Lanet Bir İnsan: Belçika Kralı 2. Leopold

17 Nisan 2019
1990'lar ve 2000'leri hatırlayan pek çok Türk genci gibi ben de Belçika'dan çok hazzetmem. Kendimi liberal bir insan olarak tanımlayabilecek olsam da konu Belçika'ya geldiği zaman, belki de bugüne kadar Türkiye aleyhinde eylem yapmış tüm teröristlere kucak açtığı için, engel olamadığım bir önyargım var. Dolayısıyla Belçika Kralı 2. Leopold'u ve sebep olduğu insanlık suçlarını sizlere ifşa ettiğim için çok mutluyum.
 
Yazımızın anti-kahramanı, az önce de dediğim gibi Belçika Kralı 2. Leopold. Hemen altımızdaki fotoğrafından da görülebileceği insanların yüzüne nur dağıtılırken tuvalette kalmış bu suratsız 1865'te Belçika tahtına çıkıp 1909 yılına kadar, "Kötüye birşey olmaz" lafını doğrularcasına tam 44 yıl boyunca ülkesini yönetiyor.
 
Leopold 1
 
1885 yılında yapılan Berlin Konferansı’nda batılı büyük devletler Kongo havzasını Belçika'ya, dolayısıyla 2. Leopold'a teslim ediyor. 2. Leopold bu toprakları etinden ve sütünden faydalanabileceği şahsi ticari iş girişimi olarak tutmak istediğinden "Congo Free State" adında, özerk bir yapı kuruyor. İlk zamanlar Congo Free State ekonomik anlamda tam bir fiyasko olsa da 1890'lara gelindiğinde dünya genelinde kauçuk talebi patlayınca Kongo kısa sürede 2. Leopold için tekrar değerli konuma geliyor. 2. Leopold Kongo'nun yerleşim olmayan tüm topraklarını devletleştiriliyor ve bu toprakları ufak parçalara bölerek kendine bağlı özel şirketlere dağıtıyor. 1891'den 1906 yılına kadar bu şirketler herhangi bir cezai sorumluluktan muaf tutularak Kongo halkını türlü işkenceler ve zulümler eşliğinde köle işçi olarak kullanıp, Leopold'un cüzdanını oldukça kabartıyorlar.
Belçikalılar işkence ve köleliği, gene Kongolulardan oluşturdukları "Force Publique" denen paramiliter grupları taşeron olarak kullanarak yapıyorlar. Force Publique Kongo halkını yakından izliyor, kauçuk çıkarmak istemeyen Kongoluları ya öldürüyor ya da köylerini yerle bir ediyor. Leopold, Force Publique'i yeteri kadar silahlandırıyor fakat bir süre sonra Avrupa’dan gelen cephane pahalı gelmeye başladığı için Kongoluları öldürmekte kullanılan her kurşunun hesabı sorulmaya başlanıyor. Dolasıyla Force Publique'ten harcadığı her kurşunun gerçekten sadece ve sadece Kongolu öldürmekte kullanıldığını kanıtlaması için, öldürdükleri Kongoluların bir elini kesip kanıt olarak getirmeleri isteniyor.

Belçikalılar Kongolular için çok yüksek kauçuk toplama kotaları belirledikleri için Kongoluların dolmayan kota için ellerinin kesilmesi gündelik hayatın bir parçası haline gelmiş... Ellerini bazen Force Publique askerleri, bazen de kraldan çok kralcıya dönüşen kendi köylüleri kesiyormuş. Hatta birkaç sefer bazı köylerin diğer köylere saldırıp kestikleri elleri kendi eksik kotalarına karşılık kullandıkları bile rapor edilmiş. Katliamdan kurtulan bazı Kongolular, öldürülmemek için ölü taklidi yaptıklarını, hatta öldüklerinin kanıtı olarak ellerinin kesildiği zaman bile ses çıkaramadıklarını anlatmış yıllar sonra.
 
Leopold 2
Leopold 3
Belçikalıların yaptığı insanlık dışı zulümler bir yana, Kongoluların mecbur bırakıldığı insanlık dışı koşullar ve şartlar nüfusun hastalıktan kırılmasına da sebep olmuş. Uyku hastalığı, su çiçeği, domuz gribi, amipli dizanteri gibi hastalıklar yüzbinlerce hatta milyonlarca Kongolunun canına mal olmuş.
Kongo'da hastalıklar ve cinayetler ile beraber 20 yıllık bir süreçte farklı tahminlere göre 10 ila 20 milyon insanın öldüğü tahmin ediliyormuş.
Kongo'da yaşananlar Hristiyan misyonerlerce kaydedilip, batı medyasında haber olmaya başladığında en başta İngiltere olmak üzere, Amerika Birleşik Devletleri ve hatta Belçika kamuoylarında inanılmaz bir öfke ve şaşkınlığa neden olmuş. İngiliz aktivist E.D. Morel önderliğinde uluslararası toplum Belçika'dan bu katliamları durdurmasını istemiş. Uluslararası baskıya daha fazla dayanamayan 2. Lepold, 1908 yılında Kongo’yu, "Belçika Kongo’su" olarak kendi kendi yönetiminden Belçika parlamentosu yönetime geçirerek bu utanç verici katliamlara son vermiştir.
 
Politika hakkında yazmayı sevmem, ama bugün medeniyetin beşiklerinden sayılan, Avrupa Birliğinin başkentine ev sahipliği yapan ve her ülkeye her fırsatta insan hakları dersi vermeye bayılan Belçika’nın daha sadece 100 yıl önce yaptığı bu katliamlar umarım daha çok insan tarafından bilinir ve hatırlanır.

Bir sonraki yazımıza kadar kimseye zulmetmeden kalın. Hatta bir sonraki yazıya kadar değil, hiç bir zaman hiç bir canlıya zulmetmeyin...


Yorum yazmak için giriş yapın.
Giriş Yap