Giyotin

22 Nisan 2019
Bu yazımızda yazması (ve muhtemelen sizler için okuması) çok kolay olmayan ancak farklı kaynaklarca farklı anlatılarak speküle edilen giyotin ile idam sonrası bilincin 30 saniye kadar daha aktif olması konusunu açıklığa kavuşturmaya çalışacağım.

Konunun ilk ortaya atılmasını sağlayan kişi Charlotte Corday. Zamanında etkili bir bürokratın kızı olan Corday, Fransız Devrimi'nin kahramanlarından biri olan Jean Paul Marat'ın canına, Marat'ın kendi evindeki banyosunda göğsünden bıçaklayarak kıymış; daha sonra da soğukkanlılıkla polislerin gelmesini bekleyerek teslim olmuş; bu suçtan ötürü giyotin ile idam edilmiştir.


1792 yılından 1977 yılına kadar kullanılan, Joseph Ignace Guillotin'in, Fransız Devrimi sırasında kullanılması için icat ettiği giyotin, hızlı olması, çok acı vermediğinin düşünülmesi ve daha "insancıl" olması sebebi ile ortaya çıkmış bir idam yöntemi olsa da, durumun çok da böyle olmayabileceği düşüncesi ilk olarak Corday'in idamı sonrasında ortaya çıkmış. Corday'in bedeninden ayrılmış başını yerden alarak yanağına bir tokat atan, Marat'ın destekçilerinden bir cellat, şaşkınlık içerisinde Corday'in gözlerini çevirerek kendisine baktığını görmüş; bu olay başka şahitler tarafından da doğrulanmış.

1793'te kralın idamı ile başlayan ve toplam 2639 kişinin idam edildiği Fransız Devrimi süresince benzeri olaylar ve söylentiler bir çok kez dillendirilmiş. 1905 yılında ise Dr. Gabriel Beaurieux, bu durumu daha iyi açıklayabilmek için, Henri Languille isimli bir kişinin idamını izleyerek gözlemlerini kaydetmeye karar vermiş. Yazdığına göre, idamın hemen sonrasındaki 5-6 saniye kadar göz ve dudaklar kasılıp gevşeme hareketi yapmış. Daha sonra bu kasılmalar yavaşlamış ve gözler hafifçe kısılmış. Mesleği sebebiyle bir çok kez ölüme şahit olduğundan bu durumun ölüm öncesi olağan olduğunu belirtiyor. Daha sonra yüksek sesle "Languille" diye seslendiğinde, Languille'nin gözlerini çevirerek kendisininkine yöneldiğini fakat daha sonra yeniden göz kapaklarının kapandığını söylüyor. Bunun sonrasında yeniden yüksek sesle "Languille" diye bağırdığında aynı olay yeniden yaşanmış. Üçüncü kez seslendiğinde ise Languille buna tepki vermemiş. Tüm bu olayın 25-30 saniye kadar sürdüğünü belirtiyor.


Bu gözlemlere karşın, günümüz bilim adamlarının konu ile yaptığı araştırmalar neticesinde, bu gerçekleşen olayların bilinçli hareketler olmadığı, daha çok refleksif kasılmalar olarak açıklanabileceği söyleniyor. Kan akışının olmadığı beynin 2-3 saniye kadar süre içerisinde komaya gireceği, bilincin de bu süre sonunda yitirileceği belirtiliyor.


Hayvanlar üzerinde yapılan, ki tasvip etmesek de tıbbın gelişmesinin maalesef yegane yolu olan, deneylerde başın gövdeden ayrılması sonrasında beyin aktivitesinin 2.7 saniye sonra durduğu tespit edilmiş (Derr, R.F., Minnesota).

Giyotinin acısız bir yöntem olup olmadığına gelecek olursak, Fransızların bu konuda da yanıldığını söyleyebiliriz. İngiliz bilim adamı Dr. Harold Hillman'ın 1997 yılında yayınladığı rapora göre bu şekilde idam, aşırı derecede yüksek acıya sebep oluyor. Hillman'ın bu araştırması ile "Ig Nobel Barış Ödülü" (*) aldığını ve bunun modern toplumların hiçbiri tarafından bu yöntemin tekrar kullanılmamasının sebeplerinden biri olduğunu da eklememiz gerekir.

Ömrüm boyunca bu kadar çok "idam" kelimesini kullanmamış, böyle bir konuda bu kadar uzun süre okuyup, yazmamıştım. Yazmaya başlamadan evvel de bir hayli tereddüt ettiğim bu konuyu yalnızca giyotinin ne kadar berbat bir olay olduğunu, ahalinin bunu çoluk çocuk izlemeye gelmesinin ne kadar hastalıklı bir durum olduğunu, geçtiğimiz yüzyılın ortalarına kadar (sadece 41 yıl öncesine kadar) bu yöntemin uygulandığını hatırlatmak/düşündürmek için yazdım.

(*) Ig Nobel Ödülleri, Nobel'in bir parodisi olarak, "tekrarlanamayacak ya da tekrarlanmaması gereken" bilimsel araştırmalar için veriliyor.

Yorum yazmak için giriş yapın.
Giriş Yap