Osmanlı Tarihinin En Kolay Galibiyeti: Şebeş Savaşı

22 Nisan 2019
Merhaba sevgili okuyucularımız. Amatör bir tarih sever olarak bugün sizlere, her okuduğumda beni şaşırtan ve oldukça güldüren Şebeş savaşından bahsetmek istiyorum. Tarihi çok sevsem de takdir edersiniz ki uzmanı sayılmam. Fakat uzman olmamama rağmen “savaş” yapabilmek için en az iki taraf olması gerektiğini biliyorum. Hasbelkader iki taraftan az katılımcılı bir savaş olursa, zaten genellikle Sipagetti’ye konu oluyor.

Takvimlerimiz 1788 yılını gösteriyor. Avusturya İmparatorluğu ile Osmanlı İmparatorluğu, Tuna nehrinin kontrolü için savaşmakta. Avusturya İmparatoru II. Joseph, Hristiyanlığın savunucusu olarak, “barbar” Türkleri Balkanlardan atmak için Belgrad yakınlarında büyük bir ordu toparlamış. Yakın gelecekte olacaklara işaret olacak olsa gerek ki, kamp kurmak için seçtikleri bölge sıtma hastalığıyla kavrulduğu için, Avusturyalıların 172.000 askeri hastalanırken, 33.000 askeri, daha bir Osmanlı askeri dahi göremeden hayata veda etmiş.

Osmanlı ordusunun harekete geçtiğini duyan II. Joseph, ordusunun ayakta durabilen yarısını alarak Osmanlı ordusunun yolunu kesmek için yola koyulmuş. Avusturyalılar bir Eylül akşamı Şebeş kasabasına varmışlar. Kamplarını kuran Avusturyalılar, Osmanlı ordusunun yerini tespit etmesi için, hafif süvari birliklerini keşif görevine göndermişler. Piyadelere göre daha soylu sınıfa mensup askerlerden oluşan süvariler, biraz ilerlediklerinde kamp yapan bir tüccar grubuyla karşılaşmışlar. Tüccar grubundan bol miktarda alkol tedarik eden süvariler, görevlerini unutup, keyifli bir gece geçirmeye koyulmuşlar.

Bir süre sonra, Avusturya ordusuna ait bir piyade grubu, sarhoş olmuş hafif süvari grubuna denk gelmiş. Piyadeler de aleme katılmak istemiş fakat hafif süvariler, kendileri gibi soylu olmayan piyadeler ile eğlenmek istemedikleri için, bu isteği oldukça kaba şekilde geri çevirmiş. Bunun üzerine piyadeler ile süvariler arasında önce fiziksel arbede, sonra silahlı çatışma çıkmış.

Şebeş kasabasında kamp kurmakta olan Avusturya ordusunun geri kalanı, içip eğlenmedikleri için, Osmanlı ordusundan gelebilecek bir sürpriz saldırı için tetikte bekliyorlarmış. Birkaç kilometre uzakta sarhoş süvariler ile piyadeler arasında silahlı çatışma başlayınca ve sesleri kasabaya ulaşınca, kasabada bekleyen askerler, bir Osmanlı saldırısının başladığı düşünüp “Türkler, Türkler” diye bağırmaya başlamışlar.

Bu arada halen kavga etmekte olan sarhoş süvariler ve piyadeler de, Şebeş kasabasında arkadaşlarının “Türkler, Türkler” diye bağırmalarını duymuş ve kasabanın Osmanlı saldırısına uğradığını düşünüp hemen geri dönmek için yola koyulmuş.


Şebeş kasabasında panik halinde bekleyen Avusturyalılar, karanlıkta kasabaya hızla geri dönmeye çalışan Avusturyalı süvari ve piyadeleri görür görmez Osmanlı askerleri sanıp, ateş etmeye başlamışlar.

Kendilerine ateş açıldığını gören süvari ve piyadeler ise, kasabanın çoktan Osmanlılar tarafından ele geçirildiğini düşünüp, ateşe ateşle karşılık vermişler. Avusturyalılar diğer Avusturyalıları tarumar etmekle meşgulken, birkaç subay durumdan şüphelenerek Almanca “Halt Halt (Dur)” diye bağırmış ama Avusturya ordusuna mensup fakat Almanca konuşamayan Sırp, Hırvat, Çek ve Macar asıllı askerler “Halt” komutunu da, çatışmanın ateşi içinde “Allah Allah” diye anlayınca, çatışmanın şiddeti artmış.

Sarhoşluğun, karanlığın, paniğin ve dil bariyerlerinin sebep olduğu ve tüm gece süren çatışmalar sonucunda binlerce Avusturya askeri yaralanmış veya hayatını kaybetmiş. Ancak sabah olduğunda ne yaptıklarını tam olarak idrak edebilen Avusturyalıların binlerce askerinin ölmesi veya yaralanması, orduyu aciz duruma düşürdüğü için, Avusturyalılar Şebeş kasabasını terk ederek geri çekilmişler. Şebeş kasabasına iki gün sonra varan Osmanlı ordusu, hiç bir direniş ile karşılaşmadan kasabayı ele geçirebilmiş.


Sevgili okuyucularımız, Şebeş savaşı tarihçiler için oldukça tartışmalı bir konu. Savaşın, gerçekleştiği tarihten yaklaşık 40 yıl sonra kayıtlara girmesi ve bir ordunun neredeyse tüm gece kendi kendisiyle savaşmasının imkansız olduğunun düşünülmesi, bazı tarihçilere bu savaşın aslında hiç gerçekleşmediğini düşündürmekte.

Bu savaşın gerçekten yaşandığını düşünen tarihçiler ise, savaşın 40 yıl sonra kayıtlara girmesinin nedeninin, Avusturya ordusunun yaşadığı utanç ve ayıbı olabildiğince uzun süre saklamak istemesi olduğunu düşünmektedir.

Bir sonraki yazımıza kadar sevgiyle kalın.

Yorum yazmak için giriş yapın.
Giriş Yap