İnsanlık Tarihinin En Kötü Yılı

22 Nisan 2019
Merhaba sevgili okuyucularımız. 2019’a yeni merhaba dediğimiz şu günlerde, sizi bilemem fakat ben 2018’e veda ettiğimiz için çok memnunum. 2018 benim için büyük bölümü kötü geçen bir yıl oldu. Bir ihtimal siz sevgili okuyucularımız arasında da 2018’den en az benim kadar hoşlaşmamış olanlarınız vardır. Belki kiminiz sağlık sorunları yaşadınız, belki ruh ikiziniz sandığınız sevdiceğinizin super fresh donmuş kalpli bir insan olduğunu fark ettiniz ya da belki en yakın dostunuz bellediğiniz kredi kartınız size ihanet edip, sizi akıl almaz borç & faiz girdabına soktu. 2018 ne kadar zorlu geçmiş olursa olsun, gene de şükretmemiz lazım çünkü geçmişte öyle bir yıl yaşanmış ki, Harvard Üniversitesi araştırmacılarına göre insanlık tarihinin en kötü yılı ünvanını sonuna kadar hak etmiş.

Araştırmacılara göre insanlık tarihinin en kötü yılı, ne vebanın Avrupa’yı kasıp kavurduğu 1347 ne de İspanyol gribinden 100 milyon insanın hayatını kaybettiği 1918 yılı. İnsanlık tarihinin en kötü yılı, çoğu insanın haberinin dahi olmadığı 536 yılıymış.

536 yılı, Doğu Roma İmparatoru Jüstinyen’in tahta geçişinin 10. yılı. İnsanlık, ufak tefek çatışmalar dışında pek de bir sorun yaşamıyormuş. Fakat aniden ortaya çıkan bir toz bulutu gökyüzünü kaplamış, güneşi kapatarak hava sıcaklığını anormal seviyelere düşürmüş, ekinlerin yetişmesini engelleyerek dünya genelinde kıtlıklara ve karmaşaya sebep olmuş.

Dönemin tarihçisi Procopius durumu şu şekilde tasvir etmiş: “Ve bu yıl boyunca, en korkunç alamet gerçekleşti. Yıl boyunca güneş, ay gibi, ısıtmadan ışık verdi ve güneş gittikçe artan şekilde güneş tutulmasındaymış gibi görünüyordu, çünkü güneş ışınları normalde olduğu gibi yeryüzüne ulaşamıyordu”.

Bu facianın nedenini arayan ve ellerinde avuçlarında bir damla kanıtı olmayan bilim insanları, her zamanki gibi buzullara yönelmişler. Buzullar, her sene yağan kar ile üst üste biriken bir yapıda olduklarından, yeteri kadar derinden bir örnek alındığında, o sene dünyada neler yaşandığına dair birçok ipucu barındırabiliyor. Dolayısıyla ancak İsçivre’de bulunan Colle Gnifetti buzulundan alınan örnekler sonucu 536 yılında dünya atmosferinde neler olduğu anlaşılabilmiş.

Görünüşe göre, 536 yılında İzlanda’da yaşanan büyük bir volkanik patlama sonucu atmosfere büyük miktarda volkanik kül salınmış ve bu küller 18 ay boyunca güneş ışınlarını engelleyerek hava sıcaklığını yazları bile 2.5 dereceye kadar düşürerek, 2300 yılın en soğuk yıllarını yaşatmış. Aynı yaz Çin’de kar yağmış ve kuzey yarımkürede neredeyse tüm tarım ürünleri yetişemez hale gelmiş. İrlanda’da bulunan bazı kaynaklara göre 536 – 539 yılları arasında bu bölgede doğru düzgün ekmek bile üretilememiş.


İnsanlığın kötü talihi 536 yılındaki volkan patlamasıyla da bitmemiş. Aynı buzul örneklerinden tespit edilen bilgilere göre, 540 ve 547 yıllarında birer büyük volkan patlaması daha gerçeklemiş ve insanlığın güneşe olan hasreti 10 yıldan fazla sürmüş.
 
İnsanoğlunun bu karanlık, soğuk ve kıtlık dolu şartlarda hayatta kalması bile zorken, 541 yılında Mısır’da ortaya çıkan “Hıyarcıklı Veba” hastalığı Mısır’dan, Avrupa’ya kadar olan bölgeyi etkisine almış ve Akdeniz havzasında yaşayan insanların %35-55’inin hayatını kaybetmesine sebep olmuş. Bu insan kayıpları ve kıtlıklar, Doğu Roma İmparatorluğu’nun çökme sürecini ateşleyen nedenler olmuş.

Tüm bu kıtlık, hastalık ve ölümlerden sonra dünya ekonomisi büyük bir darbe almış ve erken toparlanma sinyalleri 30 yıl sürse de, insanoğlunun gerçek anlamda toparlanması tam 100 yıl sürmüş. Hiç şaşırmayacaksınız ama ekonomik toparlanmanın 100 yıl sonra gerçekleştiğinin kanıtları da gene buzullardan çıkmış. 640 yılına ait buzul örneklerinde yoğun miktarda kurşuna rastlanmış. Kurşun, gümüş madenciliği sonucu atmosfere salındığı için insanların o yıllarda artık hayatta kalma problemi kalmadığını ve tekrar para basıp, normal ekonomik önceliklerine döndüklerini gösteriyormuş.

Yani sevgili okuyucularımız, ne kabarık kredi kartı borçları, ne ufak sağlık sorunları, ne de kalpsiz sevdicekler size yaşadığınız yılın kötü olduğunu düşündürmesin. Velev ki düşünür gibi oldunuz, hemen aklınıza atalarımızın 536 yılı ve sonraki süreçte neler yaşamış olabilecekleri getirin.

Bir sonraki yazımıza kadar sevgiyle kalın.

Yorum yazmak için giriş yapın.
Giriş Yap