yenilmiş ve bıkmıştır. Olduğu yere çöker ve ağlamaya başlar. Yenilgiyi kabul ederek evine döner.


Phaistos'dan girip Gılgamış'tan çıktığımız, sipagetti'de bir ilk olarak fon müziği de içeren, antik Yunan ve Mezopotamya dolu bu yazıdan sonra Phaistos'un şifresini çözmeye can attığınızı tahmin ediyorum. Eğer başarırsanız bizlere de bir kredi vermeyi lütfen ihmal etmeyin.


Yorum yazmak için giriş yapın.
Giriş Yap