Teşekkür Edilesi Gen Mutasyonu

19 Nisan 2019
Merhaba sevgili okuyucularımız. Son birkaç gündür Homo Sapiens ile aynı zamanlarda yaşamış fakat yaklaşık olarak 30.000-40.000 yıl önce soyu tükenmiş olan Neandertal ve Denisova İnsanlarıyla ilgili yazılar okuyorum. Doğal olarak aklıma "Neden homo sapiens değil de onların soyu tükendi?" sorusu geldi. Bilim adamları bu konuda, aşağıda da belirteceğim birkaç sebep öne sürüyor, fakat son zamanlarda yapılan yeni bir keşif, bugün yazımızın konusu olmaya hak kazandı.

Şimdi sizleri çok eskiye götürmek istiyorum, onbinlerce yıl önceye…O zamanlar biz, yani Homo Sapiens, dünyamızı Neandertal ve Denisova denilen kuzenlerimizle paylaşıyormuşuz. Neandertal kuzenlerimiz soğuk iklime adapte olmak için Homo Sapiens’ten daha iri yarı, kısa bacaklı ve kocaman gövdeliymiş. Neandertaller genelde Avrupa ve Güney Batı Asya civarında yaşamışlar. Diğer kuzenlerimiz olan Denisova insanlarının hakkında çok daha az bilgi var ama elimizde olan kemiklere bakacak olursa onlarda Neandertal kuzenlerimiz gibi iri yapılılar ve Orta ve Güneydoğu asya civarında yaşamışlar.

Homo Sapiens 40.000-50.000 yıl önce Afrika’dan çıkıp, Avrupa’ya ve Asya’ya yayılmaya başladığında bu kuzenlerimizle karşılaşmış. Kuzenlerin nasıl geçindiği tam olarak bilinmiyor fakat Neandertallerin Homo Sapiens’in Avrupa’ya gelmesinden sonra yavaş yavaş azalarak tükendiği fosil kayıtlarından biliniyor. Bilim adamları bu konuda üç teori üzerinde duruyor:
  1. Neandertaller ayrı bir insan türü olarak Homo Sapiens Avrupa’ya geldiğinde iki tür arasındaki muhtemel sürtüşmeler sonucu soyları tükenmiştir.
  2. Neandertaller Homo Sapiens ile çiftleşerek genetik olarak absorbe edilerek tükenmişlerdir.
  3. Dev bir volkanik patlama ve sonrasındaki ölümcül koşullar Neandertallerin sonunu getirmiştir.

Peki ne sebeple olursa olsun Neandertaller ve Denisova insanlarının soyu tükenmişken, nasıl oldu da Homo Sapiens sağ kalabildi? Hepimiz cin gibi olduğumuz için ilk akla gelen sebep beynimiz olacaktır. Neandertaller Homo Sapiens’ten daha büyük beyine sahip. Fakat aşağıdaki resimde görülebileceği gibi Homo Sapiens’in ön lobu Neandertallerinkinden çok daha büyük. Beynimizin ön lobu karar verme, sosyal davranışlar, yaratıcılık ve düşünce merkezlerine ev sahipliği yaptığı için bu konularda kuzenlerimizden çok daha başarılı olabilmişiz. Sosyal becerileri daha gelişmiş olan Homo Sapiens, gruplar içinde iş bölümü yaparak çok daha başarılı şekilde avlanmış, korunabilmiş ve yiyecek toplayabilmiş.


Gene yukarıdaki kafataslarına bakacak olursak, sol tarafta bulunan Homo Sapiens kafatasının çenesinin ve dişlerinin daha küçük olduğu görülebilir. Bu Homo Sapiens’in yiyeceklerini daha fazla proses edebildiğini ve pişirebildiğini gösterir. Midemize giren yiyecek ne kadar proses edilmiş olursa onları sindirmek için o kadar az enerji harcamak zorunda kalırız ve kalan enerjimizi ise kaçmak, korunmak, üremek gibi daha önemli işlerde kullanabiliriz.
 
Homo Sapiens’in hayatta kalma konusunda kuzenlerinden daha başarılı olmasının ana sebepleri olarak bunlar gösterilse de yakın zamanda yapılan DNA analizleri, Homo Sapiens’in hayatta kalma başarısındaki ufak bir sırrı daha ortaya koymuştur: “AHR Gen Mutasyonu…” Uzun hali “aril hidrokarbon reseptörü” olan AHR tüm omurgalılarda bulunan bir gendir. Aril hidrokarbon reseptörü, hidrokarbonlara biyolojik tepkilerin düzenlenmesinde rol oynayan metabolic enzimleri düzenleyen bir gendir.
 
Tanımını yukarıda verdik ama gerçekte ne işe yarar bu gen? İnsan türleri Homo Erectus’tan başlayarak yaklaşık olarak 1 milyon yıldan beri şu veya bu şekilde ateşi kullanabilmiş. Homo Sapiens’i diğer insan türlerinden ayıran ise ateşe karşı verdikleri biyolojik reaksiyondur. Bundan 100.000 yıl önceki koşulları hayal edin…Farklı insan türleri doğada bulabildikleri mağaralara sığınıyor, ısınmak için mağara içinde ateş yakıyorlar ve hepsi doğal olarak duman solumak zorunda kalıyor. Yanma sonucu ortaya çıkan toksinler solunum yoluyla vücutlarına ve hücrelerine giriyor, AHR geni tarafından kodlanan AHR proteini bu toksinlere bağlanıp bu toksinleri hücre çekirdeğine geçirirek başka genleri aktive ediyor. Devam eden süreçte oluşan zincirleme reaksiyonlar ise zehirlenme ve hatta ölüm ile sonlanabiliyor.



Toksikoloji alanında uzman bilim adamları, Homo Sapiens’in AHR geninde bir amino asit değişikliği olduğunu ve bu değişikliğin sonucu olarak bu AHR proteinin toksinlere bağlanmasının daha zor hale geldiğini ortaya çıkarmışlar. Bilim adamlarının ellerinde bulunan 6 farklı Neandertal ve 2 farklı Denisova İnsanı DNA dizilimerini incelendiğinde sadece Homo Sapiens’te bu gen mutasyonunun gerçekleştiğini görmüşler.
 
AHR gen mutasyonunun nasıl ve ne zaman gerçekleştiği bilinmiyor. Fakat bu mutant gen sayesinde Homo Sapiens kuzenleri Neandertallere göre duman solumaktan dolayı oluşabilecek, enfeksiyon, zehirlenme hamilelikteki yan etkiler, vs… gibi negatif etkilerden kuzenlerine göre çok daha az etkilenmiş ve ısınmak, korunmak, pişirmek için ateşi daha rahat ve sorunsuzca kullanabilmiş. Doğal seleksiyon sonucu bu mutant geni taşıyan Homo Sapiensler daha kolay hayatta kalıp gene bu gene sahip çocuklar doğururken, diğer türler hayatta kalamamışlar.

Genlerimizde gerçekleşmiş olan ufacık bir amino asit mutasyonunun, bizi soyu tükenmiş kuzenlerimizin hüzünlü istikametinden döndürüp bu gezegenin efendisi olmamızı sağlamış olmasını öğrenmiş olmak gerçekten hayatın ufacık detaylarda, minicik tesadüflerde yattığını bana bir kez daha hatırlattı.

Homo Sapiens atalarımızın vakti zamanında ölmeden ısınabildiği için, zehirlenmeden ateş yakarak vahşi hayvanları uzak tutabildiği için ve en önemlisi bizler bugün iyi havalarda toplaşıp mangal yapabildiğimiz için AHR gen mutasyonuna çok şey borçluyuz.

Bir sonraki yazımıza kadar siz gene de çok fazla duman solumayın.

Yorum yazmak için giriş yapın.
Giriş Yap